Yeni ve kapsamlı bir analiz sonucunda bilim insanları, 71 ülke ile 100 bölge ve yönetim alanına yayılan ve daha önce tahmin edilenden üç kat daha fazla alana sahip iklim değişikliğine dayanıklı mercan resifi belirledi. Ancak bu resiflerin çoğu koruma alanlarında değil.
Bilim insanları, iklim değişikliğine dayanabileceği ve hatta iklim etkilerinden sonra toparlanabileceği düşünülen mercan resiflerinin “yaygın” dağılımını haritalandırırken, söz konusu alanların, önceki tahminlerin üç katı olduğunu belirledi.
Son yıllarda dünya genelindeki mercanlar, iklim değişikliğinin etkilerinden büyük zarar gördü. 2023 ile 2025 yılları arasında, atmosfer ve okyanus sıcaklıklarında rekor seviyelere yol açan tarihsel olarak güçlü bir El Nino olayıyla aynı döneme denk gelecek şekilde, aşırı sıcaklık kaynaklı ağarma seviyesindeki ısı stresi, en az 83 ülke ve bölgede dünya mercan resifi alanlarının yaklaşık %84’ünü etkiledi. Bu olay, şimdiye kadar kaydedilen dördüncü küresel mercan ağarması olayı oldu ve son 10 yıl içinde gerçekleşen ikinci büyük mercan ağarması olarak kayıtlara geçti.
Mercan ağarması, yükselen okyanus sıcaklıklarının yarattığı ısı stresine karşı mercanların verdiği bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Bu durum, mercan resifleriyle yakın ilişki içinde yaşayan alglerin mercanlardan ayrılmasına neden oluyor ve bunun sonucunda resifler canlı renklerini kaybediyor.
Bir ağarma olayı doğrudan mercanların ölümüyle bağlantılı değil. Ancak daha sık ve daha yoğun yaşanan sıcaklık stresleri, mercanları hastalıklara karşı daha savunmasız hale getiriyor, iyileşme süreçlerini yavaşlatıyor ve üreme kapasitelerini sınırlıyor.
%61’i Beş Ülkede Yer Alıyor
Salı günü yayımlanan yeni bir analiz ise mercan resiflerinin aslında daha önce düşünüldüğünden daha dayanıklı olabileceğini ortaya koydu. Dünya genelinde biyoçeşitliliği ve vahşi yaşamı korumaya çalışan uluslararası bir koruma kuruluşu olan Yaban Hayatı Koruma Derneği (Wildlife Conservation Society -WCS) ile Avustralya’da bulunan Macquarie Üniversitesi’nden bilim insanları, onlarca yıllık iklim ve okyanus verileriyle birlikte 45 binden fazla mercan araştırmasını analiz etti.
Araştırmacılar, 71 ülke ile 100 bölge ve yönetim alanına yayılan toplam 165 bin 922 kilometrekarelik iklim değişikliğine dayanıklı mercan resifleri belirledi. Bu alanların büyük bir bölümü daha önce değerlendirilmemişti. Bu dayanıklı yaşam alanlarının %61’i, geniş mercan sistemlerine ev sahipliği yapan Bahamalar, Küba, Avustralya, Endonezya ve Filipinler’de bulunuyor.
Çalışmanın ortak yazarlarından ve WCS Mercan Resifleri Direktörü Emily Darling şunları söyledi: “Mercan resifleri çoğu zaman kurtarılamayacak ekosistemler olarak görülüyor. Araştırmamız, iklim krizi karşısında hayatta kalma potansiyeline sahip mercan resiflerinin, daha önce düşündüğümüzden üç kat daha fazla olduğunu gösteriyor.”
Koruma Alanları Kapsamına Dahil Edilmeli
Araştırmaya göre, belirlenen iklim değişikliğine dayanıklı mercan resiflerinin %28’inden daha azı koruma veya muhafaza alanları içinde bulunuyor. Bu durum, yaklaşık 119 bin 605 kilometrekarelik bir alanın herhangi bir koruma çerçevesinin dışında kaldığı anlamına geliyor. Dolayısıyla bu alanlar, su kirliliği, sürdürülemez balıkçılık uygulamaları, turizm faaliyetleri ve kıyı geliştirme projeleri gibi tehditlere karşı herhangi bir güvenceye sahip değil.
Araştırmanın yazarları, bu “koruma dışında kalan çoğunluğun”, Kunming–Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi hedeflerini ilerletmek için önümüzdeki dönemdeki en açık fırsatlardan birini temsil ettiğini belirtiyor. 196 ülke tarafından 2022 yılında kabul edilen bu çerçeve, küresel biyoçeşitliliği korumak amacıyla 2030 yılına kadar kara alanlarının, iç suların, kıyı ve deniz alanlarının en az %30’unun etkili biçimde korunması veya bozulmuş alanların yeniden iyileştirilmesini öngörüyor.
Mercan resifleri, 100’den fazla ülke ve bölgede bulunan, son derece önemli ekosistemler olarak deniz canlılarının en az %25’ini destekleyerek dünyanın geniş ve birbirine bağlı deniz biyoçeşitliliği ağının sürdürülmesinde kritik bir rol oynuyorlar. Ayrıca mercan resifleri, sudaki fazla karbondioksidi emerek karbon depolama kapasitesine sahip olduğu için bazen “denizlerin yağmur ormanları” olarak adlandırılıyor. Küresel Mercan Resifi İzleme Ağı tarafından yayımlanan en güncel rapora göre ise dünya, 2009 yılından bu yana mercanlarının yaklaşık %14’ünü kaybetti.


