;
Bilim

“İnsanların Kaderi Böceklerle Bir”

Bilim insanları böcekler ile insanların kaderinin iç içe geçmiş durumda olduğunu ortaya koydu. 

Bilim insanları, buzdağının görünen tarafındaki devasa yok oluşlara bakıldığında bile insanlarla böceklerin kaderinin iç içe geçmiş durumda olduğunu söyledi.

Uyarı, sayısı 5.5 milyon olduğu tahmin edilen böcek türleri hakkında çok az bilgi olduğunu kabul eden dünyanın çeşitli yerlerinden 25 uzman tarafından hazırlandı.

Uzmanlar, derhal eyleme geçilmesine yetecek kadar bilgi olduğunu ve daha fazla veriyi beklemenin geri alınamayacak tahribata yol açabileceğini belirtti.

Araştırmacılar hazırda bekleyen çözümlerin bulunduğunu ve bunların acilen uygulamaya koyulması gerektiğini söyledi. Bu çözümler arasında daha büyük doğa rezervleri, zararlı pestisitlere kısıtlama getirilmesi ve ölü ağaçların bahçelerde bırakılması gibi örnekler bulunuyor.

İklim Haber'i Telegram'da Takip Edin!İklim Haber'i Linkedin'de Takip Edin!

Uzmanlar genellikle memelilere ve kuşlara odaklanılan koruma çalışmalarında omurgasızların göz ardı edilmemesi gerektiğini de ekledi.

Uyarı, Biological Conservation adlı dergide iki makale şeklinde yayımlandı.

Bilim insanları, “Mevcut böcek yok oluşu krizi son derece endişe vericiyken bunlar yalnızca buzdağının görünen yüzü. Acilen harekete geçecek kadar bilgimiz var. Hazır çözümler var, bunları uygulamaya koymalıyız” ifadelerini kullandı.

“Böceklerde görülen azalmalar insanlığın yerini dolduramayacağı yararlardan mahrum kalmasına yol açıyor. Neredeyse bütün böcek azalmaları ve yok oluşlarının sebebi beşeri faaliyetler.”

Almanya, Puerto Rico ve daha birçok yerde barınan böcek nüfusunda dramatik düşüşler rapor edildi. Şubat 2019’da yayımlanan ve küresel olarak ilk defa yapılan bilimsel incelemeye göre, geniş çaplı azalmalar doğa ekosistemlerinin yıkıcı bir şekilde çökmesi riskini taşıyor. Ekinlerin %75’inin polenlerini böcekler taşıyor ve yakın zamanda yapılan bir başka araştırmaya göre Britanya’da bu böceklerde geniş çaplı bir düşüş mevcut.

Rapora göre, dünyada bulunan böceklerin yalnızca ellide biri isimlendirildi ve bunlardan çoğu numune özelliği taşıyor.

Araştırmacılar, “Birçok böcek türü tanımlanamadan yok olacak” derken, “Sanayi döneminden beri böcek türlerinin %5 ila %10 oranında nesli tükendi. Bu 250.000 ila 500.000 arası tür anlamına geliyor.”

Tahmin, kara salyangozlarının tükenmesinden yola çıkarak yapıldı. Rapor yazarlarından ve Finnish Museum of Natural History (Finnish Doğal Tarih Müzesi) profesörü Pedro Cardoso, “Elimizdeki en iyi tahmin bu. Değişik böcekler ve kara salyangozları arasında farklı bir eğilim olacağını düşünmek anlamsız ve salyangozlar kabuklarını kanıt olarak bırakıyorlar” dedi.

Raporda böcek bilimci Archibald Swinton’ın 1870’lerde İngiliz kelebek ve böcek popülasyonunun hızla yok olduğunu açıklamasına da yer verildi.

Böcek popülasyonuna ait uzun dönemli verilere nadiren rastlanılıyor. Cardoso, “Her şeyi bilmiyoruz, aslına bakarsanız, çok az şey biliyoruz. Ancak daha çok bilgi edinmeyi beklediğimiz takdirde türleri kurtarmak üzere harekete geçmek için çok geç kalınmış olabilir” dedi ve ekledi: “Birçok türde azalmalar mevcut, genel olarak büyük oranda azalma eğilimi bulunuyor. Bazı türler elbette bundan yararlanıyor, örneğin Doğu Afrika’daki ağustosböceği sürüleri.”

Koruma grubu Buglife’in CEO’su Matt Shardlow, 2016’da yayımlanan bir raporun dünyadaki hükümetlere vahşi polen taşıyıcılarının azalmasının toplumları ve ekosistemleri tehlikeye attığı mesajını verdiğini söyledi.

Bilim insanlarına göre böcek kayıplarının başlıca sebepleri arasında çiftlik ve binaların doğal yaşam alanlarını tahrip etmesi, yoğun pestisit kullanımı, sanayi ve ışık kirliliği, saldırgan yabancı türler ve iklim krizi bulunuyor.

Cardoso büyük ölçekli çözümlerin yanında böcek dostu bahçelerin de düşüşü durdurmaya yardımcı olabileceğini söyledi: “Bir sürü insan bu tarz küçük çözümler üretirse birçok böcek popülasyonunda büyük geri dönüşler elde edilebilir. Bir tür için birkaç bahçe bile büyük bir çözüm olabilir.”

Cardoso aynı zamanda düşünce yapısının da değişmesi gerektiğini çünkü birçok insanın böceklerden hazzetmemeyi sonradan öğrendiğini söyledi: “İki üç yaşındaki hiçbir çocuğun böcek veya örümceklerden korktuğunu görmedim. Bu tamamen kültürel.”