• Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
İklim Haber
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar
No Result
View All Result
İklim Haber

İklim İnkarcılığına Bir Bakış: Nasıl Doğdu Nereye Gidiyor?

by Haber Merkezi
16 Haziran 2026
in Bilim
Reading Time: 17 mins read
A A
iklim inkarcılığı
Facebook'ta paylaşLinkedin'de paylaşWhatsapp'ta paylaş

Verilere açıkça karşı çıkmaktan komplocu efsaneler üretmeye kadar geniş bir yelpazede salınan taktiklerle bireyleri yankı odalarına hapsetmeye çalışan iklim inkârcısı harekete karşı tek ve en güçlü karşı çıkış bilimsel gerçeklere sarılmak.

YAZI: Türker ARSLAN

23 Haziran 1988’de ABD Senatosu Enerji ve Doğal Kaynaklar Komitesi önüne çıkan NASA iklim bilimcisi James Hansen, insan kaynaklı küresel ısınmanın aslında çoktan başladığını ilan ettiğinde iklim değişikliği gerçeğini uluslararası gündemin içine geri dönülmez bir şekilde sokmuş oldu. İşin aslı insan kaynaklı küresel ısınma ve onun etkileri o güne kadar bilinmiyor ya da üzerine hiç çalışılmamış, ilk kez duyulan bir olgu değildi. Fosil yakıt şirketleri 1960’lı yıllardan itibaren bilim insanlarına yaptırdıkları çalışmalarda gerçeği gördü ancak bilinçli bir politikayla bunu hem kamuoyundan sakladı hem de katmanlı bir halkla ilişkiler çalışmasıyla gerçeği eğip bükmekten geri durmadı. Ayrıca sayıları az ve kapalı devre bir alanda olsalar da hatırı sayılır bir bilim insanı topluluğu da tehlikenin farkındaydı.

Ancak Hansen’in işaret fişeği sonrasında iklim değişikliğine duyarlı çeşitli aktörler hem politika yapıcılar hem de kamuoyunu konu hakkında bilinçlendirmeye, iklim değişikliği anlayışını şekillendirmeye, bilimsel verilerle iklim değişikliği gerçeğini ve sonuçlarını ortaya koymaya başladılar. Bu çabalar sayesinde soruna küresel ölçekte verilecek yanıtların neler olabileceği politika sahnesinde ve kamuoyunda açıkça tartışılmaya, atılacak adımlar konuşulmaya başlandı. Bu süreçte, insan kaynaklı küresel ısınma ve sonuçları net olarak görüldükçe, gezegenimizin yaşayacağı felaket senaryosu daha ciddi olarak önümüzde belirdikçe, sürecin nispeten daha “kolay” yürüyeceğini düşünenler de oldu. Öyle ya fosil yakıt kullanımından kaynaklı sera gazı emisyonlarının ve küresel sıcaklık artışının daha uzun kuraklıklara, daha fazla sel felaketlerine ve sıcaklık rekorları kırmasına neden olduğu bilim insanlarınca net şekilde ortaya konmuştu. İnsanlık buna duyarsız kalamazdı. 2007-2015 yılları arasında ABD Senatosu Çevre ve Bayındırlık Komitesi başkanlığı yapmış senatör Barbara Boxer, “Ortada ezici bilimsel kanıtlar varken iklim inkarcılığının günlerinin sayılı” olduğunu düşünüyordu. Ancak süreç başta Boxer olmak üzere optimistlerin beklediği gibi yürümedi. İklim değişikliği ile mücadele çabaları; dirençli, katmanlı ve fosil yakıt şirketlerinin desteğiyle maddi imkanları sınırsız bir iklim inkârcısı politik çizgiyle karşılaştı.

Şirketler, Siyasiler, STK’lar…  

İklim inkârcısı hareketin nedenlerini anlamaya çalışan, kökenlerini görmek isteyen sosyolog ve sosyal bilimcilerin yaptığı çalışmalara bakıldığında, bu hareketin kökenlerinde emisyon azaltım önlemlerine, yasalarına karşı büyük ve örgütlü bir çabanın varlığı görülüyor. Akademisyenler ve uzmanlar bu büyük ve örgütlü çabanın taşıyıcı sütunları olarak, iklim değişikliğini azaltmaya yönelik yasaları engellemeye çalışan şirketler ile bu şirketlerle birlikte hareket eden bazı muhafazakâr düşünce kuruluşları ve sivil toplum örgütleri (STK) ile siyasileri tespit ettiler.         

