Emisyon tahsisatlarının rakamsal ifadelerinin ve daha birçok önemli ayrıntının Karbon Piyasası Kurulu’na bırakıldığını belirten Gümüş, etkin bir ETS’nin var olup olamayacağının hâlâ belli olmadığını ifade etti.
İklim Haber ve Medyascope işbirliğiyle hazırlanan COP31 Yolu programının bu bölümünde, Dr. Barış Doğru’nun konuğu Ember Türkiye’den Uzman Enerji Analisti Bahadır Sercan Gümüş oldu. Gümüş, yeni yayımlanan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği’ni ve Türkiye’nin yeni iklim politikalarıyla ilişkisini değerlendirdi.
Türkiye’nin iklim ve enerji gündemindeki önemli gelişmelerden biri 27 Ağustos’ta yayımlanan ETS Yönetmeliği oldu. Tüm dünyada iklim değişikliğine neden olan emisyonların kontrolü ve azaltımı için piyasa temelli bir araç olarak gündemde olan ETS’leri kuran ülkelerin sayısı 40’ı aştı. Uluslararası Karbon Eylem Ortaklığı’nın (International Carbon Action Partnership, ICAP) kısa sıra önce yayımladığı Dünya Çapında Emisyon Ticaretinin Durumu Raporu’na göre (Emissions Trading Worldwide Status Report), şu anda dünya genelinde yürürlükte olan ETS sistemleri, küresel seragazı emisyonlarının %26’sını kapsıyor.
ETS Yönetmeliği’nin büyük belirsizlikler içerdiğini söyleyen Gümüş, ETS’nin yürürlükte olup olmadığının bile açık bir şekilde belli olmadığını dile getirdi. Emisyon tahsisatlarının rakamsal ifadelerinin ve daha birçok önemli ayrıntının Karbon Piyasası Kurulu’na bırakıldığını, dolayısıyla etkin bir ETS’nin var olup olamayacağının hâlâ belli olmadığını ifade eden Gümüş, sözlerine şöyle devam etti:
“Yönetmelik, Avrupa Birliği’nin aksine, ulusal mutlak emisyon azaltım hedefi yerine, ürün bazlı kıyaslamalar ile sektörel emisyon yoğunluklarını düşürmeye odaklandı. Tavan emisyon rakamları olmaksızın ETS piyasaya ve kurumlara ciddi bir işaret veremeyecek. Sistem bu haliyle, emisyon yoğunluklarını iyileştirmeye odaklandığı için, gerçekleşen üretim artışlarıyla toplam emisyonların yükselmesine bile yol açabilir.”
“Türkiye’nin Fosil Yakıtlardan Çıkması Gerekiyor”
Türkiye emisyonlarının dörtte birinden fazlasını oluşturan fosil yakıtlı termik santralların ücretsiz tahsisattan yararlanmasının da elektrik sektörünün temiz enerji dönüşümünü geciktirebileceği konusunda uyarılarda bulunan Bahadır Sercan Gümüş, Türkiye’nin COP31 kapsamında tartışmaya açtığı elektrifikasyon gündeminin önemini de vurguladı.
Elektrik kullanımının nihai enerji talebi içindeki payını 2035 yılına kadar %35’e çıkarma hedefini değerlendiren Gümüş, “Türkiye’nin ulusal ölçekte bu rakamlara ulaşabilmesi için, fosil yakıtlardan çıkması; ulaşım, konut ısıtması ve sanayide elektriğin kullanımı için altyapıların hızla yenilenmesi gerekiyor. Aksi takdirde %35 elektrifikasyon oranını yakalamak mümkün değil” dedi.


