fbpx
Analiz Ekonomi Politika

Phoenix’te Tramvay Ekseninde Bir İklim Tartışması

 

ABD’nin en büyük 5. şehri Phoenix, tramvay ekseninde önemli bir iklim krizi tartışmasına sahne oldu. İklim Haber adına konuyu takip eden Emre Uzundağ, ekonomisi en hızlı büyüyen Amerikan şehirlerinden biri olan Phoenix’in 1970’lerden bu yana, ülkenin en hızlı ısınan dördüncü şehri ve 2016 itibariyle ABD’deki en kalabalık 10 şehir içinde kötü hava kalitesi sıralamasında dördüncü şehir olduğunu aktarıyor. Halkoylamasının sonucu ise cesaret verici… 

Yazı: Emre Uzundağ

Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük 5. şehri Phoenix’te, sokaklarda, devlet dairelerinde, haber mecralarında, aile meclislerinde ve sosyal medyada birkaç haftadır bir oylamanın telaşı vardı. Phoenix, ekonomisi en hızlı büyüyen Amerikan şehirlerinden biri olmakla beraber 1970’lerden bu yana, ülkenin en hızlı ısınan dördüncü şehri ve 2016 itibariyle ABD’deki en kalabalık 10 şehir içinde kötü hava kalitesi sıralamasında dördüncü şehir. Phoenix’liler, metropolitan alanı oluşturan bölgedeki şehirleri (Phoenix Metro Area, Phoenix, Tempe, Mesa, Gilbert, Chandler, Peoria, Scottsdale, Glendale’dan oluşmaktadır) birbirine bağlayan, avantajsız bölgelerdeki nüfusu ekonomiye, sosyal yaşantıya ve kültür hayatına katan tramvay hattının genişletilmesi projelerinin tamamının iptali ve gelecekte de inşasını engellemek adına hazırlanmış Prop105 ve Prop106 başlıklı yasa tekliflerini 27 Ağustos’ta oyladılar ve veto ettiler. Tramvay hattı açıldığı 2008 yılından bu yana şehir içi ulaştırmadan kaynaklı seragazı salımını, gün başına 12 ton azaltmış durumda.

Prop105, tramvay hattının genişletilmesi projelerinde, harcamaların bütçe tahminlerinin ötesine geçmesi nedeniyle vergilerin çarçur edildiği iddiasını taşıyan, tramvay projelerinin derhal ve sonsuza dek sonlandırılmasını kapsayan ve Phoenix belediye meclisine sunulan bir yasa teklifiydi. Amerika’daki karbon kirliliğinin önemli aktörleri arasında sayılan ve servetlerinin büyük bir kısmını petrol kuyularından elde eden Koch Kardeşler’in fonladığı, kampanya reklamında, yapılan harcamalarla her bir yolcuya bir Tesla alınabileceği şeklinde dalga geçen evetçi kanat, İklim Haber’in sorularını yanıtlayan, önceliğini yerel işletmelerin kalkınmasına ve Arizona’da yaşayanların ekonomik bilinçlenmesine veren sivil kuruluş örgütü Local First Arizona’dan Brookelynn Nisenbaum’a göre, alternatif yakıtlarla ve bilinçli ulaşım opsiyonlarıyla kasıtlı olarak dalga geçiyor ve bu teklife iklim değişikliği kaygılarıyla karşı çıkılmasını bir şaka olarak yorumluyordu.

Tramvay Ekonomik Zarar mı Yaratır?