Asli amaç olarak fosil yakıt şirketlerinin ekonomik çıkarlarını korumayı hedefleyen inkârcı hareket, sektörün küresel boyutuyla eşgüdümlü olarak dünya üzerindeki farklı hükümetlerin iklim düzenlemelerine karşı çıkıp, kısıtlama yasalarına karşı yoğun ve farklı taktikler güden bir muhalefet yürütmekte.

İklim inkârcısı hareketin ilk taşıyıcı sütunu fosil yakıt şirketleriyse bir diğeri de vakıflar ve sivil toplum kuruluşları (STK). Vakıflar ve STK’lar inkârcı hareketin gereksinim duyduğu yazılı kaynakları yaratıp literatürü oluştururken aynı zamanda söylem birliğini de sağladı. Üstelik bu vakıf ve STK’lar fosil yakıt şirketleriyle politik karar alıcılar arasında bir nevi aracı kurum işlevi de gördü.

Politikacılar ise kampanyaları için inkârcı hareketle ilişkili endüstrilerden daha kolay ve fazla para aldıkça, çevre yanlısı yasa tasarılarına karşı oy kullanma ya da iklim inkârcısı hareketleri açık veya kapalı destekleme eğilimindeler.

Belirsizlik Yarat Bilimi İnkâr Et

İklim inkârcısı hareketin en sık kullandığı taktik, gerçeklere dayalı bilimsel veriler üzerinde şüphe yaratarak iklim değişikliğinin gerçek olmadığını, küresel ısınmanın yalan olduğunu ya da abartıldığını iddia etmek. Hareket, iklim değişikliğinin gerçek, insan kaynaklı ciddi bir sorun olduğu ve ancak küresel bir politika ile eşgüdümlü ekonomik dönüşüm gerektirdiği yönündeki bilimsel fikir birliğine meydan okuyarak, iklim değişikliğini iyileştirme çabalarını baltalamaya çalışıyor. Üstelik bu noktada yalan, komplo teorisi ya da manipülasyon gibi çok çeşitli araçları kullanmaktan çekinmiyor

Kullanılan bu taktiğin temelinde, iklim değişikliği konusunda uzun yıllara dayanan bilimsel çalışmalara, gerçek istatistiki verilere ve bilimsel ortak görüşe savaş açmak var. Örneğin Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) 2025 raporuna göre, küresel ortalama sıcaklıklar sanayi öncesi dönem (1850-1900) ortalamasının yaklaşık 1.43 derece üzerinde. Yine rapora göre, 2015 – 2025 yılları arası kayıtlara geçen en sıcak 10 yıl oldu. Raporda altı çizilen bir başka gerçeğe göre de Arktik’deki deniz buz örtüsü rekor seviyede düşmüş durumda. Antarktika’da ise buzulların erimesi hız kesmeden devam ediyor.  Bu ölçülebilir bilimsel verilere rağmen iklim inkârcısı hareket bu durumu ya görmezden geliyor ya da bilimsel olmayan iddialarıyla “karalamaya” çalışıyor. Hareketin evrensel anlamda kullandığı temel yöntemlerden biri, bulabildiği bir avuç bilim insanının yardımıyla hakemsiz dergilerde makaleler yayınlatmak ve bilimsel olduğunu iddia ettiği ancak bilimle alakası olmayan kongreler düzenlemek. Buralardan kamuoyuna yaydığı bilimsel fikir birliğine inançsızlık ve tehlikenin ciddiyetini küçümseme motivasyonunun da “bilimsel” olduğunu iddia ediyor.

Komploculuk ve İklim İnkârcılığı

İklim inkârcısı hareketin bir diğer motorize gücü de komplo teorileri. Komplo teorisi imgeleri, inkârcılar arasında iklim değişikliği bilgilerine verilen en yaygın tepki. Tarihi 200 yıla dayanan komploculuğun, günümüz teknolojik gelişmeleri ve sosyal medya araçları ile birleştiğinde doğan gücü inanılmaz boyutlara ulaşabilir. İklim inkârcılığının günümüzde en yaygın görülen, yaygınlığı kapsamında da insanları en çok etkileyen kolu bu zeminden yükseliyor. Web tabanlı yeni medyanın tıklanma-görüntülenme üzerine kurulu ekonomi politiği de komplocu iklim inkârcılığının her gün ve her gün yeniden dolaşıma girmesini sağlıyor. Bugün dünya üzerinde milyonlarca insana değebilen çok sayıda sosyal medya fenomeni daha fazla görüntülenme uğruna paylaşımlarıyla bu gerçek dışı bilgileri dolaşıma sokuyor.

