BM’nin Emisyon Açığı 2026 raporuna göre, mevcut politikalarla devam edilmesi durumunda, küresel sıcaklık artışı yüzyıl sonuna kadar 2.8 dereceye ulaşabilir. COP31 Başkanı ve ev sahibi Türkiye de, çalışmada, 2025’te emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi olarak öne çıkıyor. Raporda ayrıca Türkiye’nin emisyon hedefinin, emisyonların olağan seyrinde ulaşacağı seviyeden bile daha yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Emisyon Açığı 2026 (Emissions Gap Report 2026: The Point of Return) raporunda, küresel ısınmada kritik 1.5 derece eşiğinin kaçınılmaz olarak aşılacağı sonucuna varıyor. 2010 yılından beri her sene yayınlanan raporda, 1.5 derece sınırına tehlikeli derecede yaklaşıldığı uyarısı son 10 senedir yapılıyordu.
Raporun basın toplantısına bir video mesaj ileten BM Genel Sekreteri António Guterres, “limit aşımının pes etmek anlamına gelmediği” vurgusu yaptı. Aşımın mümkün olduğunca “küçük ve kısa” olabilmesi ve küresel ısınmanın yüzyıl sonunda yeniden 1.5 derece seviyesine düşürülebilmesi için emisyonlarda “acil ve sıkı” kesintiler yapılması gerekiyor. 1.5 derece eşiğinin aşılması; ölümcül seller, sıcak dalgaları ve orman yangınları gibi iklim etkilerini ve risklerini büyük ölçüde artırabilir. Ne var ki rapora göre, mevcut politikalarla devam edilmesi durumunda, küresel ısınma yüzyıl sonuna kadar 2.8 dereceye ulaşabilir.
Küresel ısınmayı yüzyıl sonunda yeniden 1.5 derece seviyesine düşürebilmek için çalışılan senaryonun %50 ihtimalle başarılabilmesi için, küresel emisyonların, 2025 seviyelerine kıyasla 2030’a kadar %18, 2035’e kadar %45, 2040’a kadar ise %69 azaltılması gerekiyor. Oysa ülkelerin mevcut iklim hedeflerinin tamamen uygulanması durumunda dahi emisyonlar 2030 yılında yalnızca %5 ila %8, 2035 yılında ise %11 ila %15 azalıyor.
Bu senaryo ayrıca 320 gigaton karbondioksitin ki bu rakam 2024 yılı küresel emisyonlarının yaklaşık sekiz katına denk, karbon giderim teknolojileri ile kalıcı olarak depolanmasını gerektiriyor. BM, “sosyoekonomik ve teknolojik zorluklar” içeren bu sürecin belirsizliğine dikkat çekiyor. Yanı sıra raporu değerlendiren İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin de karbonu havadan emip bir yere saklayacak, büyük ölçekte uygulanabilir bir teknoloji bulunmadığını ve gelişeceğine dair bir kanıt da olmadığını vurguladı. “Emisyonların sıfırlanması ve fosil yakıtların tamamen terk edilmesi zorunluluğunun kabulüne zarar verebileceği için” bu olasılığın anılmasını bile yanlış bulduğunu belirten Şahin’e göre “UNEP’in yaptığı olmayacak duaya amin demekten ibaret.”
Fosil yakıtlardan uzaklaşmak, ısınmayı yüzyıl sonunda 1.5 derece seviyesine düşürebilme hedefi için kilit önemde. 2035 yılına kadar, 2025 seviyelerine kıyasla, toplam enerji arzında kömürün payının en az %55, petrolün %15, gazın ise %5 azaltılması gerekiyor. 2040 yılında ise bu azaltımların sırayla %75, %30 ve %35 seviyesine ulaşması şart.
Raporda, mevcut politikalarla devam edilmesi durumunda, yüzyıl sonuna kadar küresel ısınmanın 2.8 dereceye ulaşacağı ve daha sonra da artmaya devam edeceği öngörülüyor. Tüm ülkelerin iklim hedeflerinin tutturulması durumunda ise sıcaklık artışı yüzyıl sonunda 2.6 derece olacak.
Ülke bazında bakıldığında, en büyük altı kirletici Çin, ABD, Hindistan, Avrupa Birliği, Rusya ve Endonezya. Ancak kişi başı emisyonlara bakıldığında Hindistan’ın ve Endonezya’nın sırası oldukça geriliyor. Ayrıca Hindistan’ın uzun süredir hızlı devam eden emisyon artışı, 2025’te yavaşlamış görünüyor.
