Önerilen BM vergisi kapsamında fosil yakıt şirketleri iklim zararlarının bedelini ödemek zorunda kalabilir. Yanı sıra Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi, süper zenginlerin de küresel bir servet vergisi ödemesini savunuyor.
Birleşmiş Milletler çatısı altındaki yeni vergi kurallarının kabul edilmesi durumunda, fosil yakıt şirketleri, iklime verdikleri zarara ait bedelin bir kısmını ödemek zorunda kalacak. Yanı sıra bu kurallar kapsamında aşırı zenginler de küresel bir servet vergisine tabi tutulabilecek.
Planlanan küresel vergi anlaşmasına ilişkin BM Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi müzakereleri, pazartesi günü New York’taki BM Genel Merkezi’nde yeniden başladı. Onlarca ülke, kirleticilerin faaliyetlerinin yol açtığı etkilerin bedelini ödemesini sağlayacak daha güçlü kurallara destek veriyor.
Ancak gelişmekte olan ülkeler, mevcut taslak önerilerin fazla zayıf olmasından endişe ediyor ve zengin ülkelerden daha güçlü destek talep ediyor. Fosil yakıt şirketlerinin kârlarının vergilendirilmesine ilişkin net önerilerin dili yumuşatılmış durumda ve aşırı zengin bireylerin vergilendirilmesine yardımcı olacak küresel bir varlık siciline ilişkin öneriler de metinden çıkarıldı.
İlk kez 2022 yılında Afrika ülkeleri tarafından önerilen vergi anlaşmasında ilerleme şu ana kadar yavaş oldu. ABD görüşmelerden çekildi, ancak bu durum diğer ülkelerin süreci ilerletmesini mutlaka engellemek zorunda değil. Bazı zengin ülkeler ise vergi konularının, tüm ülkelerin söz hakkına sahip olduğu BM yerine, yalnızca gelişmiş ekonomilerin üye olduğu OECD bünyesinde ele alınması gerektiğini savunuyor.
%20’lik Bir Ek Vergi 1 Trilyon Dolardan Fazla Gelir Sağlayabilirdi
Anlaşma işler hale getirilebilirse, fosil yakıt üreticilerinin yol açtıkları zararların bedelini ödemesini sağlamak ve en zenginlerin adil biçimde katkı sunmasını temin etmek açısından büyük bir adım olabileceği düşünülüyor. Nitekim son yıllarda eşitsizlik oranları hızla arttı. Nüfusun en zengin %0,001’lik kesimini oluşturan yaklaşık 56 bin kişi, en yoksul %50’den üç kat daha fazla servete sahip ve bu uçurum giderek büyüyor.
Küresel çapta vergi adaletini savunan bağımsız bir sivil toplum ağı olan Vergi Adaleti Ağı’ndan (Tax Justice Network – TJN) Sergio Chaparo Hernandez, New York’taki müzakere turunun gerçek bir sınav olacağını belirterek şunları söyledi:
“Sivil toplum, sözleşmenin ilerici çevresel vergilendirmeyi hayata geçirecek açık bir yetki içermesi için baskı yapıyor. Buna göre, kirletenin bedelini ödemesini sağlamak ve tarihsel sorumluluklarıyla uyumlu biçimde, daha zengin ülkelerin küresel eşitsizlikleri azaltan ve iklime dayanıklı kalkınmayı destekleyen bir liderlik üstlenmesi gerekiyor.”
TJN’ye göre, çok uluslu şirketler ve varlıklı bireylerin vergi cennetlerini kullanarak eksik vergi ödemesi nedeniyle ülkeler her yıl 492 milyar dolar vergi kaybına uğruyor. Petrol ve gaz şirketleri, özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yaşanan fiyat artışları sayesinde son yıllarda yüz milyarlarca dolarlık olağanüstü kârlar elde etti.
Vergi adaleti ve kalkınma finansmanı alanlarında çalışan Avrupa merkezli bir sivil toplum ağı olan Eurodad ve Küresel Vergi Adaleti İttifakı’na göre, Paris İklim Anlaşması’nın 2015’te imzalanmasından bu yana geçen 10 yılda, en büyük 100 üreticinin kârlarına uygulanacak %20’lik bir ek vergi 1 trilyon dolardan fazla gelir sağlayabilirdi.
Süper Zenginlere Yönelik %5 Servet Vergisi
İklim krizine karşı en kırılgan durumda olan birçok ülke için, krizi körükleyen şirketlerin vergilendirilmesi iklim adaletinin sağlanması açısından hayati önemde. Pasifikler’de küçük bir ada devleti olan Tuvalu’nun BM Daimi Temsilcisi Tapugao Falefou, şu ifadeleri kullandı:
“Sorumluluk dünyanın en büyük kirleticilerine aittir. Fosil yakıt endüstrisi ve süper zenginler servetlerini artırmaya devam ederken, biz hayatta kalmaya çalışıyoruz.”
Ülkeler fosil yakıt tüketimine kendi başlarına vergi koyabilir ve birçoğu bunu yapıyor. Ancak fosil yakıtların çıkarılmasına doğrudan vergi koyabilenler yalnızca bu endüstrilerin kendi topraklarında bulunduğu ülkeler. Bu nedenle küresel bir vergi rejimi talebi güç kazanıyor. Benzer şekilde, birçok ülke bazı örneklerde başarılı sonuçlar elde etmesine rağmen, aşırı zenginlerin ülkeden kaçacağı endişesiyle servet vergilerini gündeme almakta isteksiz davranıyor. Oysa geniş bir ülke grubunun servet üzerinden asgari vergiler üzerinde uzlaşmasının, bu korkuları azaltabileceği düşünülüyor. Hesaplamalara göre, süper zenginlere yönelik yıllık %5’e varan bir servet vergisi, yılda yaklaşık 1,7 trilyon dolar gelir sağlayabilecek.


