Uluslararası Enerji Ajansı’nın yayımladığı Sürdürülebilir İyileşme Raporu’na göre hem küresel hem ulusal anlamda ekonomiyi canlandırmanın, yeni istihdam alanları yaratmanın ve uzun vadeli maliyetleri düşürmenin en etkili yolu yenilenebilir enerjiden geçiyor.
İklim krizi inkârcıları komplo teorilerine ve asılsız iddialarına destek bulmak için gündemi takip ederek popülist hikâyeler uydurmaya devam ediyor. Bu noktada ekonomik krizler ve milliyetçi duygular inkarcıların en çok başvurduğu alanlar. Son dönemde tekrar tekrar piyasaya sürülen bir komplo teorisi de bu iki alanında ortak kümesinde yer alıyor.
İnkârcı hesapların yaydığı bu komplo teorisine göre, iklim krizi gelişmiş ülkelerin ve küreselci güçlerin gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini, sanayilerini ve en nihayetinde bağımsızlıklarını baltalamak için uydurulmuştur. Aslında iklim krizi yoktur, bu sömürgeciliğin perdelenmesidir.
İklim inkârcılarının uydurduğu diğer hikâyeler gibi bu safsatanın da gerçekliği yok. Paris Anlaşması, bu yüzyılın sonuna kadar küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelere göre 2 derecenin altında tutmayı ve 1,5 derecede sınırlandırmayı hedefliyor. Ülkelere de farklılaştırılmış hedefler ve sorumluluklar veriliyor. Üstelik iklim değişikliği ile mücadeleye aktarılacak para karşılığını fazlasıyla veriyor. BM Çevre Programı’nın çalışmasına göre, iklim eylemine yatırılacak her 1 dolar 15 kat getiri sağlayabiliyor. İklim krizine neden olan kömür, gaz ve petrolden temiz enerjiye geçiş de ekonomik anlamda çok daha avantajlı. Bu yol; fosil yakıt bağımlılığını azaltarak sera gazı emisyonlarını düşürüyor, uzun vadeli enerji maliyetlerini ve işletme giderlerini aşağı çekiyor ve enerji arz güvenliğini sağlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın yayımladığı Sürdürülebilir İyileşme Raporu’na göre de hem küresel hem ulusal anlamda ekonomiyi canlandırmanın, yeni istihdam alanları yaratmanın ve uzun vadeli maliyetleri düşürmenin en etkili yolu yeşil enerjiden geçiyor. Ayrıca iklim inkârcılarının komplo teorilerinin tam tersine, gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere finansal destekte bulunarak iklim eylemine ekonomik destek veriyor.
İklim inkârcıları popülist söylemlerle gerçekleri eğip bükmeye, perdelemeye çalışsa da iklim krizi bir gerçek. İnsanlar bu gerçeği daha ne kadar görmezden gelebilir?