Türkiye Emisyonlarını En Hızlı Artıran ikinci G20 Ülkesi
Bu tabloda COP31 Başkanı ve ev sahibi Türkiye de, 2025’te emisyonlarını en hızlı artıran ikinci G20 ülkesi olarak öne çıkıyor. Raporda ayrıca Türkiye’nin emisyon hedefinin, emisyonların olağan seyrinde ulaşacağı seviyeden bile daha yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.
Emisyonları en çok artan ülke, açık ara farkla ABD oldu (133 megaton karbondioksit eşdeğeri, MtCO2e). Ancak hemen ardından Türkiye’nin (24 MtCO2e), İran’ın (18.9 MtCO2e) ve Endonezya’nın (17.4 MtCO2e) geldiği hesaplanıyor.
Raporda G20 üyelerinden Türkiye’nin yanı sıra Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya ve Güney Afrika’nın mevcut politikalarının, Ulusal Katkı Beyanlarındaki (NDC) hedeflerden daha düşük emisyonlara yol açacağına dikkat çekiliyor.
Özellikle Türkiye’nin ve Rusya’nın emisyonlarının bugünkü gibi seyretmesi durumunda, Ulusal Katkı Beyanı’nda hedeflenen emisyon seviyesinden %20 daha düşük olacağı vurgulanmış. Bu tablo iklim hedeflerinin, ciddi ilave adımlar gerektirecek şekilde belirlenmediğini gösteriyor.
İPM’den Dr. Ümit Şahin, Türkiye’nin iklim hedefinin ek politika gerektirmediğine yönelik tespitin, raporun “Türkiye’ye yaptığı en vurucu uyarı” olduğunu söylerken ve şu şekilde devam etti: “Bu uyarı önceki raporlarda da vardı ve anlaşılıyor ki geçen sene açıklanan yeni NDC hiçbir şeyi değiştirmemiş: Türkiye’nin 2035’te emisyonlarını ‘indirmeyi’ hedeflediği düzey, mevcut politikalarıyla emisyonlarının normal şartlarda çıkacağı düzeyden çok yüksek. Bu da Türkiye’nin sadece mutlak emisyon azaltım hedefi olmadığını değil, herhangi bir emisyon azaltım hedefi olmadığını, mevcut durumun devamını kağıt üzerindeki hesap oyunuyla politikaymış gibi sunduğunu gösteriyor. Yıllardır Türkiye’nin ciddiye alınır bir iklim politikası olmadığını söylüyoruz. Ama bu uyarı doğrudan Birleşmiş Milletler’den geliyor. Kendi ulusal iklim politikaları ciddi olmayan ve kağıt üzerinde kalan bir ülke nasıl bir iklim liderliği yapacak Antalya’da göreceğiz.”
Bu yetersiz hedefin en önemli nedeninin kömür ısrarı olduğunu aktaran Şahin, “Yaptığımız çalışmalar yenilenebilir enerjideki mevcut artış hızının iyi olduğunu ancak ülkenin enerji politikalarını belirleyenler kömürden vazgeçmeye yanaşmadığı için bu artışın emisyonları azaltacak şekilde bir enerji dönüşümüne neden olmadığını gösteriyor. Oysa biz İPM olarak Türkiye’nin 2036’ya kadar kömürlü termik santrallarını kademeli olarak kapatmasının mümkün olduğunu yaptığımız modelleme çalışmalarıyla göstermiştik. Artık BM’nin bu eleştirileri ciddiye alınmalı ve Türkiye acilen kömürden kademeli çıkış kararını alarak açıklamalı. Bununla birlikte mevcut NDC’nin seneye güncelleneceği ve mutlak emisyon hedefi benimseneceği de şimdiden açıklanmalı. Türkiye 2030’da açıklayacağı bir sonraki NDC’si ile birlikte yayımlayacağı fosil yakıtlardan uzaklaşma yol haritasının hazırlıklarına da başlamalı ve bunu şimdiden açıklamalı. Türkiye’nin COP başkanlığı 2027 sonuna kadar devam edecek. Olumlu ve inandırıcı bir iklim liderliği ancak içeride gerçek iklim politikaları benimseyerek mümkün olabilir” diye konuştu.


