Nepal Dışişleri Bakanı, küresel sera gazı emisyonlarının %0,1’inden daha azına neden olan ülkesine dünyanın en büyük ekonomilerinin yardım etmesi gerektiğini söyledi.
Nepal’ın Dışişleri Bakanı Shisir Khanal, dünyayı en çok kirleten ülkelere “uyanma” ve 6.000’den fazla kişinin ölümü ya da kaybolmasıyla sonuçlanan felaketin ortak sorumluluğunu üstlenme çağrısında bulunurken, ülkesinin son dönemde yaşanan yıkıcı seller için 20 milyon dolar iklim tazminatı talep ettiğini belirtti.
Bilim insanları, Ağustos sonlarında eriyen bir buzulun kısmen çökmesiyle tetiklenen ve Çin kontrolündeki Tibet ile Nepal boyunca ölümcül bir heyelan ile ani sele yol açan bu felakette iklim krizinin rol oynadığına inanıyor. Şu ana kadar 1.300’den fazla kişinin öldüğü doğrulandı ve 5 bin 500’den fazla kişi ise hâlâ kayıp. 12 gün süren arama kurtarma çalışmalarının ardından hayatta kalma umutları da azaldı.
The Guardian’a konuşan Nepal Dışişleri Bakanı Shisir Khanal, iklim adaleti çağrısında net bir tavır sergiledi ve felaket getiren sellerin ardından Nepal’in toparlanmasına ve yeniden inşasına yardımcı olmak için dünyanın en büyük ekonomilerinin harekete geçmesinin şart olduğunu söyledi.
Nepal, küresel sera gazı emisyonlarının %0,1’inden daha azına neden olurken, komşuları Hindistan ve Çin dünyanın en büyük kirleticileri arasında yer alıyor. Hindistan, Çin, Nepal ve Bhutan boyunca uzanan Himalayalar’daki dağlar ise küresel ortalamadan yaklaşık %50 daha hızlı bir oranda ısınıyor.
2023 yılında BM, küresel ısınma nedeniyle Nepal dağlarının buzlarının yaklaşık üçte birini 30 yıldan biraz uzun bir sürede kaybettiğini duyurmuştu.
Khanal, son felaketin muson sezonunda düzenli olarak görülen her türlü selden çok daha şiddetli olduğunu vurguladı ve hasarın boyutunun, ülkenin büyük bölümünü harabeye çeviren 2015 depremiyle aynı seviyede olduğunu söyledi.
“Bu, Himalayalar’dan gelen bir tsunami gibi hissettirdi,” derken şöyle devam etti: “Enkaz, çamur, taş ve kayalarla karışmış dalgalar gördük ve bu dalgalar saatte yaklaşık 180 km hızla geldi. Kasabalar, köyler ve otoyollar tamamen yok oldu ve bazı bölgelerle iletişim hâlâ kesik.”
Khanal, Nepal Maliye Bakanlığı ile Çevre Bakanlığının, iklim kaynaklı zararlar için 20 milyon dolar talep etmek amacıyla Paris Anlaşması doğrultusunda 2022’de kurulan BM Kayıp ve Zarar Fonu’na ortak bir mektup yazdığını doğruladı:
“İklim değişikliğine katkımız o kadar az oldu ki. Büyük ve çok daha fazla kirleten ekonomilerin ve sera gazlarına tarihsel katkısı bizimkinden çok daha büyük olan küresel toplum üyelerinin ortak bir sorumluluğu kabul etmesi şart. Bu durum tüm insanlığı etkiliyor.”
Khanal, felaketin Nepal açısından özellikle endişe verici olduğunu, çünkü bunun “gelecekte bizi nelerin beklediğine dair yaşadığımız en güçlü uyarı sinyallerinden biri” olduğunu söyledi.
Küresel toplumun bunu tek seferlik bir felaket olarak görmemesi gerektiğini aktaran dışişleri bakanı “Aksine, Himalayalar’da değişen iklim bağlamında değerlendirmeli. Bunun, sadece Nepal’de değil tüm dünyada her geçen gün daha fazla topluluğun yüzleşmek zorunda kalacağı, tekrarlayan bir senaryo olacağını biliyoruz” dedi.
Khanal, Nepal’in BM’den talep ettiği tazminat miktarının uğradıkları zararı karşılamaya yetmeyeceğini kabul etti. Bazı tahminlere göre sellerin yol açtığı toplam hasar 5 milyar doların üzerinde olacak, ancak Khanal bu rakamın daha da yüksek olabileceğini söyledi.
Ana otoyolun yanı sıra tahminen 20 binden fazla evin yeniden inşa edilmesi gerekecek. Nehir boyunca tehlikeli alanlara kurulmuş olan ve bazıları tamamen sulara kapılan köylerin de daha yüksek ve güvenli bölgelere taşınması gerekebilir.
Khanal ilk etapta yardıma koşması gereken ülkeler olarak Hindistan ve Çin’i öne çıkarsa da, “Konu sadece suçu şu ya da bu ülkeye atmak değil, hepimizin birlikte hareket etmesidir” dedi.
Khanal, tazminat talebinin aynı zamanda “küresel toplumun Nepal gibi savunmasız ve küçük ekonomilere yardım etmek için daha güçlü bir mekanizma kurmasına yönelik bir uyanış çağrısı” niteliği taşıdığını vurguladı.
BM, kayıp ve zarar fonunun halihazırda “ciddi bir finansman açığı” ile karşı karşıya olduğunu kabul etti. Fon, yaklaşık 119 ülkeden toplam 2,8 milyar dolarlık talep aldı ancak uluslararası toplum tarafından şu ana kadar yalnızca 400 milyon dolar civarında bir kaynak sağlandı.