İnsanların “bilinmeyen”den, elle tutamadığı gözle göremediğinden doğan korkusunu kullanan komploculuğun dört ana temel motifi de bu ekol tarafından -hem yerelde hem evrenselde- kullanılıyor:

A-B: Dış düşman-Yukarıdaki düşman: BM, AB, UNESCO…

C-D: İç düşman-Aşağıdaki düşman: Ekolojistler, çevreciler, solcular, Yahudiler…

Dünyanın yakın zamanda yaşadığı en büyük felaket olan COVID pandemisinde yaşanan belirsizlik ve çaresizlik ortamında büyük bir sıçrama yaşayan komploculuk, bilimsel bir ilke gözetmediği ve eklektik bir yapıya sahip olduğu için COVID sonrası günümüzde de yaygın etkinliğini sürdürüyor. Pandemi sırasında aşı karşıtlığı ya da “Bill Gates’in dünyaya yaydığı virüs” gibi komplo teorileri bugün karşımıza “Gates ve zenginlerin dünyaya yaydığı iklim yalanı” gibi başlıklarla karşımıza çıkıyor. Yapılan bir araştırmada, “Ay’a inilmediği”, “HIV’in AIDS’e neden olmadığı” gibi komplo teorilerine inanan insanların iklim sorunlarıyla ilgili üretilmiş komplo teorilerine inandığını da gösteriyor.

İklim İnkârcılığı ile Endüstriler İlişkisi

Yapılan çok sayıda araştırma, inceleme ve haber iklim inkârcılığı ile fosil yakıt endüstrisinde, orman endüstrisinde ya da farklı endüstrilerde faaliyet gösteren şirketlerin bağını ortaya çıkardı. Bu şirketler çıkarlarını korumak için iklim inkârcısı grupları hem maddi olarak hem de farklı yollarla desteklediler. Açık ya da kapalı olarak desteklemeye devam ediyorlar. ABD’de yapılan bir araştırmada, iklim inkârcısı 164 örgütün 1993-2013 yılları arasında ürettiği tüm yazılı metinler incelendiğinde iki ana bulgunun ortaya çıktığı görülüyor: Şirketler tarafından maddi olarak desteklenen inkârcı örgütler, iklim inkârcısı metinleri üretiyor ve kamuoyuna sunuyor. İkincisi ise şirketlerden maddi destek sağlayan bu örgütler, iklim inkârcısı söylemlerin yaratılması, zenginleştirilmesi ve bir bütünlük sağlaması konusunda başrolü oynuyor.

12 Ocak 2023’te Guardian’da yer alan Oliver Milman imzalı bir habere göre, petrol devi EXXON daha 1970’li yıllarda yaptırdığı bilimsel çalışmalar neticesinde küresel ısınmanın farkına varmış, tehlikenin boyutlarını görmüş ancak bu konuda hiçbir adım atmadığı gibi bu araştırma sonuçlarını kamuoyundan saklamış ve hatta tersi tezleri piyasaya sunmuş. Bir başka araştırma ise, ABD petrol ve doğalgaz sektöründeki şirketlerin çatı birliği Amerikan Petrol Enstitüsü’nün (API) 1979 yılında, büyük petrol şirketleriyle birlikte iklim değişikliğini bilimsel olarak izlemek için bir komite kurduğunu ortaya koyuyor.

2018’de yayımlanan bir araştırmaya göre ise, 2000-2016 yılları arasında ABD Kongresi’nde iklim değişikliği mevzuatıyla ilgili lobi faaliyetlerinde 2 milyar dolardan fazla harcama yapıldığını ortaya çıkardı. Bu faaliyetler ve harcamaların büyük bir çoğunluğunun ise fosil yakıt, enerji ve ulaşım şirketleri tarafından yapıldığı görüldü. 2025 yılında yayımlanan bir başka haber göre ise, EXXON, Latin Amerika ülkeleri genelinde iklim inkârcılığını yaymak ve BM öncülüğündeki iklim anlaşmalarına imza süreçlerinde halk desteğini azaltmak için yıllarca süren kapsamlı bir çalışma yürütmüş. Bu inkârcı çalışması kapsamında ABD merkezli uluslararası düşünce kuruluşu Atlas Network ile çalışan Exxon, iklim inkârcısı kitapların İspanyolcaya çevrilmesi, medyatik iklim inkârcısı kişilerin Latin Amerika ülkelerine seyahati ve paneller düzenlemesi ile bu kişilerin siyasetçilerle bağlantı kurması için milyonlarca dolarlık bir harcama gerçekleştirmiş. Açık kaynaklara göre, ABD’nin en büyük ikinci özel şirketi ve çok sayıda fosil yakıt şirketinin sahibi olan Koch Industries’in vakfı olan Koch Ailesi Vakıflarının ise 1997 ile 2018 yılları arasında iklim inkârcısı gruplara sağladığı fonun toplamı 145.555.197 dolar.

