Emisyonlardaki artışın henüz Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu politika değişikliklerinin etkisini yansıtmadığı belirtildi.
Rhodium Group’un yeni yayımladığı rapora göre, 2025’te ABD’de sera gazı emisyonları, iki yıl sonra ilk kez ve ekonominin büyüme hızından daha hızlı bir şekilde %2,4 arttı. Bu artışın başlıca nedenleri arasında enerji sektöründeki artan talep ve binaların ısıtılması için yakıt kullanılması yer alıyor.
Araştırma şirketine göre, binaların ısıtılması için doğrudan yakıt kullanımına bağlı emisyonlar 2025’te bir önceki yıla göre %6,8 arttı. Veri merkezlerinden ve bitcoin madenciliğinden gelen talebi karşılamak için kömürle çalışan santrallardan üretimin artırılmasından kaynaklanan enerji sektörü kaynaklı emisyonlar ise %3,8 arttı.
Rhodium, emisyonlardaki artışın henüz Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu politika değişikliklerinin etkisini yansıtmadığını belirtti. Trump yönetimi, çevre düzenlemelerini geri çekmeyi, seragazı emisyon verilerinin toplanmasını durdurmayı ve yenilenebilir enerjiye yönelik teşvikleri askıya alarak fosil yakıt üretimini artırmaya amaçlayan politikaları benimsemişti.
Rapor, bu durumun önümüzdeki bir iki yıl içinde değişebileceğine vurgu yaparken, burada veri merkezlerinin elektrik talebinin artıp artmayacağının ve şebekenin yeni, temiz kaynaklar yerine mevcut fosil yakıt santralları ile bu talebe karşılık verme ihtimalinin kritik rol oynayacağını aktardı.
Açıklamada ayrıca, 2025’te federal vergi indirimlerinin kaldırılmasının, ulaşım kaynaklı emisyonları “kontrol altında tutan” elektrikli araçların büyümesini engelleyebileceği belirtildi.
Enerji sektöründe, ABD’nin yapay zeka yeteneklerini genişletmek için veri merkezlerinin elektrik ihtiyacı, gaz fiyatlarının yükselmesine ve kömürden elektrik üretiminde %13’lük bir artışa yol açtı; bu da son 10 yılda emisyon yoğun yakıt kullanımının arttığı ikinci yıl oldu.
Rhodium aynı zamanda, 2025 yılında emisyonların ekonomiden daha hızlı büyüdüğünü söylerken, “Reel GSYİH’nin %1,9 oranında büyümesi bekleniyor; bu da önceki iki yıldaki emisyonlar ve ekonomik faaliyet arasındaki ayrışmayı tersine çeviriyor” dedi.




