fbpx
Afetler Bilim

Aşırı Hava Olayları Gıda Kaynaklarını Tehdit Ediyor

Nature Sustainability dergisinde çeşitli uzmanlar tarafından yayımlanan bir araştırma dünyadaki gıda şoklarına aşırı hava olayları ile jeopolitik risklerin yol açtığını ortaya koyuyor. Gıda kaynaklarına yönelik olarak 53 yıllık verilerin taranması ile ulaşılan sonuçların dengeli bir tarım politikasına yardımcı olması umuluyor.

Nature Sustainability dergisinde yer alan bir araştırmada, gıda üretiminde sert kayıplar meydana gelmesine yol açan gıda şokları ile ilgili bazı unsurların gıda güvenliğini etkilediği belirtiliyor. Buna göre gıda üretiminde sert kayıplara yol açan unsurlar-ki bu sert kayıplar küresel sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği için ciddi tehditler oluşturuyor-aşırı hava olayları ve jeopolitik riskler olarak gösteriliyor.

Gazete Duvar’dan Dilaver Demirağ’ın haberine göre Tazmanya Üniversitesi’nden Richard Cottrel başkanlığındaki ekip tarafından yapılan araştırmada, gıdalarımızı temin eden ana kaynaklardan elde edilen 53 yıllık veriler kullanılıyor. Buna göre yiyeceklerimizin büyük bir kısmını elde ettiğimiz bitkiler, hayvancılık, su ürünleri ve balıkçılık gibi kaynaklardan ulaşılan bu veriler ışığında gıda şoklarına neyin neden olduğu araştırılıyor.

Bilim insanları, Richard S. Cottrell, Kirsty L. Nash, Benjamin S. Halpern, Tomas A. Remenyi, Stuart P. Corney, Aysha Fleming, Elizabeth A. Fulton, Sara Hornborg, Alexandra Johne, Reg A. Watson ve Julia L. Blanchard’dan oluşan bir ekip tarafından yapılan araştırmada şu ifadelere yer veriliyor: “Yiyecek üretimindeki ani kayıpların (şoklar) kara ve denizdeki sonuçları, küresel sürdürülebilirlik için kümülatif tehditler oluşturur. Bir gıda sektöründe meydana gelen şokların diğerleri arasında nasıl farklı ve bağlantılı zorluklar yaratabildiğini anlamak için 53 yıl boyunca hayvancılık, su ürünleri ve balıkçılık sektörlerinden gelen küresel üretim verilerinin entegre bir değerlendirmesini yaptık. Bazı bölgelerin, çok sayıda sektörde şoklara sıkça maruz kalan şok noktaları olduğunu gösteriyoruz. Kritik olarak, karada ve denizde küresel ölçekte şok sıklığı artmıştır. Jeopolitik riskler ve aşırı hava olayları, tespit edilen başlıca şok faktörleriydi, ancak sektörler arasında önemli farklar vardı. Araştırmamız gıda sisteminin dinamiğinden etkilenen sosyal ve ekolojik etkenlerin birden fazla gıda sektörüne nasıl yayıldığını, karasal ve sucul sistemler arasında nasıl eş zamanlı zorluklar veya takaslar yarattığını göstermektedir. Verilere göre şok eğilimli ve birbirine bağlı bir dünyada, insanların zararları tahmin etmelerine, bunlarla başa çıkmalarına ve iyileşmelerine yardımcı olan cesur bir gıda politikası ve sosyal koruma mekanizmaları sürdürülebilirliğin merkezinde olacaktır”.