Yeşil Badana

Bilimsel verilerin gezegenimizin adım adım felakete sürüklendiğini açık seçik ortaya koymasıyla beraber fosil yakıt şirketlerinin, düşünce kuruluşları ve STK’lar vasıtasıyla günümüzde yeni bir iklim inkârcılığı stratejisi geliştirdiği de gözlemleniyor. Buna göre şirketler daha ‘yumuşak’ bir iklim inkârcılığını kamuoyu önünde savunuyor: “Küresel ısınma var ama sonuçları abartılıyor”, “Çevresel zarar, iklim savunucularının önerdiği maliyetli çözümleri gerektirecek kadar önemli değil…’”

Bu yeni strateji kapsamında şirketler, halkla ilişkiler kampanyaları ve reklamlarla iklim politikalarını savunup, faaliyetlerinde gereken geçişler için maddi kaynaklar ayırdıklarını iddia etseler de aslında şirket çıkarları uğruna iklim inkârcılığına devam ediyor. Şirketlerin reklamlar ve halkla ilişkiler süreçleriyle kendi üretim süreçlerine ve faaliyetlerine ‘çevreci’ görüntüsü vererek güttükleri bu yeni taktiğe “yeşil badana’ (Greenwashing) deniyor. Örneğin, amacını “plastik atıklara son vermek ve gezegeni korumak” olarak tanımlayan ve küresel 65 şirketin içinde yer aldığı Alliance to End Plastic Waste isimli kuruluşun içinde onlarca fosil yakıt şirketi, plastik ambalaj şirketleri ve BM’nin plastik atıklar için yürüttüğü küresel anlaşmaları zayıflatmak için kulis çalışmaları yapan AAC (Amerikan Kimya Endüstrisi) bulunuyor.

2022 yılının şubat ayında hakemli bir dergide yayımlanan makaleye göre ise, dört büyük şirketin (Exxon, Chevron, BP, Shell) kamuoyuyla paylaştıkları metinlerde, halkla ilişkiler kampanyalarında, “iklim”, “karbon” ve “geçiş” gibi kelimelerde gözle görülür bir artış var. Bu fosil yakıt şirketlerinin çevreci performansları hakkında, kamuoyunu olumlu düşünmeye itiyor. Ancak araştırma gerçeğin görünenden daha farklı olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, dört şirketin yıllık finansal verileri incelendiğinde fosil yakıt iş modellerinin azalmadan devam ettiğini ve temiz iş modellerine geçişin gerçekleşmediğini ortaya koyuyor.

İnkârcı Efsaneler

İklim inkârcısı hareket neredeyse doğuşundan bugüne kadar belirli efsane kalıpları, safsatalar çevresinde temel söylemini geliştirdi. Bu söylemler, Taraflar Konferansları (COP), Kyoto Sözleşmesi, Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası konular ya da ülkelerin siyasi gündemlerinde çevre politikaları yükselişe geçtiğinde daha çok görünür oldu. Bunun ötesinde dijital iletişim ağlarında kendine her zaman yer buldu; bilimsel verilerle, açık kaynaklarla çürütülmelerine rağmen hâlâ da yer bulmaya devam ediyor. 2025 yılında Brezilya’da düzenlenen COP30’da iklim inkârcılığının dezenformasyonlarına karşı ciddi ve küresel adımlar atılarak inkârcı efsanelerle mücadelenin çıtası daha da yukarı çekildi.

