Zorlu ve hâlâ direnç gösteren makroekonomik görünüm tablosunu ortaya koyan yeni bir rapora göre, küresel büyümenin 2026’da %2,5’e gerilemesinin ardından, 2027’de %2,9’a toparlanması bekleniyor. Enerji sektörüne bakıldığında yükselen petrol fiyatları, özellikle ABD’li petrol ve doğalgaz üreticileri için önemli avantaj yaratıyor. Orta Doğu, Asya ve Avrupa’daki enerji şirketleri çeşitli operasyonel zorluklarla mücadele ederken enerji güvenliği, enerji bağımsızlığı ve tedarik zinciri dayanıklılığı ülkeler için daha stratejik bir hale geliyor.
Allianz Trade’in güncellenen Sektör Atlası raporuna göre direnç gösteren makroekonomik görünüm devam ederken, küresel büyümenin 2026’da %2,5’e gerilemesi, ardından 2027’de %2,9’a toparlanması bekleniyor.
Sektör Atlası’na göre yapay zeka yatırımları ABD büyümesinin yaklaşık üçte birini tek başına destekliyor. Bu destek unsuru sayesinde ABD %2,1 büyürken, Euro Bölgesi yapay zekadan neredeyse hiç yukarı yönlü katkı almadan %0,9 ile zayıf bir büyüme gösteriyor; Çin ise zayıf iç talebe rağmen ihracat ve yüksek teknolojili imalat sayesinde %4,7 seviyesini koruyor. Yeniden alevlenen ABD ticaret savaşının bu ayrışmayı daha da derinleştirirken, Orta Doğu’da gerilimin azalmasının önemli bir akut riski ortadan kaldırdığı görüşüne raporda yer veriliyor. Fakat ekonomistler, gerilimin yeniden tırmanma ihtimalinin masada kalmaya devam ettiğine de dikkat çekiyor.
Yatırımcılar Temkinli: Yapay Zeka Bazı İş Modellerini Tehdit Edebilir
Raporda, yarı iletken sektörü yapay zeka süper döngüsünden faydalanırken, teknolojiyle bağlantılı diğer sektörlerin ise komplike görünümlerle karşı karşıya kaldığına dikkat çekiliyor. Bulut altyapı harcamalarının 2026’da yıllık %80 artışla 725 milyar dolara ve 2027’de 1 trilyon doların üzerine ulaşması ve küresel çip satışlarını 1,5 trilyon dolara doğru taşıması beklendiği rapordaki dikkat çekici bilgiler arasında yer alıyor.
Bellek fiyatlarındaki artış sayesinde yarı iletken satışlarındaki büyüme yaklaşık %90 seviyesinde seyrediyor. Teknolojiyle bağlantılı diğer sektörlerde ise görünümün karmaşık olduğu değerlendirmesi raporda yer alıyor. Yazılım ve BT hizmetlerine yönelik talep %3,6 ile güçlü kalmaya devam ederken yatırımcılar yapay zekanın gelecekte bazı iş modellerini tehdit edebileceği endişesiyle temkinli davranıyor.
Bilgisayar ve akıllı telefonlar açısından yapay zekanın bir maliyeti olduğundan satış adetlerinde %11 ila 14 arasında düşüş yaşanıyor.
Çin’in Elektrikli Araç Üretimi Avrupa Üzerinde Baskı Yaratıyor
Rapora göre otomotiv, inşaat, perakende, tekstil, ulaştırma ve kimya gibi ekonomik döngülere duyarlı sektörler; yüksek faiz oranları, jeopolitik belirsizlikler ve yeniden tırmanan ticaret savaşlarının etkileriyle mücadele ediyor. Finansman maliyetlerinin yüksek seyretmesi, gümrük tarifeleri ve sınırlı fiyatlama gücü, birçok sektörde şirketlerin artan maliyetleri müşterilere yansıtmak yerine kendilerinin üstlenmesine neden oluyor.
Otomotiv sektöründe rekabet dinamikleri değişirken, şirketler artık yalnızca araç satışlarına değil, yazılım ve veri tabanlı gelir kaynaklarına da odaklanıyor. Özellikle Çinli elektrikli araç üreticilerinin artan rekabeti Avrupa otomotiv sektörü üzerinde baskı yaratıyor.
İnşaat sektörü ise faiz oranlarındaki değişimlere karşı hassasiyetini koruyor. Konut ve ticari gayrimenkul talebi zayıf seyrederken, veri merkezlerine yönelik yatırımlar sektöre destek sağlayan en önemli alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Perakende, tekstil ve ev eşyaları sektörlerinde tüketicilerin daha ekonomik ürünlere yönelmesi satışların belirli ölçüde korunmasını sağlasa da şirketlerin kârlılıklarını olumsuz etkiliyor.
Yüksek Petrol Fiyatları Ulaştırma Sektörünü Dalgalandırıyor
Ulaştırma sektörü, Orta Doğu kaynaklı deniz taşımacılığı aksaklıkları ve yüksek petrol fiyatları nedeniyle dalgalı bir görünüm sergiliyor. Ulaşım ekipmanları ile makine ve ekipman sektörleri artan savunma harcamalarından fayda sağlasa da toparlanmanın kademeli ilerlediği ve küresel büyüme ya da ticarette yaşanabilecek yeni şoklara karşı hassas olduğu raporda belirtiliyor.