Nisenbaum, dili itibariyle yasa teklifinin, tramvay sisteminin genişletilmesini engellemesinden ve şehrin ulaşım sistemi Metro Valley’nin son on yılda seragazı salımının azaltılması konusunda attığı tüm adımların hızla geri götürmesinden korkulduğunu söylüyor. Arizona Eyalet Üniversitesi Coğrafi Bilimler ve Şehir Planlamacılığı Bölümü’nden Michael Kuby ise teklif geçseydi, 2050 hedeflerine ulaşılması ve ulaştırmadan kaynaklı kirlilik kriterleri bakımından bir geriye gidiş olacaktı, diyor. Kuby, tramvay benzeri toplu taşımacılık faaliyetlerinin, otoyollar inşa etmekten daha sürdürülebilir olduğunu belirtirken, otomobil kullanımına alternatif hızlı, güvenli ve ekonomik yöntemlerin bulunmasının öneminin altını çiziyor. Teklifin destekçileri, vergilerin boşa harcandığı iddialarının yanı sıra, tramvay projelerinin sonuçlanana dek hat boyunca birçok işyerinin kapanmasına neden olacağını iddia ediyorlardı. Michael Kuby ise, tramvayların günde 30.000 insanı taşıdığını ve şehirdeki nüfus yoğunlaşmasını ve mobiliteyide baştan aşağı değiştirdiğini belirtiyor. Metro Valley’nin yerel işletmelerle, inşaat çalışmalarının işletmelerin kapatılmasına,  işletmelerini kapatan birey veya ailelerin eyaletten göç etmesine neden olabilecek ekonomik zararlarını azaltacak projeler yürüttüğünün altını çiziyor.

Phoenix’te Katılımcılık ve İklim Kazandı

Tramvay hattının genişletilmesi projeleriyle ilgili dile getirilen bir kaygı da, projelerin bir soylulaştırma (gentrification) hareketine dönüşmesi ve bu süreçte iklime daha fazla zarar verilecek olmasıydı. Nisenbaum, özel yatırımların çevreye etkilerinin düzenlenmesinin zor olduğunu kabul etse de, Local First Arizona gibi örgütlerin sürdürülebilir ve daha “yeşil” yöntemler konusunda birçok şirkete eğitimler verdiklerini söylüyor. Nisenbaum, tramvay çevresinde daha önce yapılan düzenlemelerin büyük bir kısmında yeniden kullanılabilir malzemelerin kullanıldığını ve şehir meclisinin bu yöntemde ısrarcı olacağını belirtiyor.

Phoenix’te şehri ilgilendiren birçok projede katılımcı bir yaklaşım sergileniyor çünkü projeler, genellikle federal yardımlarla ve şehirde yaşayanların vergileriyle fonlanıyor. Nisenbaum, Local First Arizona, Urban Phoenix Project, Phoenix Community Alliance ve daha birçok örgütün, teklifin geçmemesi konusunda aktif çalıştığını, oy verenleri, vergi mükellefleri olmaları nedeniyle vergilerinin hesabını sormaları konusunda eğittiklerini ve insanların süreçte aktif olarak yer almalarını sağladıklarını belirtiyor. Nisenbaum, şehrin ve iklimin geleceğinden kaygı duyanların her seçimde aktif olduklarının altını çiziyor. Michael Kuby ise, trafik kaynaklı kazaların azaltılmasını ve herkes için sağlıklı seyahat imkanlarının arttırılmasını hedefleyen, farklı şehirlerdeki irili ufaklı toplulukların bir araya gelerek oluşturduğu sivil toplum örgütü Vision Zero tarafından belirlenen koşullar itibariyle güvenliği, nüfus yoğunlaşmasını ve hayat kalitesini önceliklendiren herkesin oylamaya aktif olarak katıldığını söylüyor.

Birkaç hafta boyunca Phoenix’te her evin camında, her sokak köşesinde, halk kütüphanesinin önünde, yoldan geçen insanların tişörtlerinde veya çantalarında Prop No105 ve PropNo106’yı reddetmeye ya da desteklemeye çağıran bir davet bulabilirdiniz. Hatta sevimli köpek dostumuz Chuck, Twitter hesabından paylaşımlarıyla bu tartışmalara aktif olarak katıldı. Amerika’nın en kötü iklim karnelerinden birine sahip Phoenix’te Phoenix’liler, sadece bir tramvay projesini oylamadılar. Şehirdeki ısınmayı ve hava kirliliğini azaltmaya yönelik ve 2050 hedeflerini gerçekleştirmek konusunda önemli adımlardan birine de açıkça destek vermiş oldular.