• Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
İklim Haber
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar
  • COP31 Haberleri
No Result
View All Result
İklim Haber

COP17’in Ajandasında Neler Var?

by Haber Merkezi
19 Ekim 2026
in Politika
Reading Time: 3 mins read
A A
cop17
Facebook'ta paylaşLinkedin'de paylaşWhatsapp'ta paylaş

Dünya liderleri, diplomatlar ve doğa uzmanları, biyoçeşitlilik kaybını durdurmaya yönelik çabaları değerlendirmek üzere Ermenistan’da bir araya geliyor. Ülkeler küresel hedeflerin çoğunu yakalayamazken, finansman konusundaki anlaşmazlıklar ise henüz çözülemedi.

COP17 olarak adlandırılan Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı, 2030 yılına kadar karaların ve denizlerin %30’unu korumayı hedefleyen dönüm noktası niteliğindeki 2022 anlaşması Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi kapsamındaki ilerlemenin ilk büyük değerlendirmesi niteliğinde. 19-30 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek zirveden hemen sonra ise, iklim odaklı COP31, 9 Kasım’da Antalya’da başlayacak.

Dünya 2030 yılına kadar karasal korumada tahmini %27,5 seviyesine ulaşacak gibi görünse de bilim insanları, biyoçeşitlilik kaybını durdurmak için gereken daha kapsamlı hedeflerin birçoğunun hâlâ çok gerisinde kalındığını belirtiyor. Pestisit kullanımından sürdürülemez balıkçılığa ve zararlı bir dizi faaliyete sağlanan sübvansiyonlara kadar ekosistemlerin bozulması; gezegen genelinde gıda üretimini, su güvenliğini ve ekonomik istikrarı tehdit ediyor.

BM’nin taslak bir raporunun gösterdiğine göre, ülkeler şu anda Kunming-Montreal çerçevesinde belirlenen 23 hedeften 22’sini karşılayabilecek bir doğrultuda ilerlemiyor.

30 milyar dolarlık kamusal finansman hedefine kimin ne kadar katkıda bulunacağı da henüz belirsizliğini koruyor. Konu, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da iki hafta sürecek görüşmelerin odak noktasını oluşturacak. Daha geniş kapsamlı hedef ise 2030 yılına kadar yılda en az 200 milyar doları harekete geçirmek.

Sübvansiyon Reformu

Bir diğer ana odak noktası ise, doğaya zarar veren faaliyetlere sağlanan yıllık 500 milyar dolarlık sübvansiyonların reform edilmesi. Bu kapsamda hükümetlerden, en fazla zarar veren sübvansiyonları belirleyip farklı alanlara yönlendirmek için iki yıllık bir zaman çizelgesi belirlemeleri isteniyor. Bu, örneğin, çiftçileri yağmur ormanlarını kesmeye teşvik eden uygulamaları ya da toprağa ve suya zarar veren sentetik gübreler ile kimyasal pestisitlere sağlanan devlet indirimlerini kapsayabilir.

Bunu yapmak, savaş, enerji krizleri ve diğer enflasyonist baskıların yaşandığı bir dönemde daha fazla kamu kaynağı aktarmaya gerek kalmadan hükümetlerin doğa kaybını ve bununla bağlantılı gıda ile enerji güvenliği gibi sorunları ele almasına yardımcı olacaktır.

Kâr amacı gütmeyen Business for Nature kuruluşunun icra kurulu başkanı (CEO) Eva Zabey bir basın toplantısında, “Bu aslen doğayı koruma ile ilgili bir hikâye değil. Bu; dayanıklılık ve kaynak güvenliğine dayanan ekonomik, mali, siyasi ve rekabetçilikle ilgili bir hikâye” dedi.

Perakende devi H&M ve tüketim malları şirketi Nestle’nin de aralarında bulunduğu 130’dan fazla şirket, görüşmeler öncesinde açık bir mektup yayımladı. Mektupta, net politikalar belirlenmesi ve önümüzdeki 12 ay içinde teşviklerin reform edilmesine yönelik bir plan hazırlanması konusunda hükümetlere çağrıda bulunulurken, bu adımın yatırımları daha cazip hale getirmeye yardımcı olacağı savunuldu.

Kâr amacı gütmeyen Conservation International kuruluşunun tahminlerine göre, sübvansiyonlar hükümetlere yılda 11 trilyon ile 24,7 trilyon dolar arasında bir maliyete yol açıyor. Hükümetler genellikle iki kez ödeme yapıyor: İlki sübvansiyonlar için, ikincisi ise kirliliği temizlemek, hastalıkları tedavi etmek ve altyapıyı onarmak da dâhil olmak üzere sübvansiyonların desteklediği faaliyetler kaynaklı hasarları gidermek için.

Özel Sektöre Görev Düşüyor

Kamu kaynaklarının kısıtlı olması nedeniyle birçok kesim, Cali Fonu da dâhil olmak üzere özel sektörün daha büyük bir rol oynamasını bekliyor. Söz konusu fon ilaç, kozmetik ve ticari tarım gibi sektörlerde ürünleri için biyolojik örneklerin dijital veri tabanlarına bağımlı olan şirketlerin doğayı koruma finansmanına katkıda bulunmasını sağlamak amacıyla 2025 yılında kuruldu.

Henüz netleştirilmesi gereken ayrıntılar arasında, fonların ülkeler ile yerli topluluklar arasında nasıl paylaştırılacağı ve şirketlerin işlerinin yalnızca bir kısmı bu genetik kaynaklara dayanıyorsa katkılarını toplam gelir üzerinden mi yapıp yapmayacakları yer alıyor.

İklim Haber'i Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Tags: Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik SözleşmesiCOP17ErivanErmenistanKunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi

İlginizi Çekebilir

akbelen
Politika

Danıştay Akbelen’de Acele Kamulaştırmaya Onay Verdi

19 Ekim 2026
kömür
Politika

İklim İnkârcılığı Sözlüğü-16: AB Ülkeleri Elektrik Üretiminde Kömüre mi Dönüyor?

19 Ekim 2026
İklim Haber

  • Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

No Result
View All Result
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar
  • COP31 Haberleri

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş oluyorsunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı ziyaret edin.