;
Politika

“COP26, Türkiye’nin Yeni Kömür Santralı İnşa Etmeyeceğini Duyurması için İyi Bir Fırsat”

Europe Beyond Coal Kampanya Direktörü Kathrin Gutmann, COP26 ve sonrasında, halk sağlığını ve ekonomileri felaketten etkili bir şekilde korumanın başka bir yolu olmaması nedeniyle, yeni kömür projelerini iptal eden daha fazla taahhüt ve yenilenebilir enerjiye yönelik daha fazla çaba beklediklerini ifade ediyor. 

YAZI: Bulut BAGATIR

İki yıllık bir aranın ardından nasıl bir iklim müzakeresi bizi bekliyor sizce?

COP’un ertelendiği yıl, yıkıcı orman yangınları, seller ve salgın insanlarda net bir aciliyet duygusuna neden oldu. Bazı ülke hükümetleri de bunu COP26’ya uzanan dönemdeki verdikleri taahhütlere yansıttılar. Örneğin ABD ve Birleşik Krallık’ın her ikisi de 2035 yılına kadar temiz enerjiye geçiş taahhüdünde bulundu. Her hükümetin aciliyete uyan daha iddialı iklim hedefleriyle gelmesi bekleniyor ki bu bizim için oldukça önemli. Bunlara ulaşmak için hangi adımları atacaklarını bilmeliyiz.

COP26’nın ev sahibi ülkenin Başbakanı Boris Johnson COP26’nın kömürü tarihe gömecek bir zirve yapmayı hedefliyor? Nasıl gelişmeler yaşanmasını öngörebiliriz?

Avrupa’daki tüm kömür santrallarının yarısından fazlası şu anda kapandı veya bu 10 yıl içerisinde kapanacak. Dünya çapında da benzer kapatma hızına şahit oluyoruz. Bu Taraflar Konferansı’nda kömürle vedalaşma konusuna daha da fazla odaklanılmasını bekleyebiliriz. Paris Anlaşması’nın 1,5 derecelik küresel ısınma hedefine ulaşması, OECD ülkelerindeki tüm kömür santrallarının 2030’a kadar ve küresel olarak da tüm kömür santrallarının 2040’a kadar kapatılmasını gerektiriyor. Halk sağlığını veya ekonomilerimizi felaketten etkili bir şekilde korumanın başka bir yolu olmadığı için, yeni kömür projelerini iptal eden daha fazla taahhüt ve yenilenebilir enerji lehine mevcut kömürden çıkış aşamasını hızlandıran daha fazla çaba bekliyoruz.

Kömürle beraber diğer önemli maddeler arasında finansman, otomobil ve ormanlar bulunuyor. Ancak bu dört maddenin dışında endişelenecek kadar fazla arabası veya kömür santralı olmayan dünyanın en yoksul ülkeleri, zaten yaşamakta oldukları iklim değişikliğinin etkilerini ele almak için daha çok eylem görmek istiyor. Müzakerelerde azgelişmiş ülkelerin iklim etkilerine uyum gündemine dair umut verici ve pratiğe hızla dökülebilecek kararlar alınmasını bekleyebilir miyiz?

Kirletici kömür santralları ve fosil yakıtlarla çalışan arabalar, zengin ya da fakir ülke fark etmeksizin her zaman endişe kaynağı olmuştur çünkü hem insan sağlığına ciddi şekilde zarar verirler hem de ulusal bütçelere yüksek maliyetler getirirler. Hava kirliliği ve iklim değişikliği sınır tanımıyor, bu yüzden biri kömür yaktığında herkes bundan etkileniyor. Bununla birlikte, en yoksul ülkelerin tarihsel emisyonları gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha küçük olduğu için iklim krizi bağlamında çok daha az sorumluluk taşıyorlar. Almanya ve Kanada liderliğindeki sanayileşmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde azaltım ve adaptasyonu desteklemek için vaat edilen 100 milyar dolarlık taahhüdünü yerine getirmek için yeni bir çaba sarf ediyor. Buna cevaben ABD, İngiltere, Almanya ve Kanada gibi birkaç ülke daha fazlasını sağlama sözü verdi. Bu sevindirici bir gelişme ancak elbette daha fazlasına ihtiyaç duyulacağını biliyoruz.

