Yeni bir rapora göre, gıda ve fosil yakıt üretimi saatte 5 milyar dolarlık çevresel zarara neden oluyor. Birleşmiş Milletler’in bu kapsamlı raporunda, küresel bir çöküş aşamasına gelmemek için bu zararın ortadan kaldırılması gerektiğine vurgu yapılıyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) önemli bir raporuna göre, sürdürülemez gıda ve fosil yakıt üretimi her saat 5 milyar dolara eşdeğer bir çevresel zarara yol açıyor. Uzmanlar, bu zararın sona erdirilmesinin, “çöküş kaçınılmaz hâle gelmeden önce” yönetişim, ekonomi ve finans alanlarında küresel ölçekte dönüşümün kilit bir parçası olduğuna dikkat çektiler.
BM Çevre Programı (UNEP) için 200 araştırmacı tarafından hazırlanan Küresel Çevre Görünümü (Global Envronment Outlook – GEO) raporu, iklim krizi, doğanın yok edilmesi ve kirliliğin artık yalnızca çevresel krizler olarak tanımlanamayacağını belirtti.
Raporu hazırlayan ekibin eşbaşkanlarından biri olan Prof. Robert Watson, “Bunların hepsi ekonomimizi, gıda güvenliğimizi, su güvenliğimizi, insan sağlığını baltalıyor ve aynı zamanda birer ulusal güvenlik meseleleri haline geliyor. Ayrıca dünyanın birçok yerinde çatışmalara yol açıyor” yorumunu yaptı.
Uzmanlar, tüm çevresel krizlerin, küresel nüfusun artışı ve daha fazla gıda ile enerjiye ihtiyaç duyulmasıyla daha da kötüleştiğini ve bu ihtiyaçların büyük ölçüde gezegeni kirleten ve doğal dünyayı yok eden yollarla karşılandığına da vurgu yaptılar. Yanı sıra sürdürülebilir bir dünyanın mümkün olduğunu ancak bunun siyasi cesaret gerektirdiğini de eklediler.
Raporun diğer eşbaşkanı ve Kosta Rika eski çevre bakanı Prof Edgar Gutierrez-Espeleta ise “Bu, çöküş kaçınılmaz hâle gelmeden önce insan sistemlerimizi şimdi dönüştürmemiz gerektiğine dair acil bir çağrıdır” dedi ve uyardı:
“Bilim iyi. Çözümler biliniyor. Tarihin gerektirdiği ölçekte ve hızda harekete geçmek için gereken şey cesaret. Eylem penceremiz giderek daralıyor.”
İklim Eylemi 2100’e Kadar Yılda 100 Trilyon Dolar Fayda Sağlayabilir
Uzmanlar, günümüzde jeopolitik durumun zor olduğunu, Donald Trump yönetimindeki ABD’nin, bazı diğer ülkelerin ve kurumsal çıkar gruplarının çevresel eylemleri engellemek veya geri almak için çalıştığını kabul ettiler. Önde gelen uluslararası iklim ve biyolojik çeşitlilik bilim kuruluşlarının eski başkanı olan Watson, “Halk, çocukları ve torunları için sürdürülebilir bir gelecek istediğini talep etmeli. Çoğu hükümet buna yanıt vermeye çalışıyor” dedi.
Yeni yayımlanan GEO raporu bu yıl 1100 sayfadan oluştu. Son derece kapsamlı haliyle bu rapor, genellikle tüm dünya ülkelerinin üzerinde anlaştığı politika yapıcılar için bir özet niteliğinde. Ancak Suudi Arabistan, İran, Rusya, Türkiye ve Arjantin’in fosil yakıtlara, plastiklere, beslenme içinde azalan et tüketimine ve diğer meselelere yapılan atıflara yönelik güçlü itirazları nedeniyle bu kez bir uzlaşı sağlanamadı.
Birleşik Krallık’ın 28 ülke adına yaptığı bir açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Bu sürecin bilimsel doğasını sorgulamaya yönelik saptırma girişimlerine tanık olduk. Heyetlerimiz her devletin ulusal çıkarlarını ve haklarını koruma hakkına tamamen saygı duyuyor, ancak bilim pazarlık konusu olamaz.”
GEO raporu, harekete geçmenin maliyetinin uzun vadede hareketsizliğin maliyetinden çok daha düşük olduğuna da vurgu yaptı. Raporda, yalnızca iklim eyleminin 2070’e kadar yılda 20 trilyon dolar ve 2100’e kadar 100 trilyon dolar değerinde fayda sağlayacağı tahmininde de bulunuldu.
Raporda birkaç “kritik gerçek” bulunduğunu söyleyen Gutiérrez-Espeleta, çevresel krizlerin siyasi ve güvenlik acil durumları olduğunu ve toplumları bir arada tutan sosyal bağları tehdit ettiğini belirtti. Gutierrez, bugünün hükümet ve ekonomik sistemlerinin insanlığa başarısızlık getirdiğini ve finansal reformun dönüşümün temel taşı olduğunu da ekledi.
Fosil Yakıt Sübvansiyonu Sona Erdirilmeli
Rapor, en büyük sorunlardan birinin kömür, petrol ve gazın yakılmasının yanı sıra endüstriyel tarımın neden olduğu doğa tahribatı ve kirlilik sonucunda ortaya çıkan yıllık 45 trilyon dolarlık çevresel zarar olduğuna dikkat çekti. Gıda sistemi 20 trilyon dolar ile en büyük maliyeti taşırken, ulaştırma 13 trilyon dolar ve fosil yakıtla çalışan elektrik üretimi 12 trilyon dolar tutarında maliyet yarattı.
Ekonomistler tarafından “dışsallıklar” olarak adlandırılan bu maliyetlerin enerji ve gıdaya yansıtılması gerektiğini, böylece gerçek fiyatlarının ortaya çıkacağını ve tüketicilerin daha yeşil seçeneklere yönlendirileceğini söyleyen Watson, “Bu nedenle sosyal güvenlik ağlarına ihtiyacımız var. Toplumdaki en yoksulların maliyet artışından zarar görmemesini sağlamalıyız” dedi.
Rapor; evrensel temel gelir, et üzerindeki vergiler ve sağlıklı, bitki bazlı gıdalar için sübvansiyonlar gibi önlemlere de yer verdi. GEO’da, fosil yakıtlara, gıdaya ve madenciliğe yönelik yıllık yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık çevreye zararlı sübvansiyon sağlandığı gerçeği ortaya kondu ve bunların kaldırılması veya yeniden yapılandırılması gerektiği belirtildi. Hatta fosil yakıtlara yönelik sübvansiyonların kaldırılması halinde emisyonların üçte bir oranında azaltabileceği de ifade etti.
İklim krizinin düşünüldüğünden daha kötü olabileceğini belirten Watson, “İklim değişikliğinin büyüklüğünü muhtemelen hafife alıyoruz. Küresel ısınma, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin projeksiyonlarının üst sınırına yakın” dedi.




