Sıcak, kuru ve rüzgarlı hava koşullarını ifade eden “yangın havası” koşullarında; yangın çıkma olasılığı artıyor, yangınlar daha hızlı yayılabiliyor ve söndürme çalışmaları zorlaşıyor. Yeni bir araştırmanın sonuçları ise bugün doğan bebeklerin, büyükanne ve büyükbabalarına göre ömürleri boyunca iki kat daha fazla “yangın havasına” maruz kalacaklarını gösteriyor. Üstelik Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda bu süre beş yıla kadar uzayabilecek.
İspanya, Sırbistan ve Bosna Hersek’te devam eden orman yangınları, bu yaz Avrupa genelinde yaşananların devamı niteliğinde. Avrupa’da henüz ağustos ayı başlamadan önce, İstanbul’un yüzölçümünün yaklaşık yarısı büyüklüğünde bir alan yangınlarda kül oldu ve yüz binlerce kişi tahliye edildi. Bu tablo, gelecek nesillerin ne tür bir riskle karşılaşacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu soruya çarpıcı bir yanıt veriyor: Bugün doğan bebekler, büyükanne ve büyükbabalarına kıyasla, ömürleri boyunca iki kat daha fazla “yangın havasına” maruz kalacak.
Araştırma, mevcut iklim politikalarının sürdüğü ve küresel ısınmanın yüzyıl sonuna kadar 2,6°C’yi aştığı bir senaryoyu temel alıyor. Bu senaryoda, bugün doğan bir bebek, önceki nesillere göre fazladan üç yıl boyunca yangın havası koşullarıyla yaşayacak. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda bu süre beş yıla kadar uzayabilecek.
İklim Değişikliği Koşulların Sıklığını ve Şiddetini Artırıyor
“Yangın havası” kavramı; sıcak, kuru ve rüzgarlı hava koşullarını ifade ediyor. Bu koşullar yangın çıkma olasılığını artırıyor, yangınların daha hızlı yayılmasına yol açıyor ve söndürme çalışmalarını zorlaştırıyor. İklim değişikliği bu koşulların sıklığını ve şiddetini artırdığı için yangın riski artık daha önce nadiren görüldüğü bölgelerde ve mevsimlerde de kendini gösteriyor.
Bu riski azaltmak hâlâ mümkün. Nitekim araştırma, emisyonların Paris Anlaşması’nın öngördüğü 1,5°C hedefine uygun şekilde azaltılması halinde, Avrupa genelinde maruziyetin 1,3 yıl, Güney Avrupa’da ise iki yıldan fazla azaltılabileceğini ortaya koyuyor.
Uzmanlar, fosil yakıt emisyonlarının azaltılmasının yanı sıra yangın önleme, hazırlıklı olma ve daha dayanıklı arazi yönetimine yapılacak yatırımların, genç nesilleri giderek daha yıkıcı hale gelen yangın sezonlarından korumak açısından kritik önemde olduğunu vurguluyor.
“Akdeniz Bölgesi’nde Bu Yük Özellikle Ağır Olacak”
Araştırmanın baş yazarı ve Belçika’daki Vrije Universiteit Brussel’da (VUB) doktora araştırmacısı Rosa Pietroiusti, “Şu anda Avrupa’da doğan bir çocuğun ömründen daha fazla sene, aşırı yangın havası koşulları altında geçecek. Akdeniz Bölgesi’nde bu yük özellikle ağır olacak. İklim değişikliği üzerindeki sorumluluğu en az olan gençler, iklim değişikliğinin sonuçlarıyla en fazla yaşayacak kesim olacak. Gençlerin öncülük ettiği iklim adaleti hareketleri ve hukuki girişimler tam da bu nedenle -iklimle ilgili tehlikelerin en büyüklerinden sakınabilmek için- hükümetlerden ve şirketlerden daha iddialı adımlar talep ediyor” dedi.
“Fosil Yakıt Kullanımında Hızlı Kesintiler Yapmak Kesinlikle Mümkün”
Çalışmanın yazarı ve VUB’de profesör olan Wim Thiery ise şunları söyledi: “Bulgularımızın umut verici yanı, bu geleceğin henüz kesinleşmemiş olması: Şu anda seragazı emisyonlarında iddialı azaltımlar yapmak, orman yangınları riskini önemli ölçüde azaltabilir ve çocuklarımızı en kötü senaryolardan koruyabilir. Güneş ve rüzgar enerjisinin maliyetlerinin düşmesiyle birlikte, fosil yakıt kullanımında hızlı kesintiler yapmak kesinlikle mümkün. Önlediğimiz her 1 derecelik ısınma, bir çocuğun yaşamı boyunca maruz kalacağı yangın riskinin azalmasını sağlar; onlara dolu dolu ve daha sağlıklı bir yaşam ve eğitim fırsatı verir. Paris Anlaşması’na uygun olarak fosil yakıt emisyonlarını azaltmak -yangın önleme, hazırlıklılık ve daha dayanıklı peyzajlara yapılan yatırımlarla birlikte- genç Avrupalıları amansız ve ölümcül olabilecek yangın sezonlarından koruyabilmek için hayati önemde.’’