İklim inkârcılarının safsatalarla dolu ve her biri bilimsel verilerle çürütülmüş olmasına rağmen bazı efsaneleri her zaman karşımıza çıkmaya devam ediyor:

1 – İklim değişikliği yoktur: Dünyanın her yerinde iklim değişikliği yaşanıyor. Yağışlardaki düzensizlikler, eriyen buzullar, yükselen deniz seviyesi, ısınan okyanus, artık daha sık ve neredeyse düzenli hale gelen aşırı hava olayları, milyonlarca insanı etkileyen değişikliklerden sadece bazıları.      

2 – İklim sürekli değişir: Gezegenin sıcaklığının ısınma ve soğuma dönemlerinden geçtiği doğru. Ancak 10.000 yıl önce yaşanan son buzul çağının ardından iklim nispeten istikrarlı hale geldi ve bilim, bunun uygarlığın gelişimi için çok önemli olduğunu söylüyor. Bu istikrar sarsılıyor. Dünya hızla ısınıyor; sanayi öncesi döneme göre dünya 1.43 derece ısındı. Son 10 yılımız ise kayıtlara geçen en sıcak yıllar oldu.

3 – İklim değişikliğinin insanlarla ilgisi yoktur: Güneş aktiviteleri veya büyük volkanik patlamalar, Dünya’nın sıcaklıklarında ve hava koşullarında değişimlere neden olmuştur ancak son 200 yılda bu doğal nedenler küresel sıcaklıkları önemli ölçüde etkilememiştir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin önemli bir raporu, son 200 yıldaki küresel ısınmanın neredeyse tamamının insan kaynaklı olduğunu bilimsel verilerle ortaya koydu. Isınmanın büyük çoğunluğu fosil yakıt kullanımından kaynaklanmaktadır. Bilim insanlarının tamamına yakını iklim değişikliğinden insanların sorumlu olduğu konusunda hemfikir.

4 – Birkaç derecelik ısınma sorun yaratmaz: Fosil yakıtların yakılması, güneşin ısısını Dünya’da hapseden ve küresel sıcaklıkları yükselten bir tabaka oluşturur. Bu ise kuraklıktan şiddetli yangınlara, deniz seviyesinin yükselmesinden şiddetli fırtınalara ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına kadar felaket sonuçlar doğurur. Yarım derecelik bir değişim bile çok büyük bir fark yaratabilir. IPCC,  2 derecelik bir ısınma durumunda, 1.5 derecelik bir ısınmaya kıyasla 2 milyardan fazla insanın düzenli olarak aşırı sıcağa maruz kalacağını tespit etti.

6 – Bilim insanları iklim değişikliği konusunda hemfikir değil: Bu iklim inkârcılarının yarattığı bir safsatadan ibaret. Hakemli bilimsel yayınların %99’u iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğunu ortaya koydu. 2013 tarihli bir başka bilimsel makaleye göre de hakemli makalelerin %97’si iklim değişikliği nedenlerinin insan kaynaklı olduğunu belirtiyordu.

7 – İklim felaketini önlemek için artık çok geç: Evet durum hiç iç açıcı değil, evet durum vahim ancak insanlığın umutsuzluğa kapılıp oturup beklemesi de gerekmiyor. BM Çevre Programı’nın (UNEP) Emisyon Açığı Raporu’na göre, sera gazı emisyonlarının 2030 yılına kadar %42 oranında azaltılması durumunda, sıcaklık artışı sanayi öncesi seviyelere kıyasla 1.5 derece ile sınırlanabilecek. Bu da Paris İklim Anlaşması’nın ana hedeflerinden biri. Üstelik basit bir hesaplama bile bu hedefe ulaşmak için dünyanın yıllık emisyonlarını yedi yıldan kısa bir sürede 22 milyar ton karbondioksit eşdeğerine düşürmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu hedefe ulaşım, tarım ve ormancılık gibi kilit sektörlerde düşük karbonlu kalkınmaya odaklanılarak ulaşabilir.

8 – İklim modellemeleri güvenilir değil: İklim inkârcılarının bir başka efsanesine göre de iklim değişikliğini gözler önüne süren bilimsel verileri sunan bilgisayar tabanlı modellemeler güvenilir değil. Hatta tamamen yanlış. Ancak çok sayıda bilim insanı, geliştirilme süreçleri on yıllarca süren bu modellemelerin gezegenin ısınmasına ilişkin sağlam ve net bilgiler ortaya koyduğunu belirtiyor. Ayrıca, Kaliforniya Üniversitesi tarafından 2020 yılında yapılan bir çalışma, küresel ısınma modellerinin doğrulamasını yaptı.