Şok Sıklığı Hem Karada Hem Denizde Artıyor

Araştırmacılar hem karada hem de denizde şok sıklığının zamanla arttığını buldular -kısa vadede çok fazla değişiklik yaşansa da, uzun vadeli eğilim istikrarlı bir büyümeye işaret ediyor. Araştırma ekibinin başkanı Richard Cortell “Son yıllarda, medya ortamında yer verilen dünyadaki kuraklık ve kıtlık gibi felaketler ortamının imajlarına giderek aşina olduk. Çalışmamız, gıda üretimi şoklarının daha sık hale geldiğini ve küresel gıda üretimi için artan bir tehlike oluşturduğunu doğruluyor. Aşırı hava olayları (önceki çalışmalar iklim değişikliği ile bu durumun daha da kötüleştiğini gösteriyor) ve jeopolitik krizler şokların baskın itici güçleridir. Mahsul üretim sistemlerine gelen tüm şokların yarıdan fazlası aşırı hava olaylarının -özellikle de kuraklığın- bir sonucudur. Bu şoklar sıklıkla bir sektörden diğerine yayılır. Örneğin, Moğolistan’da, 2001 ve 2010 yıllarında, kış aylarında hayvancılığa zarar veren sıcak ve kurak yazlar yaşandı” diyor.

Araştırmaya göre bu durum bir gıda sektöründe meydana gelen şokların, diğerleriyle bağlantılı zorluklar yaratabildiğini gösteriyor, ancak bu olgu ilişkinin niteliğinin dinamik ve tahmin edilmesi zor olmasına rağmen, güçlü bir hatırlatma niteliği görevini görüyor.

Söz konusu araştırmada gıda şoklarına yol açan bir başka etken olarak jeopolitik olgular gösteriliyor. Buna göre jeopolitik olaylar (Avrupa’daki ekonomik yerelleşme veya Sahra altı Afrika’daki çatışmalar gibi), hayvancılık şoklarının %41’ini ve balıkçılık şoklarının %23’ünü oluşturan gıda şoku olaylarının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Sürdürülebilir olmayan politikalar, aynı zamanda, yanlış avlanma ve özellikle de aşırı avlanma, şokların önemli itici güçleri.

Cotrell bu veriler ile ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Aşırı avlanma, balık stoklarındaki iniş verilerinde tespit edilen şokların %45’inden sorumluydu. Su ürünleri üretimindeki aksaklıklar 1980’lerden bu yana herhangi bir sektörden daha hızlı ve daha yüksek bir oranda artmıştır”.

Şoklar Açlığa ve Gıda Güvensizliğine Katkıda Bulunuyor

Araştırmadan elde edilen verilere göre bu şoklar dünyadaki açlığa ve gıda güvensizliğine katkıda bulunmaya ek olarak, insanlara ve topluluklara iyileşmeleri, dirençlerini aşındırmaları ve birçok nüfusa kronik bir tehdit oluşturmaları için daha az zaman veriyor. Bu kapsamda araştırmacılar şu tespiti yapıyor: “Dünyayı beslemek istiyorsak, bu gıda şoklarının nedenlerini ele almalı ve etkileriyle başa çıkmanın yeni yollarını bulmalıyız”.

Araştırma ekibine başkanlık eden Cotrell ise şu bilgileri ekliyor: “Bu, iklime duyarlı gıda sistemlerine yatırım yapmak ve ithal bağımlı ülkelere gıda rezervleri oluşturmak gibi tedbirlerle yapılabilir, insanlar böylece iklim değişikliği gibi sorunların yol açtığı bozulmaların etkileriyle daha iyi başa çıkabilirler”.

Bütün bu bulgular, iklim değişikliği ve jeopolitik risklerle başa çıkılamazsa, bu risklerin özellikle de daha az sanayileşmiş ve daha az zengin ülkeler ile yoksul ülkelerdeki insanların gıda güvenliğini tehlikeye atarak açlığı şiddetlendirebileceğini ortaya koyuyor. Bu şoklar daha zengin sanayileşmiş ülkelerde ise gıda arzında kopukluklar meydana getireceği için bundan kaynaklanan fiyat oynamaları bu ülkelerdeki dezavantajlı grupları daha çok etkileyecek ve bu da düşük gelirli ve dezavantajlı gruplarda yetersiz beslenme sorununu kronikleştirmiş olacak.