fbpx
Politika

Ekoloji Birliği: “Tarım Alanları Enerji Alanlarına Dönüştürülmesin”

Ekoloji Birliği tarafından yapılan açıklamada; “Hükümet ovalarımız ile tarım alanlarımızın sanayi ve enerji alanına dönüştürülmesine son vermelidir” denildi.

Ekoloji Birliği, hükümete tarım alanlarının sanayi ve enerji alanına dönüştürülmesine son verme çağrısı yaptı. Tarım alanlarının sürekli sanayi ve enerji kaynaklı projelere kurban edildiğine dikkat çekilen açıklamada; “Oysa tarım alanlarımız sınırlıdır. Tarım alanı olmayan bir yeri, tarım alanına çevirmek son derecede zordur. Buna rağmen özellikle son 20 yıl içinde kurulan hükümetlerin, tarım alanlarımızı sanayi ve enerji kaynaklı saldırılara karşı korumak gibi bir amacı olmadığı, tersine sermayenin bu tür isteklerini her zaman yerine getirdikleri görülmektedir” denildi.

“Tarım Alanlarının Yok Oluşunu Durdurmak İçin Mücadele Edeceğiz”

Evrensel Gazetesi’nin haberine göre ülkede uygulanan inşaat ve madencilik temelli ekonomi yönetimi ve talan anlayışı ile ovalara geri dönüşü olanaksız zararlar verildiği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Ovalarımızın konut amaçlı imara, sanayi ve enerji kaynaklı projelere açılması bu tesislerin geniş çevresinde hava ve su kirliliğini de beraberinde getirdi. Hava ve su kirliliği hepimizin sağlığını olumsuz etkilediği gibi kirletilen ovaların geniş çevresinde yapılan tarımsal üretimde verim düşüşüne ve bazı ürünlerin o çevrede artık hiç yetiştirilememesine neden oldu. Son 20 yıllık süreçte ovalarımız üzerinde, özellikle dere kenarlarında aynı dönemde mantar gibi çoğalan kaçak veya imarlı sanayi tesislerinin oluşmasına da izin verildi. Çoğunda arıtma tesisi ve filtresi olmayan bu tesislerin, ova topraklarını yok edip betonlaştırdıkları yetmiyormuş gibi havamızı ve derelerimizi de pervasızca kirletmesine izin verildi.”

Hükümetin yürürlüğe koyduğu ‘imar affı’ ile imar izni verilerek kaçak sanayi tesislerinin çevreyi kirletmeye devam etmelerinin, hükümet tarafından ‘güvence altına’ alındığı ifade edilen açıklamada, “Bununla birlikte Tarım Bakanlığı, 2015’te başlattığı çalışmalar sonucu 6,92 milyon hektar büyüklüğünde Türkiye genelindeki 212 büyük ovayı gözden geçirdi. Bakanlık bunların içinden 198 büyük ovaya ‘Büyük Ovalar Koruma’ niteliği vererek sınırlarını yeniden belirledi. Bu belirlemede kabataslak çalışma yapıldığı için ova niteliğinde olmayan alanlar, dağlar, üniversite yerleşkeleri ve hatta kent, kasaba yerleşim alanları bile ova sınırları içine alınarak, ovalarımız olduğundan büyük gösterildi. Gerçek ova alanlarımız bu belirlenen miktarın çok altındaydı. Bu çalışma yapılırken daha önce yapılan plan değişiklikleri ile ova sınırı dışına çıkartılan alanların hakları saklı tutuldu. Gelinen son noktada ovaları koruyacakmış gibi gösterilen bu çalışmanın hiçbir işe yaramadığı ortaya çıktı. Plan değişiklikleri ile ovalarımızın sanayi ve enerji alanına dönüştürülmesine hızla devam ediliyor” denildi.

Tarım alanlarının hızlı yok olduğunu, giderek hızlanan oranda açlık tehlikesi yaratacak koşulların bizzat hükümetler tarafından hazırlandığı belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi: “Tarım olmadan, su olmadan yaşam olmaz. Bu nedenle biz Türkiye çapında 60’a yakın ekoloji örgütünün ortak sesi Ekoloji Birliği olarak, tarım alanlarımızda ve ovalarımızda yok oluşa bir kez daha dikkati çekmek istiyoruz. Hükümetler tarım alanlarımızı korumadığı gibi bizlerin koruma amaçlı açtığımız davaların da son yıllarda gerçek bir adaletsizlik örneği olarak aleyhimize sonuçlandığını görmekteyiz. Özellikle tarım alanlarına yapılacak yatırımlara Bakanlar Kurulu ya da Vali tarafından verilecek “Kamu Yararı” kararı, o tesisin yapılmaması için bütün bilimsel verileri göz ardı ederek davaların aleyhimize sonuçlanmasına olanak tanımaktadır.

Biz, Ekoloji Birliği olarak tarım alanlarımızdaki yok oluşu durdurmak için her türlü mücadeleye ve mahkemelerde açacağımız davalarımıza bundan sonra da devam edeceğimizi, adaleti mumla da aramaktan usanmayacağımızı bir kez daha bildirmek istiyoruz.

Hükümet ovalarımızı ve tarım alanlarımızı sanayi ve enerji alanına dönüştürmesine son vermelidir.”