Politika

CAN-Europe: “Türkiye, Ulusal İklim ve Enerji Politikalarını Net ve İddialı Bir Biçimde Ortaya Koymalı”

Avrupa’nın en büyük iklim eylem ağı CAN-Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı) yetkilileri, Türkiye’de iklim konusunda çalışan sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ve akademisyenler ile TEMA Vakfı’nda bir araya geldi.

Avrupa İklim Eylem Ağı yöneticileri, TEMA Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen iklim ve kömür toplantısında, Türkiye’de iklim konusunda çalışan bir grup sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve akademisyenle buluştu. Toplantıda Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ve Türkiye’nin iklim hedeflerini yükseltmesi ve iklim politikalarında somut adımlar atması için karar alıcılara çağrıda bulunuldu.

“Türkiye kömür odaklı enerji üretimi planını gözden geçirmeli”

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum konusunda daha etkin olması için Paris Anlaşması’nı onaylamasının önem taşıdığını ifade ederek şunları söyledi: “Ülkelerin iklim değişikliği politikalarının dış politika, uluslararası ticaret gibi konuların temel belirleyicisi konumuna geldiğini görüyoruz. AB üyelik sürecinde olan Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye kalkınma programlarında iklim değişikliğini göz ardı ederlerse, hem iklimi korumanın yarattığı yan faydalardan mahrum kalma hem de uluslararası süreçlerde belirleyici rol oynama şansını yitirme riskini alacaklardır. Türkiye’nin kararlı bir şekilde seragazı emisyonu azaltım hedeflerini ortaya koyması, iklim dostu politikaları savunarak çevresindeki ülkelere liderlik etmesi ve diğer ülkelere örnek teşkil eden bir azaltım katkı niyeti açıklaması, iklim mücadelesinde önemli bir yol almasını sağlayacaktır. Bu noktada en somut adım ise ülkemizin 2012 yılında ilan ettiği kömür odaklı enerji üretimi planını gözden geçirmesi ve odağına yenilenebilir enerjiyi almasıdır”.

Türkiye’nin hem rüzgar hem de güneş potansiyeli açısından olanakları zengin bir ülke olduğunu belirten Ataç, yenilenebilir enerjiye geçişin sadece yeni enerji geleceğini yakalamak açısından değil, inovasyona dayalı sanayinin gelişimi açısından da Türkiye’ye önemli bir fırsat sunduğunun altını çizdi. Altyapı yatırımlarının iklim dostu biçimde ve iklim değişikliğine direnci artıracak biçimde hızla gerçekleştirilmesinin zaruri hale geldiğini söyleyen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, “Yatırım tercihlerimizin bu yönde kullanılması hem kalkınmayı sağlayacak hem de iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle gelecekte görülecek ekonomik kayıpları en aza indirecektir” dedi.

“AB, iklim hedeflerini daha da iddialı hale getirmeli”

Avrupa İklim Eylem Ağı Direktörü Wendel Trio ise Paris Anlaşması’nın beraberinde getirdiği yeni iklim rejimi ile tüm devletlerin ve devlet dışı aktörlerin sorumluluk almasını gerektiğini belirterek “Birleşmiş Milletler (BM) 24. İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP24) öncesi gündem, sorumluluk alacak bu aktörlerin iddialı ve somut adımlar atması için pek çok fırsat sağlıyor. Bu süreçte AB’nin mevcut iklim hedeflerini daha iddialı hale getirmesi gerekiyor. Bununla birlikte üyelik sürecindeki Türkiye ve Balkan ülkelerinin de ulusal iklim ve enerji politikalarını net ve iddialı bir biçimde ortaya koyması büyük önem teşkil ediyor” dedi.

Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye Temsilcisi Elif Gündüzyeli ise toplantıda şu konulara değindi: “Küresel sıcaklık artışlarının sanayi öncesi döneme göre 1 derece kadar arttığı günümüzde, Türkiye’de ve Avrupa’da bu artışın etkilerini hepimiz yaşıyoruz. Paris Anlaşması doğrultusunda, sıcaklık artışlarını 1.5 derecede sınırlayabilmek ve mevcut iklim değişikliği etkilerine uyum sağlayabilmek için iddialı iklim hedeflerini ortaya koymak, somut planlarla bu hedefleri gerçekleştirmek, devletlerin başlıca görevlerinden. İklim kırılganlığı yüksek olan Türkiye’nin de mevcut yüksek karbonlu kalkınma planlarından bir an önce vazgeçerek düşük karbonlu kalkınma politikalarını tasarlamaya başlaması, bunu uluslararası iklim müzakerelerinde gündeme getirerek çözümün parçası olduğunu göstermesi çok önemli”.