Politika

İklim Davaları Hızla Artıyor: Altı İklim Davasını Temsil Eden Davacı, Avukat ve Kampanyacılar COP24’te

Dünyanın farklı yerlerinden altı iklim davasını temsil eden davacı, avukat ve kampanyacılar, hükümetlerin iklim değişikliğini durdurması için acil emisyon azaltımını amaçlayan yasal girişimleri görüşmek üzere Polonya’nın Katowice şehrindeki Birleşmiş Milletler İklim Müzakerelerine (COP24) katıldı.

Dünyada mahkemeye taşınan iklim davaları sayısında büyük artış kaydedildi. Hâlihazırda dünyada 1000’in üzerinde iklim değişikliği davası olduğu tahmin ediliyor.

Bu davaların arasında, 2015’te Hollanda hükümetine açılan ve mahkemenin Hollanda’nın 2020’ye kadar emisyonlarını önemli oranda azaltmasına karar verdiği ve bir dönüm noktası niteliğindeki Urgenda davası gibi, hükümetleri doğrudan iklim değişikliğinden sorumlu tutan davalar da bulunuyor. Hollanda hükümeti kararı temyize götürmüştü. Ekim ayında hükümetin temyiz davasını kaybetmesiyle birlikte, Urgenda davası iklim davaları açısından çok önemli bir emsal oluşturdu.

2018 yılında, politikacıların iklim değişikliğiyle gerekli düzeyde mücadele edememesi üzerine, dünyanın dört bir yanında bireyler mahkemelere başvurmaya başladı. Ekim ayında Almanya’da üç aile, Almanya’nın ulusal 2020 iklim koruma hedeflerini gerçekleştirmek için gerekli önlemleri almayarak yaşam, sağlık, malvarlığı edinme ve meslek seçme özgülüğü konularında anayasal haklarını ihlal ettiği iddiasıyla hükümete dava açtı.

Kasım ayında, Kanada’da bir grup genç, hükümetlerinin daha iddialı bir emisyon azaltım hedefini uygulamaya geçirmeyerek ve mevcut zayıf hedefi gerçekleştirmek için gerekli adımları bile atmayarak, nesillerinin temel haklarını ihlal ettiği iddiasıyla yasal işlem başlattı.

Mayıs ayında Avrupa Birliği’nden 9 aile ve Fiji, AB’nin 2030 emisyon azaltım hedeflerinin yaşam, sağlık, meslek seçme ve malvarlığı edinme hakları dahil olmak üzere temel haklarını ihlal ettiği iddiasıyla AB’ye dava açtı. Kolombiya’da ise bir grup genç Nisan ayında Kolombiya hükümetine karşı çok önemli bir iklim davasını kazandı ve Yüksek Mahkeme hükümetin Kolombiya Amazon bölgesi için bir nesillerarası anlaşma hazırlamasına karar verdi.

2019 yılında bu tür davaların artması bekleniyor. Ocak 2019’da Friends of the Irish Environment tarafından İrlanda’nın Ulusal İklim Değişikliğiyle Mücadele Planı’nın meşruluğu konusunda İrlanda hükümetine açılan dava Dublin Yüksek Mahkemesi’nde görülecek. Kısa süre önce dava hakkında görüş bildiren Birleşmiş Milletler İnsan Hakları ve Çevre Özel Raportörü “İrlanda Hükümeti’nin insan haklarının iklim değişikliği tarafından ihlal edilmesine karşı korunmasına dair net, olumlu ve uygulanabilir yükümlükleri bulunmaktadır” dedi.

ABD hükümetine karşı kapsamlı “iklim tedbirleri” talep eden 21 genç tarafından açılan ve simgesel önem taşıyan dava ise, Trump yönetiminden kaynaklanan birçok ertelemenin ardından, nihayet görülmeye başlanabilecek. 39 binden fazla Belçika vatandaşı tarafından açılan iklim davasında ise, Belçika hükümetinin uzun süredir beklenen savunmasını nihayet yapması bekleniyor.

2019 yılında ayrıca, binden fazla İsviçreli kadın tarafından İsviçre’nin ulusal iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki yeterliliğinin sorgulandığı davada karar çıkması da bekleniyor. İklim davalarının mahkemeye taşınma hızına bakıldığında, bu mevcut davaların 2019’da görülecek davaların sadece küçük bir kısmını teşkil ettiği düşünülebilir.

Hollanda hükümetini dava eden ve hükümetin davayı üst mahkemeye taşımasının ardından temyiz davasını da kazanan Urgenda Direktörü Marjan Minnesma konu ile ilgili yaptığı açıklama şunları söylüyor: “9 Ekim’de elde ettiğimiz zafer, Hollanda hükümetinin dünyaya bu kadar ilham ve umut vermiş bir davaya karşı mücadele vermek yerine, iklim değişikliğine karşı eyleme geçilmesi konusuna odaklanması gerektiğini kanıtlıyor. IPCC Özel 1,5°C Raporu, emisyon azaltımı için çok daha acil şekilde harekete geçmemiz gerektiğinin altını çiziyor. Hollanda hükümeti, düşük rakımlı bir ülke olarak Hollanda’nın iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerin başında geldiğini biliyor. Kendi kamu kurumlarımız en kötü senaryoda bu yüzyılın sonuna kadar deniz seviyelerinin 2,5-3 metre yükselebileceği sonucuna vardı. Üst mahkemenin kararı tüm hükümetlere bir uyarı niteliğinde. Hükümetler hemen harekete geçmelidir, aksi takdirde olacaklardan sorumlu tutulacaklar”.

Avrupa Birliği’ne karşı başlatılan yasal işlemi destekleyen CAN-Avrupa Direktörü Wendel Trio ise, “Avrupa Birliği üye ülkelerinden ve AB dışından aileler iklim değişikliğinin etkilerini bugünden hissetmeye başladıkları için AB iklim mevzuatına karşı yasal işlem başlattılar. Kısa süre önce yayınlanan IPCC Özel 1,5°C Raporu’nda da değinildiği üzere, hükümetler iklim eylemlerinin iddia seviyesini artırmadığı sürece iklim değişikliğinin etkileri daha da ağırlaşacak. AB bakanlarının bu kişilerin endişelerini dinlemesi, IPCC’nin uyarıları doğrultusunda harekete geçmesi ve Katowice’deki COP24’te AB’nin 2030 hedeflerini önemli derecede yükselteceklerini taahhüt etmeleri gerekiyor. AB Üye Ülkeler bu fırsatı Paris Anlaşması hedeflerini tutturmak ve vatandaşlarını korumak konusunu ciddiye aldıklarını göstermek için kullanmalıdır” diyor.