Yaklaşık 200 ülke, Brezilya’da düzenlenen COP30 iklim zirvesinde, küresel ısınmayla mücadele eden yoksul ülkelere finansman sağlanmasını öngören ancak buna yol açan fosil yakıtlara dair “şifreli” açıklama yapan bir belge üzerinde anlaşmaya vardı. COP30 Başkanlığı ise ormansızlaşmanın sona erdirilmesine ve fosil yakıtlardan aşamalı çıkışa yönelik yol haritası fikrini ilerletmeyi taahhüt etti.
Zorlu müzakereler sonunda anlaşmaya varan ülkeler, dünyanın en büyük tarihi emisyon kaynağı olan ABD’nin resmi bir heyet göndermeyi reddetmesine rağmen, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede küresel birlik göstermeye çalıştı.
Ancak Amazon’un Belem kentinde iki hafta süren çekişmeli müzakerelerin ardından uzatmalarda varılan uzlaşma, zengin ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları ve petrol, gaz ve kömür konusunda karşıt görüşlere sahip hükümetler arasındaki gerginliği de gözler önüne serdi.
Anlaşmanın birçok kişiyi hayal kırıklığına uğrattığını kabul eden BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell, delegeleri inkarcılığın ve bölünmenin endişeye neden olduğu bir yılda bir araya geldikleri için övdü. Stiell yaptığı açıklamada, “İklim mücadelesini kazandığımızı söylemiyorum. Ancak tartışmasız hâlâ mücadelenin içindeyiz” dedi.
Anlaşmayı onaylayan COP30 Başkanı Andre Correa do Lago da, müzakerelerin zorlu geçtiğini kabul etti: “Bazılarınızın, ele aldığımız konularda daha büyük hedefleri olduğunu biliyoruz.”
Birçok ülke, sera gazlarının azaltılması veya fosil yakıtlara yönelik daha güçlü planlar yapılmadan zirvenin sona ermesine itiraz etti.
Brezilya’nın Latin Amerika’daki komşuları Kolombiya, Panama ve Uruguay, Correa do Lago’nun usule ilişkin istişareler için genel kurula ara vermesinden önce çok sayıda itirazda bulundu. Yaklaşık bir saat sonra oturuma devam ederek, alınan kararların kabul edileceğini söyledi.
Kolombiya’nın müzakerecisi, fosil yakıtların gezegenin ısınmasına neden olan emisyonların en büyük sorumlusu olduğunu belirterek, ülkesinin bilimi göz ardı eden bir anlaşmayı kabul edemeyeceğini söylemişti: “İklim inkarcılığının gölgesinde dayatılan bir mutabakat başarısız bir anlaşmadır.”
Rus delege Sergey Kononuçenko, itiraz edenleri “tüm şekerlere erişmek isteyen çocuklar gibi davranmakla” suçladı. Bir tercüman aracılığıyla yapılan bu yorum, Rusya’nın sözlerinden derin bir rahatsızlık duyduklarını söyleyen ve ülkelerinin çıkarlarını savunma konusunda üstlendikleri rolü savunan birçok Latin Amerikalı delege tarafından eleştirildi.
Üç Latin Amerika ülkesi, COP30’un genel siyasi anlaşmasına değil, ana anlaşmanın yanında onaylanan daha teknik müzakere metinlerinden birine itiraz ediyordu.
Üç ülke, anlaşmanın fosil yakıtlardan uzaklaşmayı da içeren bir madde içermesini talep ederek Avrupa Birliği’ne katılmıştı. Öte yandan, aralarında en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan’ın da bulunduğu bir koalisyon, fosil yakıtlardan söz etmenin yasak olduğunu savundu.
Avrupa Birliği, fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik bir geçiş dilini destekleyen ülkeler grubunda öne çıktı ancak Suudi Arabistan gibi önde gelen petrol ihracatçılarının da dahil olduğu ülkeler koalisyonunun bunun müzakere dışı bir konu olduğunu söylemesi üzerine, bu dili anlaşmadan çıkarmayı kabul etti.
Avrupa Birliği İklim Komiseri Wopke Hoekstra, anlaşmanın onaylanmasından önce gazetecilere yaptığı açıklamada, “Anlaşmayı desteklemeliyiz çünkü en azından doğru yönde ilerliyor” dedi.
Metinde, ülkelerin iklim planlarını “Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Mutabakatı gibi kararları dikkate alarak” uygulamaları gerektiği belirtiliyor. Bu pek de büyük bir kazanım gibi görünmeyebilir, ancak yine de BM iklim metinlerinin jargonlarla dolu dünyasında bir artı. Yeni metinde ayrıca, 2026 yılında konuya ilişkin üst düzey bir toplantı düzenlenmesi öngörülüyor ki bu, ilerlemenin devamı açısından önem taşıyor. BAE’de düzenlenen COP28’de ülkeler fosil yakıtlardan uzaklaşmayı taahhüt etmişti. Ancak bunun ne zaman ve nasıl yapılacağı sorusunun cevabı verilmemişti.
Avrupa Birliği ile Arap Ülkeleri Grubu arasında fosil yakıtlar konusunda yaşanan çıkmaz, görüşmelerin ertelenmesine ve uzlaşma sağlanmadan önce gece boyunca süren müzakerelerin başlamasına neden oldu.