9 – Endişelenmeyin! İnsanlık iklim değişikliğine uyum sağlar: Evet insan yaratıcıdır ve değişen şartlara uyum sağlama kabiliyetine sahiptir. Ancak bu durum konu iklim değişikliği olduğunda çok daha zorlaşıyor. İklim değişikliğine uyum sağlamak, özellikle daha yoksul ülkeler için giderek daha zor hale geliyor. Örneğin, küçük bir ada, deniz seviyesinin yükselmesi ve yeterli tatlı su bulunmaması nedeniyle yaşanamaz hale gelebilir. BM’in bir raporuna göre, dünyanın gelişmekte olan ülkeleri iklim değişikliğine uyum sağlamak için yılda 215 milyar ila 387 milyar ABD dolarına ihtiyaç duyuyor, ancak bu toplamın yalnızca küçük bir kısmına erişebiliyorlar. Ayrıca, gezegenimizdeki birçok tür ve ekosistem zaten uyum sağlama sınırlarına yakın veya bu sınırların ötesinde.

10 – İklim değişikliği siyasi bir aldatmacadır: İklim inkârcılarının komplo teorisyenleriyle ortak kesişim kümesi kurduğu bu efsaneye göre, iklim krizi dünya üzerindeki bir avuç elitin insanlığı ele geçirmek veya “kötü emellerine” alet etmek için uydurduğu bir siyasi aldatmacadır. Ancak eldeki tüm bilimsel veriler ile BM’den NASA’ya insanlığın en önemli kurumları iklim krizi gerçeğini bilimsel, ölçülebilir verilerle ortaya koymuş durumda.

11 – Karbondioksit faydalıdır!: İklim inkârcılarının bu “ilginç” efsanesine göre, “CO₂, bitkilerin büyümesi için gereklidir ve bu nedenle zararlı değildir.” İşin aslı karbondioksit bitki fotosentezi için gerekli olsa da fazlası ekosistemi bozmakta. Fosil yakıtların yakılması havaya karbondioksit salar. Bu ise atmosferde bir tabaka oluşturarak ısıyı hapseder ve küresel sıcaklık artışına neden olur. Isınma ve sonuçları ise gezegendeki canlılarla beraber bitkiler için de zararlıdır.

12- Yenilenebilir enerji fosil yakıtlardan daha zararlı ve daha pahalı: İnkarcıların kullandığı bu efsane de diğerleri gibi bilimsel, gerçek verilerden uzak. Rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin maliyeti, sıfırdan inşa edilen kömür veya doğalgaz santrallarına göre yaklaşık yüzde 40 daha düşük. Üstelik bu fark giderek açılıyor. Bu düşüşün temel nedeni teknolojik gelişmeler ile rüzgâr ve güneş enerjisi için azalan finansal maliyetlerden kaynaklanıyor.

İklim inkârcısı hareketler, görüşlerini ve politikalarını kamuoyuna yaymak için farklı stratejiler ve yeni yollar bulmaya uzun yıllardır devam ediyor. Görüşlerinin, politikalarının taban bulabilmesi için fosil yakıt şirketlerinden sağladıkları büyük finansal güç ile farklı ve zamana uyum sağlayan taktikler geliştirmekten geri durmuyorlar. Bilimsel verilere açıkça karşı çıkmaktan komplocu efsaneler üretmeye kadar geniş bir yelpazede salınan bu taktiklerle bireyleri yankı odalarına hapsetmeye çalışan inkârcı harekete karşı tek ve en güçlü karşı çıkış ise gerçeklere sarılmaktan geçiyor.

Tags: iklim bilimiiklim değişikliğiiklim değişikliği politikasıiklim finansmanıiklim inkarcılığıkomplo teorisiküresel ısınmayeşil badana

Bu kategorideki haberleri gerçek zamanlı doğrudan tarayıcınızda almak için şimdi abone olun.

Abonelikten ayrılın

İlginizi Çekebilir

Çocukların Yarısı En Az Üç İklim Tehlikesi Altında Yaşıyor
Bilim

Çocukların Yarısı En Az Üç İklim Tehlikesi Altında Yaşıyor

16 Haziran 2026
kuraklık
Bilim

Türkiye’de Kuraklık Riski Sürüyor: “Uzun Vadeli Su Açığımız Var”

15 Haziran 2026
İklim Haber

  • Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

No Result
View All Result
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş oluyorsunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı ziyaret edin.