Politika

İklim Hareketinin Dünü ve Bugünü: Küresel Olarak Nasıl Bir Araya Gelinebilir?

İklim Kafe Konuşmaları çerçevesinde, araştırmacılar Hande Paker ve Baran Alp Uncu “Türkiye ve Dünyada İklim Hareketleri” konulu konuşmalarını, İstanbul Politikalar Merkezi’nde gerçekleştirdi. Paker ve Uncu, konuşmalarında iklim değişikliğine karşı verilen mücadelenin dününü, bugününü ve bu mücadelelerin küresel olarak bir araya gelme olanaklarını masaya yatırdı.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM), iklim değişikliğini çeşitli boyutlarıyla masaya yatırdığı etkinlikler dizisi İklim Kafe’nin son buluşması, Karaköy’deki Minerva Han’da gerçekleştirildi. Buluşmada 2015/16 Mercator-İPM Araştırmacısı Hande Paker ve bağımsız araştırmacı Baran Alp Uncu, “Türkiye’de ve Dünyada İklim Hareketleri” başlıklı çalışmalarını, iki farklı kulvar üzerinden alan üzerine çalışmalar üreten akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle paylaştı.

 Yerelde Yaşayanlar Hangi Mekanizmalarla Harekete Geçiyor?

“Küresel bir Müşterek Olarak İklim Adaleti: Kozmopolit Vatandaşlık İklim Meselesine Katkı Sunabilir mi?” başlıklı konuşmasında Paker, yerel ve ulusal sınırların ötesine geçen bir sorun olan iklim değişikliğine karşı, yerelde yaşayan insanların hangi mekanizmalarla harekete geçtiğini irdeledi.

“Kozmopolit vatandaşlık” kavramının, çatışmalı da olabilen farklı kimlik ve talepleri bir araya getiren bir çerçeve sunduğunu ifade eden Paker, içinden geçilen ekolojik krizin, sosyolog Ulrich Beck’in işaret ettiği kozmopolit mecburiyetleri ortaya çıkardığını belirtti. Paker, iklim değişikliği gibi küresel sorunlar karşısında da bu mecburiyetten doğan ortak bir siyasi zemin yaratma çabalarının gündeme geldiğini ve kozmopolit vatandaşlık anlayışının bu açıdan yeni bir siyasi potansiyel taşıdığını söyledi. Paker, bu anlayışın vurguladığı değerlerin, yerelin bağlayıcı değerlerine kıyasla ortak hareket üretemeyecek kadar gevşek ve elitist olmakla eleştirildiğini de sözlerine ekledi. Bu eleştirilere karşın Paker, kozmopolit çerçevenin, iklim değişikliğinin getirdiği küresel “ortak kader”e karşı birlikte durmak için, “öteki ile ortaklık” tahayyülünü benimsediğini de hatırlattı: “Hayatta kalma içgüdüsü, uzak ötekileri fark etme, tanıma ve onlarla yeni bir siyaset oluşturmak gereğini doğuyor”.

COP21 Sonrasında Yeni İşbirlikleri

Paker’in ardından söz alan Uncu, “Tabanını Arayan Hareket: İklim Adaleti Hareketi’nin Küresel ve Yerel Düzeylerde Genişleme Olasılıkları” başlıklı konuşmasında, iklim değişikliğine karşı mücadelenin ortaya çıkışını ve geçirdiği dönüşümleri anlattı.

Uncu, konuşmasında, iklim değişikliği mücadelesinin; 1980’lerde Greenpeace ve Friends of the Earth (FoE / Yeryüzünün Dostları) gibi örgütler ile ortaya çıkmaya başladığını, sonrasında 90’larda Climate Action Network (CAN / İklim Hareketi Ağı) ve 2000’lerde de Climate Justice Now! (CJN / İklim Adaleti Hemen Şimdi!) gibi yapı ve ağlarla genişlediğini ve şekil değiştirdiğini anlattı.

COP zirvelerinin toplumsal hareketler açısından dönüştürücü etkiler ürettiğini belirterek sözlerine başlayan Uncu, özellikle 2009’da Kopenhag’da düzenlenen COP15 ile 2015’te Paris’te düzenlenen COP21 arasındaki sürecin kritik olduğunu ifade etti.

Uncu, günümüzde iklim hareketi ağlarının halen en büyüğü olan CAN’in, sorunu çevre konusuna indirgemek ve piyasa temelli çözüm önerileri geliştirmekle eleştirildiğini belirtti. 2009’daki COP15 sonrasında ise CAN’in kendi içinde bir dönüşüme gittiğini ve bu eleştirilerin de azaldığını sözlerine ekledi.

Uncu ayrıca, CAN’e kıyasla radikal olan örgütlerin COP15 zirvesi öncesinde tartışmaya başladığı “iklim adaleti” çerçevesinin de zirve sırasında görünürlük kazandığını ve bütün hareketleri içine çekecek şekilde genişlemeye ve yayılmaya başladığının altını çizdi. Bu çerçevenin sistem karşıtı olduğunu ve kalkınma-kapitalizm eleştirisi yaptığını belirten Uncu, aynı zamanda sosyal ve siyasi adalet kavramlarına da değindiğini söyledi.

Uncu, günümüzde ise özellikle Paris İklim Zirvesi (COP21) sonrasında, örgütler için ana çerçevenin “iklim hareketi” olarak şekillendiğini, yeni örgüt, strateji ve işbirliklerinin ortaya çıktığını belirtti. Greenpeace’in de diğer örgütlerle işbirliğine gitmeye başladığını ifade etti.