;
Bilim

İklim Finansmanının Çoğu Boşa Harcanmış

dineshkumar-m-iSMmv03vwxg-unsplash

Karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik finansmanı inceleyen yeni bir rapor, etkilenen topluluklarla kurulan ilişkinin şaşırtıcı derecede düşük olduğunu ortaya koyuyor. Rapora göre uluslararası iklim yardımlarının yalnızca %3’ü adil dönüşüme harcanıyor ve projelere harcanan 630 milyon dolarlık miktarın, teknoloji milyarderi Jeff Bezos’un süper yatı için harcadığı paradan bile daha az olduğu notu düşülüyor.

Yeni bir rapor küresel çapta karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik olarak temin edilen yardımların yalnızca %3’ten daha az bir kısmının adil geçiş projelerine ayrıldığını ortaya koydu. İklim ve kalkınma alanında çalışan bir sivil toplum kuruluşu (STK) olan ActionAid tarafından yayımlanan rapora göre, bu durum, dünyanın iklim krizine verdiği yanıtın eşitsizliği azaltmak yerine derinleştirme riski taşıdığını gösteriyor.

Yeni rapor Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenecek COP30 zirvesine bir hafta kala yayımlandı. ActionAid’in küresel iklim adaleti sorumlusu Teresa Anderson, “İnsanlar görünüşe göre güvenli bir iş ile güvenli bir gezegen arasında seçim yapmaya zorlanıyorlar. Bu projeler, insanların bu şekilde bir seçim yapmak zorunda kalmadıklarından emin olamamaları nedeniyle amacına yeterince ulaşamıyor” dedi.

Raporu kaleme alanlar, dünyanın iki büyük çok taraflı iklim fonu tarafından finanse edilen ve karbon azaltımına odaklı onaylanmış tüm projelere ilişkin kamuya açık olan bilgileri analiz etti. Analiz kapsamında Birleşmiş Milletler (BM) destekli Yeşil İklim Fonu’ndan 178 proje ve Dünya Bankası ile bölgesel kalkınma bankaları tarafından kurulan İklim Yatırım Fonları’ndan 466 proje ele alındı.

Projeler bir dizi göstergeye göre değerlendirildi ve bu süreçte bir bilgisayar programı kullanılarak sonuçlar manuel kontrol edildi. Kriterler arasında;

  • İşçilerin, kadınların ve etkilenen toplulukların anlamlı katılımının sağlanıp sağlanmadığı,
  • Fosil yakıtlardan ve yüksek düzeyde kirletici endüstriyel tarım yerine sistematik bir dönüşümün teşvik edilip edilmediği,
  • Yeniden beceri kazandırma veya geçim desteği planlarının bulunup bulunmadığı,
  • Ve eşitsizliğin ele alınıp alınmadığı yer aldı.
Projelere Harcanan Her 35 doların Yalnızca 1 doları Adil Geçişe Uygun

Anderson, temel olarak bu projelerin işçiler, kadınlar ve topluluklar üzerindeki etkileri açısından gerçekten adil olup olmadıklarını ve gerçekten bir dönüşüme katkı sağlayıp sağlamadıklarını ele aldıklarını söyledi.  Yazarların bulgularına göre, onaylanan projelerden sadece her 50 taneden biri adil geçiş kriterlerini karşılıyor. Rapor, bunun “ağızları açık bırakacak kadar düşük” bir oran olduğunu ifade ediyor.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun küresel iklim politikası koordinatörü Bert De Wel ise rapordaki verileri değerlendirerek, “İklim finansmanı, acil durumdan etkilenen insanların ihtiyaçları yerine, yatırımcıların çıkarlarına göre belirleniyor” yorumunu yaptı.

De Wel, durumun farkında oldukları halde yine de rakamların bu kadar düşük olmasına şaşırdıklarını belirterek şunları söyledi: “Fon sağlayıcıların tüm iyi niyetlerine ve verdikleri sözlere aykırı bir durum var ortada. Ayrıca sağduyuya da aykırı çünkü biliyoruz ki, iklim politikalarının acilen işçilerin, ailelerinin ve topluluklarının ihtiyaçlarıyla çok daha güçlü biçimde bağlantı kurması gerekiyor.”

