Ana Sayfa » Politika » İklim Değişikliği Terör Örgütlerini Büyütüyor mu?
Politika

İklim Değişikliği Terör Örgütlerini Büyütüyor mu?

Adelphi düşünce kuruluşunun yayımladığı “Isınan bir Dünyada Ayaklanma, Terörizm ve Organize Suçlar” (Insurgency, Terrorism and Organised Crime in a Warming World) raporu iklim değişikliği, kırılganlık ve ihtilaflardan kaynaklanan karmaşık risklerin, Boko Haram ve IŞİD gibi terör örgütlerinin artıp, büyümesine yol açabileceğini ortaya koyuyor.

Merkezi Berlin’de bulunan adelphi düşünce kuruluşunun “Isınan bir Dünyada Ayaklanma, Terörizm ve Organize Suçlar” isimli yeni raporu, iklim değişikliğinin kaynak kıtlığı, nüfus artışı ve kentleşme gibi mevcut tehdit, risk ve baskılarla etkileştiğini ve bunları çoğalttığını gösteriyor. Raporun yazarı Lukas Rüttinger, bu etkenlerin kırılganlığa ve şiddet içeren çatışmalara yol açabileceğini ve bu ortamlarda terör örgütleri ve organize suçların artıp büyüyebileceklerini ifade ediyor. Rüttinger’e göre, “Terör örgütlerinin faaliyetlerini halihazırda kırılgan olan bölgelerde daha kolay yapabilecek olmaları, terörizmi artıracak ve bu kısır döngü hepimizi etkileyecek”.

Her geçen gün terör örgütleri su gibi doğal kaynakların erişimini kontrol ederek ve bunları bir silahı olarak kullanarak, kaynak kıtlığını daha da şiddetlendiriyor. Özellikle geçim kaynakları için doğal kaynaklara bağımlı olan kişilerin yaşadığı bölgelerde, kaynak kıtlığı arttıkça, bu kaynakları kontrol edenlerin güçleri de artıyor.

Terör Örgütleri Kırılgan Ortamda Güçleniyor

Bu durumun trajik örneklerinden biri Çad’da yaşanıyor. İklim değişikliği Çad Gölü bölgesinde yerel toprak ve su rekabetinin artmasına neden olan kaynak kıtlığını körüklüyor. Bu rekabet de, toplumsal gerginlik ve hatta şiddet içeren ihtilafları körüklüyor. Bu kaynak kıtlığı aynı zamanda birçok kişinin geçim kaynağını eritiyor, yoksulluk ve işsizliği artırıyor ve göçlere neden oluyor. Boko Haram gibi terör örgütleri de bu kırılgan ortamda güç kazanıyor.

İklim değişikliğinin gıda güvenliği, suya erişim ve toprak üzerindeki etkileri arttıkça, bunlardan etkilenen halklar iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı daha savunmasız olmakla kalmayacak, alternatif geçim kaynağı ve ekonomik teşvik sunan terör örgütlerinin saflarına katılmak açısından da daha savunmasız olacak. Bazı durumlarda terör örgütleri yerel nüfusun desteğini almak için devletin boşluğunu temel hizmetler sunarak doldurmaya da çalışıyor. İklim değişikliğinin etkileri şiddetlendikçe, kimi devletlerin hizmet vermekte ve meşruiyetlerini korumakta giderek zorlanacakları genel kabul görüyor.

BM Genel Sekreteri’ne Rapor Çağrısı

Adelphi’nin raporunu yayımladığı dönemde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) de, Boko Haram’ın da yuvası olan ve açlık, kuraklık ve savaşın milyonlarca kişiyi tehdit ettiği Çad Gölü Bölgesi hakkında bir karar çıkarttı. Kararda, bölgedeki krize neden olan etkenler arasındaki ilişkiler hakkındaki endişeler özetleniyor ve Birleşmiş Milletler’in durumla başa çıkmak için kendi içinde daha iyi bir işbirliği yapması çağrısında bulunuluyor. BMGK büyükelçilerinin bölgeye yaptıkları ziyaretin ardından çıkarılan karar, BM Genel Sekreteri’ne de bu kriz hakkında bir rapor yayımlaması çağrısı yapıyor.

BM’nin bulgularını yansıtan rapordaki temel noktalar şu şekilde sıralanabilir:

  • İklim değişikliğiyle mücadele, kalkınmanın ve hükümetlerin desteklenmesi terörizm tehdidini azaltacaktır.
  • İklim değişikliğiyle mücadele, kalkınma, antiterör stratejileri ve barış çalışmaları halihazırda sıkça olduğu gibi tek başına değil, bir arada ve bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştirilmelidir.
  • Hukukun üstünlüğünün ve devlet kurumlarının desteklenmesi, iklim değişikliğine bağlı olarak terör örgütlerinin artıp, büyüme riskinin azaltılmasını sağlayacaktır ve iklim değişikliğine uyum ve barış inşasının belirgin temel bileşenleri olacaktır.
  • Terör örgütlerinin saflarına katmak istediği savunmasız kişiler çoğu zaman geçimleri için tarıma bağımlıdır ve bu nedenle de kalkınma çalışmaları bu geçim kaynaklarının değişen bir iklimde sürdürülebilir olmasına odaklanmalıdır.
  • İklim ihtilafları ve kırılganlıkları meydana geldiğinde kentler çoğu zaman basınç supabı işlevi görür. İklim değişikliğine dirençli kentler inşa edilmesi gerginliklerin yayılmasını en aza indirecektir.