;
Politika

Danimarka, Rüzgar ve Yenilenebilir Enerji Adaları

danimarka

Danimarka, elektrik üretimini yalnızca yenilenebilir enerjiden elde etmek için dünyanın ilk enerji adalarını kuruyor. Deniz üstü rüzgar türbinleriyle beslenecek enerji adalar, yeşil enerji dönüşümü sürecinde hem deniz taşımacılığının karbonsuzlaşması hem de Avrupa’nın fosil yakıtlara bağımlılığını azaltmak için önem taşıyor.

YAZI: S.Sena AKKOÇ

Danimarka, dünyadaki ilk deniz üstü rüzgar enerjisi üreten enerji adalarını kurmak için çalışmalara başladı. Adalardan biri Baltık Denizi’ndeki Bornholm’da kurulacak, diğeri ise Kuzey Denizi üzerinde yapay olarak inşa edilecek. İki enerji adasının kurulmasına dair resmi karar ise 22 Haziran 2020 tarihli bir iklim anlaşması kapsamında Danimarka Hükümeti, Liberal Parti, Danimarka Halk Partisi, Sosyal Liberal Parti, Sosyalist Halk Partisi, Kırmızı-Yeşil İttifak, Liberal İttifak ve Alternatif İttifak tarafından onaylandı. 2021 yılında imzalanan bir anlaşmada ada mülkiyetinde en büyük payın, en az %50,1’le Danimarka devletine ait olması kararlaştırıldı. 2030 yılına kadar faaliyete geçmesi planlanan enerji adaları projesine Danimarka Enerji Ajansı öncülük ediyor. Enerji adalarının kurulumuna dair çevre çalışmalarından ise Energi-net sorumlu. Şirket aynı zamanda enerji adalarında üretilen yenilenebilir enerjinin karadaki enerji sistemlerine entegre edilmesi ve uluslararası bağlantıların kurulması için çalışmalar yürütüyor.

Adalardan Gelen Temiz Enerji

Danimarka 1991 yılından beri rüzgar enerjisinden elektrik üretiyor ve bugün ülkenin toplam enerjisinin %49’a yakını rüzgar enerjisinden sağlanıyor. Ülkenin mevcut deniz üstü rüzgar türbinleri 2.3 gigawatt (GW) enerji üretiyor ancak adalar üzerine kurulacak rüzgar türbinleri, Danimarka’nın diğer deniz üstü rüzgar enerjisi projelerinden çok daha fazla enerji üretecek. Enerji adaları ile birlikte kurulacak olan 200 türbin ile 2030 yılına kadar 10 GW, 2040’a kadar ise 12 GW rüzgar enerjisi üretilmesi hedefleniyor. 12 GW enerji, Danimarka’nın ihtiyacından fazla bir miktara tekabül ediyor ve yaklaşık 12-13 milyon haneye elektrik sağlayabiliyor.

Danimarka Teknik Üniversitesi Elektrik Gücü ve Enerji Merkezi’nden Profesör Jacob Østergaard çalışmanın önemini şu sözlerle açıklıyor: “Danimarka’yı yenilenebilir enerji kullanımı ve geliştirme konusunda uzun yıllar boyunca mutlak lider yapacak bu proje, Danimarka’nın yeşil enerji başarı öyküsü haline gelecek.” Enerji adaları, rüzgar türbinlerinin kıyıdan daha uzak mesafelere yerleştirilmesine imkan sağlayarak kara türbinlerine oranla daha fazla enerji üretebilecek. Ayrıca adalarda üretilen elektrik yalnızca Danimarka’ya değil, çevredeki ülkelere de dağıtılabilecek. Bu bakımdan Danimarka’nın enerji adaları, Kuzey Denizi ile Baltık Denizi çevresi için yeşil enerji erişimini mümkün kılan bir enerji merkezi görevi görecek. Bu da genellikle ulusal ölçüde yürütülen iklim politikalarına Kuzey Denizi çevresinde ulus ötesi ve sektörler arası yeni bir alternatif sunuyor. Baltık Denizi’ndeki Bornholm’da kurulan enerji adası, adaya bağlı olarak kurulan iki açık rüzgar çiftliğinden gelen enerjiyi toplayacak ve dağıtımını sağlayacak. Adaya bağlı türbinlerden 2 GW kadar enerji üretilmesi bekleniyor. Deniz üstü rüzgar türbinleri kıyıdan yaklaşık 20 km uzaklıkta olacak ve kıyı bölgelerinden görülebilecek. Bornholm tesisi mevcut bir ada üzerine kurulacak.

2021 yılında izni alınan ve Kuzey Denizi’ne inşa edilmesi planlanan diğer ada için süreç biraz farklı ilerleyecek. Danimarka İklim, Enerji ve Kamu Hizmetleri Bakanlığı’nın hesaplarına göre yalnızca bu adanın inşaat maliyeti 210 milyar DKK, yani 28,5 milyar Euro. Yapay ada, Jütland’da bulunan Thorsminde kasabasının 80 km uzağına kurulacak ve karadan bakıldığında gözle görülemeyecek. Ada, üreteceği elektriği türbinlerden elektrik şebekelerine iletmek için gerekli tesise ve bir limana ev sahipliği yapacak. Başlangıçta yaklaşık 3 GW elektrik üretilmesi hesaplanan adada daha sonra enerji talebi arttıkça adadaki sisteme yeni piller ve Power-to-X teknolojileri bağlanacak ve 10 GW’a kadar üretim yapılabilecek. Böylece havacılıktan denizciliğe birçok alanda kullanılmak üzere yeşil elektrik sağlanabilecek. Deniz taşımacılığında dev şirketlere sahip olan Danimarka, adalardan sağlanacak enerjiyle kargo gemilerine temiz enerji sağlamayı başarabilir.