ActionAid, projelere harcanan miktarları da incelediğinde, her 35 doların yalnızca 1 dolarının adil geçişe uygun projelere gittiğini buldu. Bu projeler, 10 yılı aşkın bir sürede yalnızca 630 milyon dolar aldı. Raporda ayrıca bu miktarın teknoloji milyarderi Jeff Bezos’un süper yatı için harcadığı paradan bile daha az olduğu notu düşülüyor.

Anderson, işçiler ve topluluklara gösterilen bu dikkatsizliğin yalnızca etik değil, aynı zamanda pratik sorunlar da yarattığını söyleyerek örnek olarak paydaşlarla istişare edilmeden geliştirilen bir Bangladeş programını hatırlattı. Program, Bangladeşli çiftçileri metan salımı yüksek olan pirinç yerine mango ekimine teşvik ediyordu. Ancak proje, sadece toprak sahibi çiftçilerin görüşleri alınarak tasarlanmıştı. Halbuki mevsimlik işçiler ya da pirinci yerel gıda ürünlerine dönüştürerek geçimini sağlayan ve çoğu kadın olan işçilerle hiç görüşülmemişti.

Anderson projeye dair, “Eğer geliştiriciler işçilerle istişare etselerdi, mango ağaçlarının yılda yalnızca bir kez ürün verdiğini, pirincin ise üç kez hasat edildiğini fark edebilir ve projenin ekonomik bir felakete dönüşmeden önce sürdürülebilir olmadığını anlayabilirlerdi” dedi.

Anderson’a göre yaklaşan BM iklim görüşmeleri, bu olumsuz eğilimleri düzeltmek için bir fırsat sunuyor. Bu yıl Brezilyalı yetkililer, adil geçiş yaklaşımlarını, COP30 müzakerelerinin öncelikli konularından biri olarak belirledi. Nitekim konferanstaki aktivistlerin temel taleplerinden biri, 2022’de Mısır’daki COP27 iklim zirvesinde başlatılan ancak ilerleme kaydedilemeyen “adil geçiş çalışma programının” detaylarının netleştirilmesi olacak.

STK’lar ise COP30’da ülkelerin bu program kapsamında “Belém Eylem Mekanizması” adı verilen yeni bir mekanizma üzerinde anlaşmasını isteyecek. Bu mekanizma, adil geçişle uyumlu projeler için finansmanı artırmaya yönelik somut, uygulanabilir planlar oluşturmayı amaçlıyor.

İklim Yatırım Fonları Zengin Kuzey Ülkelerinin Kontrolünde

Anderson ayrıca İklim Yatırım Fonları’nın sonlandırılması gerektiğini belirtti.  Yeşil İklim Fonu’nun BM iklim organına taraf ülkeler tarafından yönetildiğini ve bu nedenle demokratik denetime tabi olduğunu vurgulayan Anderson, ancak İklim Yatırım Fonları’nın Dünya Bankası tarafından işletildiğini ve bu nedenle büyük ölçüde küresel kuzey ülkelerinin kontrolünde olduğuna dikkat çekti.

Keza, İklim Yatırım Fonları, “yeni bir küresel iklim finansmanı mimarisi” işler hale geldiğinde kademeli olarak kapatılacağını belirten bir “sona erme maddesi” ile oluşturulmuştu.

Anderson’a göre şu anda uluslararası iklim müzakerecilerinin adil geçiş odaklı yaklaşımları, hâlâ “isteğe bağlı” veya “olsa da olur” bir unsur olarak gördüğünü belirterek ekledi: “‘Vaktimiz yok, ayıracak paramız yok, o yüzden doğrudan karbon azaltımına odaklanalım’ gibi argümanlar duyuyoruz. Ama gerçekte, adaleti dışarıda bırakan kısa yollar, yolculuğu uzatıyor çünkü bu türden yollar insanları bu sürece dahil olma isteğinden alıkoyuyor.”