15 ülkenin incelendiği yeni bir çalışmada, bu ülkelerdeki işçilerin ortalama olarak yılda 50 gününü ısı stresi nedeniyle kaybettiği ortaya konuldu. İklim değişikliği nedeniyle kaybedilen saat sayısı her yıl 4-5 saat artıyor.
Enerji ve İstihbarat Birimi’nin (Energy and Climate Intelligence Unit) yeni bir araştırması, dünya çapında tarım işçilerinin maruz kaldığı ısı stresinin gıda güvencesini tehdit ettiğini gösteriyor.
15 ülkenin incelendiği çalışma, bu ülkelerdeki işçilerin ortalama olarak yılda 50 gününü ısı stresi nedeniyle kaybettiğini ortaya koydu. İklim değişikliği nedeniyle kaybedilen saat sayısı her yıl 4-5 saat artıyor.
2025 Lancet Countdown raporu, kayıtlara geçen en sıcak yıl olan 2024’te, sıcağa maruz kalma sonucu küresel olarak 640 milyar potansiyel çalışma saati kaybedildiğini ortaya koymuştu. Bu sayı, 1990-1999 dönemine kıyasla %98 daha yüksek.
Tarım işçileri, çalışma saati kayıplarına en fazla maruz kalan grup: Kayıpların yaklaşık üçte ikisini (%63,5) tarim işçileri oluşturuyor. Bu oran, İnsani Gelişme Endeksi (Human Development Index, HDI) düşük olan ülkelerde dörtte üçe (%75,5) kadar çıkıyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2019 yılındaki bir hesaplamasına göre 2030 yılına kadar ısı stresi, dünya genelinde çalışma saatlerini %2,2 oranında azaltacak. Bu durum, küresel GSYH’de 2,4 trilyon dolarlık kayba neden olacak. Tahminlere göre küresel işgücünün %71’i aşırı sıcağa maruz kalacak. Bu oran Arap ülkelerinde %83’ün üzerine çıkacak, Afrika’da ise %93’ün biraz altında kalacak.
Bu sene beklenen “süper” El Niño, iklim değişikliği nedeniyle halihazırda 1,4 derece daha sıcak bir dünyada gerçekleşecek. Araştırmacılar, güçlü bir El Niño’nun gıda fiyatlarını daha da artırabileceği uyarısında bulunuyor.
El Niño; pirinç, kahve ve şeker dahil olmak üzere birçok mahsulün verimini olumsuz etkileyen aşırı hava olaylarına neden oluyor.
Sıcaklar Verimi de Düşürüyor
Türkiye’nin en fazla gıda ithalatı yaptığı ülkelerden Brezilya, raporda incelenen 15 ülke arasında yer alıyor. Rapora göre Brezilya’da 2024 yılında işçi başına 295 saatlik kayıp yaşandı. Bu rakam, 1990’a kıyasla %23’lük bir artış anlamına geliyor.
2023-2024 yıllarında Brezilya Amazonlarında şimdiye kadar kaydedilen en şiddetli kuraklık koşulları yaşandı. 2024’te felaket niteliğindeki sellerle sarsılan Güney Brezilya, Haziran 2025’te yine şiddetli yağışlara maruz kaldı. Bu durum, bölgedeki tarım ürünlerini ve hayvancılığı olumsuz etkiledi.
Aşırı sıcaklar, verimi ve kaliteyi düşürerek mahsulleri olumsuz etkiliyor. Özellikle kahve, sıcaklık artışlarına karşı oldukça hassas. 2024’te de kakao, pirinç ve buğday başta olmak üzere birçok mahsulde verim düşüşü yaşandı.
Türkiye’nin Bazı Bölgelerinde İş Gücü Verimi Yarı Yarıya Azalabilir
ILO’nun 2019’da yayımlanan raporuna göre Türkiye’nin de dahil olduğu 10 ülkede; sıcaklık stresinden kaynaklanan GSYİH kaybı, 1995’ten 2030’a iki katın üzerinde artacak.
Akademik bir çalışmaya göre, yüzyıl sonuna doğru İç Anadolu, Ege ve Doğu Akdeniz’in bazı bölgelerinde yaz aylarındaki işgücü verimi, %52’ye varan oranlarda azalacak.
Lund Üniversitesi (İsveç) Sürdürülebilirlik Çalışmaları Merkezi’nden (LUCSUS) Dr. Sinem Kavak, Türkiye’nin iklim krizinin etkilerinin çok net olarak görüldüğü bir coğrafyada yer alması nedeniyle dünyanın geri kalanından çok daha hızlı ısındığını belirtti. “Bu nedenle kavurucu sıcaklarla, kuraklıkla ve büyük yangınlarla boğuşuyoruz” diyen Kavak sözlerine şöyle devam etti: “Modelleme çalışmaları, ortalama sıcaklıkların ve sıcak hava dalgalarının artacağını gösteriyor. Bu artış Türkiye genelini etkilese de özellikle Şanlıurfa, Hatay, Adana ve Antalya gibi tarımsal üretimin yoğunlaştığı iller, yüksek risk altında. Aşırı sıcakların herkesi eşit şekilde etkilemediği artık biliniyor. Dar gelirliler, kenar mahalleler, yoksul çiftçiler ve işçiler, bu kavurucu sıcakların etkisini çok daha fazla hissediyor. Bu eşitsiz bölüşüm, özellikle mevsimlik işçi emeği açısından bakıldığında birçok soruna yol açıyor.
İşçiler, yaz mevsimine denk gelen hasat dönemlerinde uzun saatler boyunca aşırı sıcaklara maruz kalıyor. Pamuk, meyve-sebze, kimyon, mercimek gibi ürünlerin hasatlarında işçiler; bazen 40-45 dereceyi aşan sıcaklıklarda gün boyu çalışmak zorunda kalıyor. Bazı ürünlerde çalışma süresi 12 saati aşabiliyor.
Saha araştırmalarımızda işçiler, bu maruziyetin sebep olduğu sağlık sorunlarından şikayet ediyorlar. Tarlaların büyük kısmında gölgelik alanlar ve hatta içme suyuna erişimin bile kısıtlı olduğunu görüyoruz.
Yüksek sıcaklık maruziyeti sadece tarlada çalışma koşullarında değil, aynı zamanda işçi kamp alanlarında da geçerli. İşçi haneleri mevsimlik göç esnasında çoluk-çocuk, yaşlı-genç beraber göç ediyorlar. Gün içinde çok ısınan çadırlarda ve güneş koruması olmayan kamp alanlarında kalan çocuklar ve yaşlılar da ısınan havanın ve aşırı sıcakların eşitsiz yüküne maruz kalıyorlar.
Bununla birlikte erken uyarı sistemleri ve uyum politikaları, Türkiye’de tarlalarda sistematik bir şekilde uygulanmıyor. Gerek sosyo-ekonomik kırılganlıkları gerekse üretim sisteminin üreticiye ve işçiye dayattığı baskılar nedeniyle işçiler, 50 dereceye varan sıcaklıklarda tarlalarda çalışmaya devam ediyor.”


