Politika

“Sarı Yelekler Hareketi” ve İklim Politikaları Uygulamaları COP24’te Tartışıldı

Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nin (COP24) beşinci gününde gerçekleştirilen “Lessons learned from the ‘Yellow Vests’ – How to implement climate policy for the people” (‘Sarı Yelekler’den öğrenilenler- İklim politikaları insanlar için nasıl uygulanır) adlı panelde uzmanlar, başarılı iklim politikasının ve uygulamasının ekolojik ve adil bir geçiş sağlamak için nasıl olması gerektiğini tartıştılar.

Yükselen yakıt fiyatlarını protesto etmek için sosyal medyada örgütlenen Fransa halkı, 17 Kasım sabahından itibaren sokaklara dökülmüş ve yolları kapatmıştı. Eylemler sonrasında ise protestolara yol açan yakıt zammı tasarısı iptal edilmişti. Fransa’daki örnek, kötü tasarlanmış ve duyurulmuş bir iklim politikası aracının acilen ihtiyaç duyulan iklim eylemini nasıl engelleyebileceğini gösterdi. Polonya’nın Katowice kentinde devam eden Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde de (COP24) konu, “Lessons learned from the ‘Yellow Vests’ – How to implement climate policy for the people” (‘Sarı Yelekler’den öğrenilenler- İklim politikaları insanlar için nasıl uygulanır) adlı panelde ele alındı.

WWF Fransa’nın İklim ve Enerji Sorumlusu Pierre Cannet, kapsayıcı bir geçişin önemine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Karbon fiyatlarında artış olmaksızın Fransa’da emisyonları ihtiyaç duyulan ölçekte azaltmak için uygulanabilir bir çözüm bulunmuyor. Şu an Fransa’nın insanları tartışmanın içerisine katmak gibi bir şansı bulunuyor. Daha kapsayıcı bir süreç, adil bir geçişi sağlamak için sosyal tedbirlerle daha güçlü bir fiyat sinyali sağlayabilir”.

Stand.Earth’ün Uluslararası Program Yöneticisi Tzeporah Berman ise British Columbia karbon vergisinin, emisyonları azaltmak için bugüne kadarki en etkili politikalardan biri olduğunu belirterek, “Sistemin en temel özelliği, ihtiyaçlarına göre yurttaşlara destekler verirken karbon fiyatını sürekli artırmaya devam etmesi. Çalışmalar, beş yıllık bir dönemde emisyonların %17 azaldığını ve ekonomimizin %16 büyüdüğünü gösteriyor”.

Climate Outreach’ten Kıdemli İklim Değişikliği Stratejisti Robin Webster ise hükümetlerin 30 yıl boyunca vatandaşlarını iklim değişikliği ile ilgili eğitmeyi veya geniş tabanlı bir sosyal görev oluşturmayı başaramadığını söyledi. Webster, “Şimdi, iklim politikasının kritik bir bileşeni olarak katılımcı düşünmeye yatırım yapmaları şart”.

Council on Energy, Environment and Water CEO’su Dr. Arunabha Ghosh ise özsermayenin iklim politikaları ile ilişkilendirilmesinin gerekliliğinin giderek daha açık hale geldiğini belirterek, “Tüketiciler ve vatandaşlar, karbon vergisinin ne için kullanıldığını ve bundan nasıl yararlanacaklarını anlamalılar. Faydaların transferinde herhangi bir gecikme, sistemde güvensizliğe neden olur ve acil olarak ihtiyaç duyulan emisyon azaltımını engeller”.

İklim eyleminde en etkin ve adil kabul edilen yöntemlerin başında karbon vergisi geliyor. Bu vergi özellikle çevre alanında çalışanların yakından bildiği “kirleten öder” prensibine dayanıyor. Fransa’da Macron, Hollande’ın kendine devrettiği iklim liderliğini cumhurbaşkanlığı seçildiğinden beri devam ettiriyor. Trump’ın anlaşmadan çekilme kararına en çok itiraz eden liderlerden biri olarak attığı somut adımlar ile Paris Anlaşması’nın uygulanması konusunda öncülük ediyor. 2040’da dizel araçları yasaklama, 2050’de karbon nötr olma gibi önemli iklim eylemlerini hayata geçiriyor, Tek Gezegen Zirvesi ve Küresel İklim Eylemi Zirvesi gibi organizasyonlar ile iklim eylemine öncülük yapıyor. Ancak uzmanlar Macron usülü karbon vergisinin “kirleten öder” prensibine ne derece dayandığını sorguluyor. Petrol ve dizele getirilen vergi ile iklim eyleminin maliyeti tüketiciye yansıtılıyor. Bu haliyle önerinin “kirleten öder” prensibine uygunluğu tartışmaya açılabilir.