;
Bilim Ekonomi Politika

“Küresel Eşitsizliği Azaltmak için Çevresel Adalet Hedeflerine İhtiyaç Var”

çevresel adalet hedefleri

Yeni bir çalışmaya göre, ülkeler, şirketler ve şehirlerin iklim ve diğer krizlerin küresel eşitsizlik üzerindeki etkisine karşı koymak için çevresel adalet hedefleri oluşturması gerekiyor.

Konuyla ilgili bugüne kadarki en kapsamlı çalışmanın yazarlarına göre, ülkeler, şirketler ve şehirlerin iklim ve diğer krizlerin küresel eşitsizlik üzerindeki etkisine karşı koymak için çevresel adalet hedefleri oluşturması gerekiyor.

Dünya Komisyonu araştırmacıları, Pakistan’daki sellerden Hindistan’daki hava kirliliğine kadar dünyanın en yoksul bölgelerinin, küresel adaletsizliği artıran ve sosyal istikrarı tehdit eden çevresel sorunlardan orantısız bir şekilde zarar gördüğünü belirtiyorlar.

Buna karşı koymak için, küresel ısınmayı 1,5 derece ile 2 derece arasında sınırlamaya yönelik Paris Anlaşması hedefine ulaşma konusunda sunulanlara benzer çevresel adalet hedeflerinin oluşturulması öneriliyor.

Çarşamba günü Dünya Ekonomik Forumu‘nda ana hatlarıyla açıklanan planları, gezegenin durumunun değerlendirilmesinde adaleti hesaba katan ilk girişim olarak ilan edildi.

Araştırma, Dünya’nın yaşamı sürdürme kapasitesini ve insanların koruyucu olarak oynadığı rolü anlamak için dünyanın önde gelen düzinelerce doğa bilimcisini ve sosyal bilimcisini bir araya getiren üç yıllık bir Dünya Komisyonu çalışmasına dayanıyor. Bulguları ve önerileri önümüzdeki aylarda Nature ve Lancet dergilerinde yayımlanacak.

Çalışmanın başyazarlardan, Amsterdam Üniversitesi’nde çevre ve kalkınma profesörü Joyeeta Gupta, “Adalet yaklaşımı olmadan gezegenin istikrarı mümkün değil. Doğa bilimcileri ikna etmek uzun zaman aldı” dedi.

Adalet kavramının mevcut insan popülasyonunun yanı sıra nesiller ve türler arasında uygulanması gerektiğini söyledi. Zararı en aza indirmeli ve gıda, su, enerji ve altyapıya minimum erişim seviyelerini tanımlamalı.

Çalışmanın eş başkanı Johan Rockström, sosyal bilimin dahil edilmesinin, insanlık için güvenli bir çalışma alanı tanımlama çalışmalarında bir sonraki adım olduğunu söyledi.

Rockström daha önce, iklim, kara sistemi değişikliği, tatlı su kullanımı, kimyasal kirlilik, okyanus asitlenmesi ve biyoçeşitlilik dahil olmak üzere bir dizi gezegen sınırlarını tanımlayan ekiplere liderlik etti.

Çalışmanın, gezegenin kalan alanını kalkınma için kullanmanın en adil ve en güvenli yolu hakkında bir tartışma başlatması bekleniyor.

Yazarlar, şehirlerdeki her kilometre karenin minimum yeşil alana sahip olmasını sağlamak gibi önerilerden bazılarının hemen uygulanabileceğini söyledi.

Dünya Komisyonu, hızlı bir çöküşe yol açabilecek sosyal devrilme noktaları olup olmadığını da inceleyecek.

Rockström, “Bu, şu anda aktif bir araştırma alanı. Sosyal sistemlerin kırılmasının ne anlamı var diye sormalıyız. Benim kişisel değerlendirmem, kırılan ilk sosyal sistemin küçük ölçekli çiftçilik olabileceği yönünde. Tanzanya’da yağmurlar çok geciktiği için ekim yapmayı bırakan çiftçiler arasında bunun işaretlerini halihazırda gördük. Pes ediyorlar ve tüm operasyondan vazgeçiyorlar” dedi.