;
Bilim

İklim Krizi İçin Hızlı Bir Çözüm Yok

Bilim insanları iklim değişikliğine kısa yoldan bir çözüm aradı fakat bulamadı. Yeni bir araştırmaya göre, seragazlarındaki azaltımların küresel sıcaklıkları etkilemesi yıllar alabilir. Bilim insanlarının sıcaklıkta istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik görebildiği en erken dönem muhtemelen 2035 yılı olacak. Ancak bu değişiklik, sadece insanlar iklim değişikliği ile mücadele için etkili bir eylemde bulunursa mümkün olacak.

Haber: Justine Calma

Çeviri: S. Sena Akkoç

Her zamanki işlerimizi bırakıp küresel ısınmayı Paris İklim Anlaşması’nda hedeflendiği gibi 2 derecede sınırlandırmak için iddialı bir yola geçiş yaparsak sonuçları 2035 yılında görmemiz bekleniyor. Ancak dünya henüz bu hedefe ulaşma yolunda olmadığı için emeklerimizin meyvelerini bu tarihten sonra bile göremeyebiliriz. Bu, politikacıların uzun vadeli planlara hazır olması ve şu anki çabalarımızın karşılığını almayı beklerken sabırlı olmamız gerektiği anlamına geliyor.

Sonuçları görebilmek için beklemek zorunda olsak bile, emisyonları azaltmayı başarırsak zamanımızı iyi değerlendirmiş sayılırız. İnsanlar şimdiye kadar gezegeni yaklaşık 1 °C ısıttı. Bu ısınma, yıkıcı fırtınalar ve yangınları beraberinde getirdi ve yükselen deniz seviyeleri, Louisiana’dan Papua Yeni Gine’ye birçok bölgede arazileri su altında kalan insanları evlerini terk etmeye zorladı. Dünyayı 2 °C ısınma hedefinde tutmak bile, mercan resiflerinin neredeyse yok olması anlamına geliyor. Dünya liderlerinin iklim değişikliği üzerine işbirliği yapma konusundaki tüm taahhütlerine rağmen şu an endüstri öncesi seviyelerin yaklaşık 3 °C üzerine doğru ilerliyoruz.

İklim değişikliğiyle mücadelede tükenmişlikten kaçınmak ve beklentileri yüksek tutmak için bilim insanları ve politikacıların ileride olacaklar konusunda gerçekçi olmaları gerekiyor. Yakın zaman önce Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni araştırmanın ilk satırında, “Bu makale beklentilerimizi idare etmekle ilgili” yazıyor.

Araştırma, karbondioksit, siyah karbon ve metan emisyonlarını azaltmanın etkilerini inceledi. Mücadele edilmesi en zor seragazı karbondioksit çünkü dünya ekonomisinin çoğu hâlâ fosil yakıtlara dayanıyor.

Teorik olarak, tarım ve doğalgaz üretiminden gelen güçlü bir seragazı olan metan ve siyah karbon emisyonlarının kesilmesi daha kolay. Samset ve meslektaşları, iklim modellerini ve istatistiksel analizleri kullanarak bu iki kirleticiyi ele almanın daha hızlı sonuçlara yol açıp açmayacağını öğrenmek istediler. Analizde metan ve siyah karbonun azaltılmasının etkileri izole edildi. Araştırmacılar, sıcaklıkların bu kirleticilerin karbon salımına daha çabuk tepki verebileceğini buldu. Ancak uzun vadede metan ve siyah karbon salımını düşürmek karbondioksit emisyonunu düşürmek kadar etkili olmayacak. En iyi seçim, üç kirleticiyi tek seferde ele almak.

Çalışmanın başyazarı Bjørn Samset, “Bu olayı parçalayarak inceleyip kısa bir yol var mı diye görmeye çalışıyoruz. İnsanlara hareketlerinin bir etkisi olduğunu gösterebilir miyiz? Maalesef hayır. Bunu düzeltmek için bir kısa yol yok” dedi.

Karbondioksit; kömür, petrol ve gaz yakılıp serbest bırakıldıktan sonra yüzlerce yıl atmosferde kalabiliyor ve sorunun bir kısmı bundan kaynaklanıyor. İklimdeki doğal değişimler, seragazlarını azaltmanın küresel sıcaklıklar üzerindeki etkisini geciktirebiliyor.

Cornell Üniversitesi’nden iklim bilimci Natalie Mahowald, “İklim değişimi için 100 veya 200 yıllık zaman dilimlerine bakmamız gerekirken iklim olayları, iklim bilimci olmayanlar tarafından 10 yıllık ölçülerle açıklamaya çalışılıyor. Bu, iklim değişimi konusunda temel bir yanlış anlaşılmaya yol açıyor” dedi.

Mahowald, “Bugün tüm sıkı çalışmamızın sonuçlarını 20 veya 30 yıl boyunca göremeyecek olmamız ana sorunumuz” diyerek ekledi: “İnsanlar gelecek nesiller için bir şeyler yapmakta gerçekten zorlanıyorlar.”

Yazının aslına buradan ulaşabilirsiniz.

Haber Merkezi

İklim Haber - Haber Merkezi

Bir yorum yazın

Yorum yazmak için tıklayınız.