Bazı ülkeler anlaşmaya yönelik sert ifadeler kullandı. Panama’nın iklim müzakerecisi Juan Carlos Monterrey, “Fosil yakıtlara bile değinmeyen bir iklim kararı tarafsızlık değil, suç ortaklığıdır. Ve burada yaşananlar beceriksizliğin ötesindedir” dedi.
Finansman Desteği
Anlaşma, ülkelerin emisyon azaltım taahhütlerini yerine getirmelerine yardımcı olmak için iklim eylemlerini hızlandırmaya yönelik gönüllü bir girişim başlatıyor ve zengin ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin ısınan bir dünyaya uyum sağlamasına yardımcı olmak amacıyla sağladıkları finansman miktarını 2035 yılına kadar en az üç katına çıkarmasını talep ediyor.
Bilim insanları, emisyonları azaltmaya yönelik mevcut ulusal taahhütlerin öngörülen ısınmayı azalttığını, ancak küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 1,5 derecede sınırlamaya yetmediğini söylüyor. 1,5 derece eşiğini geçmek iklim değişikliğinin en kötü etkilerini ortaya çıkarabilir.
Gelişmekte olan ülkeler de, yükselen deniz seviyeleri, kötüleşen sıcak hava dalgaları, kuraklık, sel ve fırtınalar gibi halihazırda yaşanan etkilere uyum sağlamak için acilen fonlara ihtiyaç duyduklarını savunuyorlar.
Latin Amerika ve Karayipler’e odaklanan çok taraflı bir kredi kuruluşu olan Inter-American Development Bank’ın Özel Danışmanı Avinash Persaud, iklim etkilerinin artmasıyla birlikte anlaşmanın finansmana odaklanmasının önemli olduğunu söyledi:
“Ancak dünyanın, kayıp ve zarara yanıt veren gelişmekte olan ülkelere yönelik daha hızlı hibe sağlama konusunda hâlâ yetersiz kaldığından korkuyorum. Bu hedef, acil olduğu kadar zor da” dedi.
Fosil Yakıtlara Dair Gönüllü Taahhüt
“Multirao” anlaşmasında, bilim insanları ve yerli liderlerin doğanın başarılı bir iklim eyleminin merkezinde olması gerektiği yönündeki uyarılarına rağmen, yağmur ormanlarından yalnızca bir kez, üstelik muğlak bir şekilde bahsediliyor. Temel müzakere metninde dünyanın en büyük tropikal ormanına dair tek atıf, iklim görüşmelerinin nerede gerçekleştiğini ve geçmişte ne gibi anlaşmalara varıldığını anlatan giriş bölümünde yer alıyor.
Brezilya Çevre Bakanı Marina Silva, Belém’deki temel anlaşmalar arasına ormansızlaşmayı sona erdirme yol haritasını da dahil etmeye çalışmıştı ancak bu fikir, Suudi Arabistan ve Ortadoğu’daki diğer petrol üreten ülkeler tarafından engellenen fosil yakıtlara bağımlılığın sona erdirilmesi yol haritasıyla bağdaştırıldığı için suya düştü.
Greenpeace Brezilya’dan Carolina Pasquali, Mutirão kararının kabul edilen son taslağına yanıt olarak, ormansızlaşmanın sona erdirilmesine yönelik bir yol haritası isteyen 90’dan fazla ülkenin eli boş bırakıldığını söyledi. Pasquali şunları söyledi: “Yeni yayımlanan metin, karşı karşıya olduğumuz krize güçlü yanıt vermiyor. Krizi bir kriz olarak ele almıyor; fosil yakıtlardan uzaklaşma ve 2030 yılına kadar ormansızlaşmanın sona ermesi için ne bir harita ne de bir yol sunuyor. Gelişmekte olan ülkeler için kesinlikle elzem olan uyum için gerekli kaynakların gelişmiş ülkeler tarafından gerçekten harekete geçirileceğini de garanti etmiyor.”
COP30 Başkanı Correa do Lago ise, ormansızlaşmanın sona erdirilmesine ve fosil yakıtlardan aşamalı çıkışa yönelik yol haritası fikrini geliştirmeyi taahhüt etti. Correa do Lago, COP30’da konu hakkında fikir birliği olmasa da bunun ilerlemesi gereken önemli alanlar olduğunu söyledi. Bu gönüllü bir eylem, ancak Brezilya’nın bir yıllık dönem başkanlığı altında küresel önemi daha da artacak.
Kolombiya ve Hollanda hükümetleri ise, Nisan 2026’da Fosil Yakıtlardan Adil Geçişe İlişkin Birinci Uluslararası Konferans’a ortaklaşa ev sahipliği yapacaklarını duyurdular ve bu konferans ile, fosil yakıtlardan uzaklaşma stratejileri konusunda uluslararası iş birliği için ilk küresel platformu kurmuş oldular.
Anlaşma, Brezilya başkanlığının fosil yakıtlardan aşamalı çıkış yol haritasına ve ormansızlaşma yol haritasına dair gelişmeleri takip etmeye devam etmesini sağlamak ve Türkiye’de düzenlenecek COP31’de ilerleme raporu sunmak için Küresel Uygulama Hızlandırıcısını (Global Implementation Accelerator) da kuruyor.
Yanı sıra anlaşma iklim kuruluşlarının uluslararası ticaretin iklim eylemiyle nasıl uyumlu hale getirileceğini gözden geçirmeleri için bir süreç başlatacak.