Kimya sektöründe ise Avrupa’nın yüksek enerji maliyetleri rekabet gücü üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, ham madde tedarik zincirlerindeki kırılganlığı daha görünür hale getirirken; düşük maliyetli ABD ve Orta Doğulu üreticiler ile daha yüksek maliyetlerle faaliyet gösteren Avrupalı üreticiler arasındaki fark giderek büyüyor.
NTE’lere Yönelik Talep Güçlü Seyrini Koruyor
Rapora göre; metal sektöründe ise enerji dönüşümü ve yapay zeka altyapı yatırımlarının etkisiyle bakır, lityum ve nadir toprak elementlerine (NTE) yönelik talep güçlü seyrini koruyor. Buna karşılık demir ve çelik sektörleri zayıf talep ve maliyet baskıları nedeniyle zorlu koşullarla karşı karşıya kalmaya devam ettiği de raporda belirtiliyor.
İlaç sektörü, güçlü patent koruması ve yüksek fiyatlama gücü sayesinde dayanıklılığını sürdürmeye devam ediyor. Özellikle ABD ve Avrupa merkezli güçlü Ar-Ge ve inovasyon altyapısı, sektörü diğer birçok sektörün maruz kaldığı ekonomik ve jeopolitik dalgalanmaların etkilerinden büyük ölçüde koruyor.
ABD’li Petrol ve Doğalgaz Üreticileri Avantajlı
Enerji sektöründe ise yükselen petrol fiyatları, özellikle ABD’li petrol ve doğalgaz üreticileri için önemli bir avantaj yaratıyor. Buna karşılık Orta Doğu, Asya ve Avrupa’daki enerji şirketleri; ham madde tedarikinden lojistik süreçlere ve müşterilere erişime kadar uzanan çeşitli operasyonel zorluklarla mücadele ediyor.
Rapora göre yenilenebilir enerji sektörü de mevcut koşullardan olumlu etkilenebilecek alanlar arasında yer alıyor. Enerji güvenliği, enerji bağımsızlığı ve tedarik zinciri dayanıklılığının ülkeler için daha stratejik hale gelmesi, yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyen önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede rapor, savunmacı sektörlerin ekonomik belirsizliklere karşı görece dayanıklılıklarını koruduklarını, ancak her sektörün kendi dinamiklerine özgü risk ve fırsatlarla şekillenen farklı bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor.
Yükselen Petrol Fiyatları Enerji Sektörüne Kazandırıyor
Küresel şirket kârlılıkları zorlu ekonomik koşullara rağmen dayanıklılığını koruyor. Ancak büyüme ve kazançlar giderek daha fazla yapay zeka, savunma ve enerji sektörlerinde yoğunlaşırken, ekonomik döngülere duyarlı sektörler üzerindeki baskı devam ediyor.
ABD’de şirket gelirleri yıllık bazda %15,2 artarak 2022 yılının ikinci çeyreğinden bu yana en güçlü büyüme performansını sergiledi. Bu büyümede en önemli payı, yapay zeka yatırımlarının etkisiyle güçlü bir ivme yakalayan yarı iletken sektörü aldı. Enerji sektörü ise yükselen petrol fiyatlarının desteğiyle olumlu performans gösterdi.
Metal ve madencilik sektörlerinde de belirgin bir iyileşme yaşanırken, bu artışın büyük ölçüde yükselen emtia fiyatları, gümrük tarifeleri ve politika kaynaklı kârlılık artışlarından beslendiği; talep kaynaklı geniş tabanlı bir büyümeyi tam olarak yansıtmadığı belirtiliyor. Kimya sektöründe toparlanma işaretleri görülse de sektörün temel dinamiklerinin kırılganlığını koruduğu vurgulanıyor. Havayolu şirketleri ise artan yakıt maliyetlerinin etkisiyle kârlılıkta önemli kayıplar yaşarken, hisse başına kârların yıllık bazda %44 gerilediği ifade ediliyor.
Yüksek Enerji Maliyetleri Avrupa Kimya Sektörünü Baskılıyor
Avrupa’da da şirket gelirleri yıllık bazda %11,2 artış göstererek güçlü bir performans sergilese de büyümenin ağırlıklı olarak enerji, savunma ve yarı iletken sektörlerinden kaynaklandığı görülüyor. Otomotiv, ulaştırma, ihtiyari tüketim ürünleri perakendesi ve metal sektörleri ise zayıf talep, yüksek finansman maliyetleri ve yoğun küresel rekabet nedeniyle baskı altında kalmaya devam ediyor. Rapora göre Avrupa kimya sektörü, jeopolitik gelişmelerin yarattığı geçici fiyatlama avantajları sayesinde toparlanma sinyalleri verse de yüksek enerji maliyetleri nedeniyle rekabet gücü üzerindeki yapısal baskı sürüyor.
Sektör Atlası, küresel ekonomide büyümenin devam ettiğini ancak performansın giderek daha sınırlı sayıda sektör tarafından taşındığını ortaya koyuyor. Yapay zeka, savunma ve enerji sektörleri büyümenin itici gücü olurken, birçok döngüsel sektör zayıf talep ve maliyet baskılarıyla mücadele etmeyi sürdürüyor.


