;
Politika

Son 50 Yılda Dünyadaki Sulak Alanların En Az Yüzde 35’i Yok Oldu

sulak alan

Uzmanlar Türkiye’de son 60 yılda 260’tan fazla gölün, derenin, sulak alanın işlevsiz hale geldiğini ya da kuruduğunu, ayrıca 2023 yılı Ocak ayı itibariyle sulak alanlarımızdaki su kayıplarının ortalamasının %75’in üzerinde olduğunu belirtiyor.

Tüm dünyada sulak alanların önemi ve korunmasına yönelik bir farkındalık yaratmak amacıyla her yıl 2 Şubat’ta kutlanan “Dünya Sulak Alanlar Günü”nün bu seneki ana mesajı: “Sulak Alanları Onarma Zamanı”. 1997’den bu yana kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü’nde bilim insanları son 50 yılda tüm dünyadaki sulak alanların en az %35’ini kaybettiğimizin altını çiziyor.

Türkiye, sulak alanların korunmasını amaçlayan uluslararası bir sözleşme olan Ramsar Sözleşmesi’ne 1994 yılında imza attı ve Akyatan Gölü,  Burdur Gölü, Gediz Deltası, Göksu Deltası, Kızılırmak Deltası, Kızören Obruğu, Kuyucuk Gölü, Manyas (Kuş) Gölü, Meke Maarı, Nemrut Gölü, Seyfe Gölü, Sultansazlığı, Uluabat Gölü, Yumurtalık Lagünü’nü Ramsar Alanı olarak tescil ederek ulusal sınırları içindeki bu sulak alanları korumayı ve akıllı kullanımını sağlamayı uluslararası düzeyde taahhüt etti. Fakat uzmanlar Türkiye’de son 60 yılda 260’tan fazla gölün, derenin, sulak alanın işlevsiz hale geldiğini ya da kuruduğunu, ayrıca 2023 yılı Ocak ayı itibariyle sulak alanlarımızdaki su kayıplarının ortalamasının %75’in üzerinde olduğunu belirtiyor.

Türkiye’de 26 yıldır kutlanan bu günde, Change.org/SulakAlanlar adresinde sulak alanların korumasına yönelik kampanyalar yürüten bireyler ve kurumlar, Türkiye’deki kuraklık tehlikesine ve sulak alan kaybına dikkat çekti. Sulak alan kampanyalarına bugüne kadar yaklaşık 500 bin imza atıldı.

“Ekolojik Dengenin Sağlanmasında Büyük Önem Taşıyor”

T.T.K.D. Bilim Danışmanı Hidrobiyolog Dr. Erol Kesici, sulak alanlarına önemine dair şu açıklamada bulundu: “Sulak alanlar, bulundukları ortamda bir sünger gibi suyu emerek toplama özellikleri, yer altı suyunu beslemeleri ve yüzey akışa geçen suyun hızını azaltma özellikleri ile sel taşkınlarını ciddi ölçüde azaltırlar. Yine baraj ve gölet gibi suni sulak alanlar afet riskini azaltmanın yanı sıra özellikle kış aylarında olmak üzere su kuşları için önemli bir beslenme, konaklama ve üreme alanlarıdır. Yağmur ormanlarından sonra biyolojik olarak en üretken ekosistemler olan sulak alanlar, gerek ekolojik dengenin sağlanmasında, gerekse biyolojik çeşitliliğin korunmasında büyük önem taşımalarının yanı sıra yöre ve ülke ekonomisine çok büyük katkıları olan ekosistemlerdir. Eşine az rastlanır veya sıra dışı biyo-coğrafi bölgedeki sulak alanlara ait nadirlik ve tipiklik bakımından özgül bir örnek oluşturması ve kayda değer miktarda az rastlanan, sadece oraya özgü endemik ve yaşamları tehlikeye düşen veya tehlike altında olan bitki-hayvan türlerinin ortamı olmasının yanı sıra canlı toplulukları bakımından özgül bir değere sahipse, uluslararası sulak alan kabul edilmektedir. Sulak alanlar, içme-kullanma suyunun, nemin kaynağı, iklimin düzenleyicisi ve sigortasıdır.”

Türkiye’de kuraklıkla ilgili afet yönetim planı yapılsın talebiyle imza kampanyası yürüten Can Suyumuz Ekibi ise, “Bugün 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü. Peki sulak alanlarımız ne kadar önemsiyor ve koruyoruz? Ülkemiz kuraklığın etkisinin çokça görüldüğü ve her geçen gün bu etkinin altına girdiği bir ülke. Sulak alanlarımız, temiz su alanlarımız, göllerimiz kuraklık tehdidiyle karşı karşıya. Ülkemizin Karadeniz bölgesinde bu amaç doğrultusunda change.org/kuraklikalarmi adresinde bir imza kampanyası başlattık. Bölgemiz sulak bir alan olarak görülse de yaşanan iklim değişikliği nedeniyle kuraklık riski burada da mevcut. Biz de bu bilinci oluşturmak amacıyla Can Suyumuz ekibi olarak Türkiye’de kuraklığa kırmızı alarm veriyoruz. Bu amaç doğrultusunda da isteğimiz kuraklık ile ilgili afet planı oluşturulması. Bu afet planı sayesinde kuraklığın etkileri azaltılarak sulak alanlarımız korunacaktır” açıklamasında bulundu.

Van Çevder Başkanı Ali Kalçık ise Van’da ormanların yetersizliği nedeniyle kişi başına düşen yeşil alanların bir metrenin altında olduğuna dikkat çekerek, “Van Gölü havzası gibi çok önemli sulak alanların olması doğanın bize büyük armağanıdır. Hem oksijen deposu, hem binlerce canlının yaşam ve üreme alanı ve de en önemlisi doğal arıtmalardır. Yol yapımları, dolgu imara açılmış, tarımsal amaçla dönüştürülmüş alanlar… Bu gibi yanlış uygulamalar sonucu bu değerimiz bitme noktasına geldi. Zaten sulaklar küresel ısınma kaynaklı büyük ölçüde kurudu. Bu yüzden Van Çevder olarak change.org/VanGoluKorunmali adresinde yürüttüğümüz kampanya ile Van Gölü’nün özel çevre koruma bölgesi ilan edilmesini ve iklim uyum planı yapılmasını talep ediyoruz” dedi.