Enerji Güvenliği ve Rüzgar

Kuzey Denizi’nin açık rüzgar enerjisi potansiyelinden daha fazla yararlanabilmek için 2020 yılından beri Hollanda, Almanya, Lüksemburg ve Belçika ile Danimarka hükümeti arasında da anlaşmalar imzalanıyordu. 2022’nin Mayıs ayında ise Danimarka, Belçika, Almanya ve Hollanda enerji bakanları, Kuzey Denizi’ni Avrupa’nın yeşil enerji santralı haline getirme hedeflerini sunan Esbjerg Deklarasyonu’nu kabul etti. Deklarasyon, Rus petrolü ve gazına bağımlılığı azaltarak fosil yakıt kullanımını sonlandırmak ve Avrupa Birliği’nin iklim nötr olmasını sağlamak amacıyla Avrupa’da yenilenebilir enerji dönüşümüne öncülük etmeyi hedefliyor.

Avrupa Komisyonu, 2050 yılına kadar deniz üstü rüzgar enerjisinden elektrik üretiminin kapasitesini 300 GW’a kadar artırmayı hedefliyor. Ancak mevcut üretim yaklaşık 12 GW miktarında. Avrupa Komisyonu’nun bu iddialı hedefini gerçekleştirebilmesi için Danimarka’nın adaları tek başına yetersiz olsa da Avrupa Birliği’nin enerji geçişi ve yeni kurulacak enerji adalarına örnek olması açısından önemli bir gelişme.

Danimarka Enerji Ajansı’nın enerji politikaları 1970 Petrol Krizi’ne kadar enerjide ithal petrole bağımlı olan Danimarka’nın enerji güvenliğini artırmak ve yenilenebilir kaynakların kullanıldığı daha verimli bir sisteme geçmek üzerine kurulu. Enerji adaları Danimarka Enerji Ajansı’nın 50 yıldır uyguladığı enerji bağımsızlığı politikalarını uygulama konusunda Danimarka’nın umut kaynağı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Avrupa ülkelerinde çıkan enerji arzı krizi de göz önünde bulundurulduğunda rüzgar adaları Danimarka’nın enerji arzı güvenliği açısından önem taşıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre 2016’da Danimarka’nın enerji üretiminin %34’ü Rusya’nın kaynaklarına dayanıyordu. Bugün bu oran %16’ya düşmüş olsa da tam bağımsızlık için çalışmaların hızlandırılması gerekiyor. İklim, Enerji ve Kamu Hizmetleri Bakanı Dan Jørgensen, savaşa karşı yeşil enerji planlarını hızlandırdıklarını belirterek Avrupa’nın Rus yakıtından acilen uzaklaşması gerektiğini söyledi.

Enerji adalarına dair hedefler enerji arzında yaşanan aksaklıklarla birlikte daha iddialı hale gelmiş olsa da henüz adaların görüntüsünün neye benzeyeceği ve faaliyetlerin hangi şirketler tarafından sürdürüleceği dahil olmak üzere birçok belirsizlik söz konusu. Potansiyel enerji ticaretinin operatörleri Energinet ve diğer ortaklar şimdiden Bornholm’daki enerji adası için Almanya, Belçika ve Hollanda ile potansiyel enerji ilişkilerini kuracak anlaşmalar imzaladı. Fakat Danimarka hükümetinin enerji dağıtımı yapmayı planladığı komşuları ile daha kapsamlı ve bağlayıcı enerji anlaşmaları yapması gerekecek.

Danimarka Rüzgarla Karbon Nötr Olacak

Danimarka, iklim hedefleri doğrultusunda 2030’a kadar seragazı emisyonlarını %70 azaltmayı ve 2050’ye kadar tamamen karbon nötr olmayı taahhüt etmiş durumda. Hatta bu hedef sözde bırakılmadı, Danimarka Haziran 2020’de İklim Yasası’na da dahil edildi. Beyond Oil & Gas Alliance (BOGA) üyesi olan Danimarka, 2020 yılında tüm yeni petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına son verdiklerini de belirtti. Danimarka Enerji Ajansı’nın yayımladığı Danimarka’nın İklim Durumu ve Görünümü 2021 raporuna göre karbon emisyonları mevcut iklim politikaları ile 2030’a kadar %55 oranında azaltılabilecek. Yani Danimarka İklim Yasası’nın %70 hedefine ulaşılması için hâlâ 11,8 milyon tonluk bir emisyon açığı var. Ancak enerji adaları, 2021 raporuna dahil edilmediği için adalardan elde edilecek enerjinin emisyonlara etkisi henüz belli değil. Enerji adalarının elektrik tüketiminde yenilenebilir enerji payının %97’den %122’ye çıkması bekleniyor. Rapor, enerji adalarının sebep olacağı bu artışın emisyonlar için çok büyük bir fark yaratmayacağını belirtiyor. Mevcut durumda Danimarka’nın toplam emisyonlarının %6’sı doğalgaz ve petrolden geliyor.