;
Ekonomi

Prof. Dr. Kadıoğlu: “1 TL’lik Önlem Afetlerde 15 TL’lik Kaybı Önlüyor!”

afet

Meteorolojik afetlerin yıllık maliyetinin milyarlarca lira seviyesinde olduğuna değinen Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yerel yönetimlerin afet ve iklim uyumuna ayırdığı bütçe payının genellikle %1’in altında olduğunu ve bunun en az %2-3, uzun vadede %5 olması gerektiğini kaydetti.

İklim değişikliğinin etkisiyle aşırı doğa olaylarının sıklığı ve şiddeti artarken yalnızca kriz anına odaklanan müdahaleler yeterli görülmüyor. Doğa tabanlı, ekosistemleri güçlendiren ve riskleri kaynağında azaltan bütüncül onarım yaklaşımları önem kazanıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, AA muhabirine, bilimsel olarak afet riskinin tehlike, maruziyet ve etkilenebilirlik değerlerinin çarpımıyla açıklandığını söyledi.

Deprem, sel ve fırtına gibi olayların doğanın parçası olduğuna işaret eden Kadıoğlu, yaşam alanlarında yapılaşma kararlarının ve hazırlık düzeyinin insan tercihleriyle belirlendiğini kaydetti.

Kadıoğlu, iklim değişikliğinin tehlikeleri çarpan gibi büyüttüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Seller daha sık, fırtınalar daha şiddetli, sıcak hava dalgaları daha uzun sürüyor. Bu koşullarda kader demek bilimi reddetmektir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2022 raporuna göre, dünya genelinde aşırı hava olaylarının sıklığı yaklaşık %40-50 arttı, eskiden istisnai olan olaylar artık yeni normal. Türkiye’de de özellikle Karadeniz, Akdeniz ve Marmara’da sel ve taşkınlar hem sıklık hem şiddet açısından artıyor. Sıcak hava dalgalarının ve aşırı sıcak gün sayısının yükseldiği kuraklık dönemleri uzuyor.”

Söz konusu doğa olaylarının örneklerinin arttığının altını çizen Kadıoğlu, 2025 Birleşmiş Milletler Afet Riski Azaltma Ofisi (UNDRR) verilerine göre, küresel zararların %90’ının artık çoklu tehlike olaylarından kaynaklandığını aktardı.

1 Liralık Önlem, 15 Lira Kaybı Önlüyor

Kadıoğlu, afet yönetiminde önleyici yatırımların ekonomik açıdan en rasyonel yaklaşım olduğunu belirterek, “AFAD ve Dünya Bankası verilerine göre afet öncesi harcanan 1 lira, afet sonrası 7 ila 15 lira arasında kaybı önlüyor. Türkiye için bu oran 1’e 15 olarak ifade ediliyor. Bu oran afet yönetiminin bir gider değil, kalkınmayı koruyan stratejik bir yatırım olduğunu gösteriyor.” ifadesini kullandı.

Meteorolojik afetlerin yıllık maliyetinin de milyarlarca lira seviyesinde olduğuna değinen Kadıoğlu, yerel yönetimlerin afet ve iklim uyumuna ayırdığı bütçe payının genellikle yüzde 1’in altında olduğunu ve bunun en az yüzde 2-3, uzun vadede yüzde 5 olması gerektiğini kaydetti.

Kadıoğlu, 1 liralık önlemle 15 lira tasarruf oranının detaylarını şöyle aktardı:

“İzmir’de dere ıslahı ve yeşil alan düzenlemeleriyle su tutma kapasitesi yüzde 30 artırıldı, sel kaynaklı kayıplar yüzde 25 azaldı. Rotterdam’daki sünger şehir uygulaması taşkın riskini yüzde 30 düşürdü. 2011 Van Depremi sonrası güçlendirilen yapılarda hasar oranı yüzde 40 azaldı. Erken uyarı sistemlerine yatırılan her 1 dolar, 7 ila 10 dolar arasında kaybı önlüyor.”

Tasarrufun yalnızca bina maliyetinden ibaret olmadığını dile getiren Kadıoğlu, enkaz kaldırma, geçici barınma, gelir kaybı ve psikososyal destek gibi kalemlerin de azaltıldığını ifade etti.

Doğa Tabanlı Çözümler Direnci %30 Artırıyor

Kadıoğlu, IPCC AR6 raporlarına göre doğa tabanlı çözümlerin afet direncini yüzde 30’a kadar artırabildiğini belirterek, yeşil altyapının sel ve sıcak hava dalgalarına karşı betonarme çözümlere kıyasla daha esnek olduğunu, çoklu fayda sağladığını ve karbon emilimi, biyoçeşitlilik ile ısı adası etkisinin azaltılması gibi ek katkılar sunduğunu anlattı.

Afet sonrası yeniden inşa süreçlerinde en büyük hatanın planlama ve yer seçimi aşamasında yapıldığının altını çizen Kadıoğlu, “Normale dönüş baskısı ve acelecilikle, binalar gelecekteki iklim projeksiyonlarına göre değil, geçmiş istatistiklere göre aynı riskli yerlere tekrar inşa ediliyor. Mikro-bölgeleme, zemin büyütmesi, sıvılaşma potansiyeli analizleri gibi bilimsel süreçler atlanıyor, iklim değişikliği senaryoları yeniden inşa tasarımlarına entegre edilmiyor.” diye konuştu.