Akdeniz iklim krizinden en hızlı etkilenen deniz havzaları arasında. Deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, mercan ağartmasına, yerel türlerin habitatlarını terk etmesine, istilacı türlerin yayılmasına yol açıyor; son senelerde daha sık gördüğümüz müsilaj oluşumunu hızlandırıyor. Saros Körfezi ise bu tablonun somut bir yansıması haline gelmiş durumda.
İklim değişikliğiyle mücadele için enerji dönüşümü üzerine çalışmalarda bulunan 350 Türkiye, yeni kampanyası Gerçek Sebep: Fosil Yakıtlar kapsamında Saros Körfezi’nde dikkat çekici bir eylem gerçekleştirdi. Dalgıçlar, denizin altında açtıkları “İklim krizi burada” pankartıyla iklim krizinin artık yalnızca geleceğe dair bir tehdit değil, bugün denizlerin altında da gözlemlenebilen bir gerçek olduğunu vurguladı.
Bilimsel araştırmalar, Akdeniz’in iklim krizinden en hızlı etkilenen deniz havzaları arasında yer aldığını gösteriyor. Deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, mercan ağartmasına, yerel türlerin habitatlarını terk etmesine, istilacı türlerin yayılmasına yol açıyor; son senelerde daha sık gördüğümüz müsilaj oluşumunu hızlandırıyor. Saros Körfezi ise bu tablonun somut bir yansıması haline gelmiş durumda.
350 Türkiye, başlattığı Gerçek Sebep: Fosil Yakıtlar kampanyasıyla, iklim krizinin temel nedeninin kömür, petrol ve gaza dayalı enerji sistemi olduğuna dikkat çekiyor. Kampanya, hayat pahalılığından aşırı hava olaylarına, orman yangınlarından deniz ekosistemlerinin tahribatına kadar yaşanan birçok krizin ortak noktasının fosil yakıt bağımlılığı olduğunu vurguluyor.
“Denizin Altındaki Sessiz Çığlık Büyüyor”
Uzun yıllardır Saros Körfezi’nde dalış yapan dalgıç Ezgi Adanç, su altında gözlemlediği değişimleri eylem ardından şu sözlerle anlattı:“Yıllardır Saros Körfezi’nde belli aralıklarla dalış yapıyorum. İklim krizinin etkileri artık suyun altında da gözlemlenebiliyor. Sıcaklıkların artmasıyla mercanlar beyazlıyor, balık ölümleri gerçekleşiyor, istilacı türler artıyor. Suyun altında yaşanan bu sessiz çığlık ciddi bir alarm. Saros Körfezi’nde bulunan doğalgaz limanı da burayı tahrip ediyor. Ortalama sıcaklık artışlarına sebep olan fosil yakıtlar gözlemlediğimiz bu yıkımın asıl sorumlusu.”
“Gezegenemizi de Cebimizi de Yakan Gerçek Sebep Fosil Yakıtlar”
350 Türkiye adına konuşan Ege Tok, denizlerdeki durumun münferit bir çevre sorunu olmadığına dikkat çekti ve fosil yakıtların sadece ekosistemleri değil Türkiye ekonomisini de kırılgan hale getirdiğini vurguladı: “Denizlerin altında gördüğümüz bu yıkım tesadüf değil. Artan deniz sıcaklıkları, kaybolan yaşam alanları ve bozulan ekosistemler fosil yakıtlara dayalı enerji sisteminin sonucudur. Ama fosil yakıtların faturası yalnızca denizlerimize çıkmıyor. Türkiye son 10 yılda fosil yakıt ithalatı için her yıl ortalama 42 milyar dolar ödedi. Gazda yüzde 95, petrolde yüzde 83, kömürde ise yüzde 60 oranında dışa bağımlıyız. Bu bağımlılık, Hürmüz Krizi’nde olduğu gibi uluslararası her gerilimin vatandaşın cebine zam, enflasyon ve ekonomik kırılganlık olarak yansımasına neden oluyor. Gezegenimizi de cebimizi de yakan gerçek sebep fosil yakıtlar.”
Tok, Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek BM İklim Zirvesi COP 31’de Türkiye’nin ev sahibi olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle bitirdi: “COP 31’in ev sahibi Türkiye, önce kendi ev ödevini tamamlamalı. Bu çerçevede yeni fosil yakıt projelerini teşvik etmek yerine adil bir enerji dönüşümüne yönelik politikalar geliştirmeli ve ilk adım olarak kömürden çıkış için somut bir yol haritası hazırlamalı.”