COP26’nın herkese eşit şartlar sunamadığı ve katılımda sorunlar yaşanacağı gerekçesiyle tekrar ertelenmesi talebi reddedildi. Bu şartlarda COP26’nın başarılı olma şansı var mı?

Bu, uluslararası toplantılar için çok zor bir zaman. STK’lar endişelerini dile getirdiler ve bunu yapmak ve durumu karalamamak önemliydi. Şimdi, salgının yayılmasını en aza indirmek için dünya çapında olağanüstü adımlar attığımız gibi, iklim krizini azaltmak için acil eyleme odaklanmamız gerekiyor. Tüm ülkelerin iklim eylemi konusundaki sorumluluklarını çok ciddiye alması ve kaybedilen zamanı telafi edebilmemiz için bu yıl masaya iddialı planlar getirilmesi çok önemli.

Türkiye’nin Paris’i onaylamasının COP26 ve sonrası için nasıl etkileri olacak sizce?

Türkiye Paris’i onaylamayan son 6 ülke arasında yer alıyordu. Paris Anlaşması’nın onaylanmasını ve 2053’ün net sıfır yılı olarak ilan edilmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye, mevcut hükümetin iklim eylemi niyetlerinde ne kadar samimi olduğunu kanıtlamak için COP26’da büyük bir sınavdan geçecek. COP26, Türkiye’nin yumuşak karnı olan daha yüksek emisyon azaltım hedefleri ve kömürün sonunun konferansı olacak. Onayın ardından, Türkiye’nin şu anda olağan seyir senaryosundaki artıştan azaltımı taahhüt eden “Ulusal Katkı Beyanı”nı (NDC) değiştirmesi gerekecek. Her zamanki gibi, şimdiye kadar olağan seyir senaryosu gerçekçi olmayan büyüme varsayımları yaptı. Mevcut INDC ile Türkiye 2012’deki karbon emisyonlarını 2030’a kadar ikiye katlayacağını taahhüt ediyordu. Ancak yeni net sıfır ve Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefi bu NDC’nin varlığını imkansız kılıyor. Ayrıca Türkiye, yeni kömür projeleri inşası planlayan ülkeler arasında dünyada 5. sırada ve şu ana kadar yeni kömür santrallarının inşasını durdurma ya da kömürü aşamalı olarak bırakma niyetinde değil. COP26, aynı Çin’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yurtdışında yeni kömürlü termik santralları finanse etmeyeceğini duyurduğu gibi, Türkiye hükümetinin en azından yeni kömür santralı inşa etmeme taahhüdünü duyurması için iyi bir fırsat olabilir. Çin, Türkiye’nin planlanan kömür projeleri için tek değilse bile, en büyük finansman kaynağıydı.

Paris’i şimdi onaylama kararı, karbon yoğun ekonomik büyüme yolunda artık alıcı olmadığı gerçeğinin Türkiye tarafından fark edilmesidir. Yerel işletmeler ve finansörlerin ilgisizliği nedeniyle ihaleler iptal ediliyor, uluslararası finansman giderek elini ayağını çekiyor. Öte yandan, inatçı iklim eylemsizliğine rağmen, Türkiye’de iklim dostu, sürdürülebilir elektrik üretme biçimlerine geçiş başladı. Halihazırdaki elektrik üretiminin %20’si rüzgar ve güneşten geliyor. 10 yıl önce bu oran sıfırdı. Türkiye’nin oyununu gerçekten geliştirmesinin ve ülkenin potansiyelini fark etmesinin zamanı geldi. 2053 net sıfır hedefi, buna göre geliştirilecek tüm ilgili planlar için iyi bir referans noktası. Türkiye’nin ve halkının iklim eyleminden kazanacağı çok şey olduğunu biliyoruz. Şimdi tüm çaba, daha fazla değerli zamanı kaybetmeden ve fosil endüstrisini canlı tutmaya çalışmak için kamu kaynaklarını boşa harcamadan ayrıntılı eylem planları hazırlayarak, bu kazanımların toplum genelinde nasıl adil bir şekilde dağıtılacağına odaklanmalı.