Yeni bir analiz, 2025 başından Haziran 2026’ya kadar imzalanan uluslararası ticaret anlaşmalarının yarısından fazlasında iklim işbirliğine açıkça yer verildiğini ortaya koyuyor. Aynı dönemde imzalanan anlaşmaların üçte birinden fazlası ise yenilenebilir enerji hükümleri içeriyor.
Ticaret ve iklim ilişkisinin giderek daha fazla gündeme geldiği günümüzde, ticaret anlaşmalarının iklim ve enerji boyutunu tek bir yerde izlemeyi sağlayan bir kaynak bulunmuyordu.
Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (International Institute for Sustainable Development, IISD) bu eksikliği gidermek üzere çevrimiçi bir platform olan Trade & Climate Tracker’ı (“Ticaret ve İklim Takipçisi”) kullanıma sundu.
1 Ocak 2025’ten bu yana imzalanan 70’ten fazla anlaşmayı haritalandıran Tracker, bu anlaşmaların, enerji dönüşümünü hangi yönlerden desteklediğini gösteriyor.
IISD’nin Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Alice Tipping, hükümetlerin 21. yüzyılda büyümenin ve kalkınmanın, düşük karbonlu ve iklime dayanıklı ekonomilere dayalı olacağının farkında olduğunu belirtirken, “Tracker, bu dönüşümü görünür hale getiriyor ve ülkelerin, geleceğin küresel yeşil pazarlarını oluşturmak için ekonomik anlaşmaları nasıl kullandığını görmemizi sağlıyor” dedi.
Veriler, son dönemde imzalanan anlaşmaların yalnızca ticaretin serbestleştirilmesine değil; enerji güvenliği, kritik hammaddeler ve yenilenebilir enerji yatırımları gibi başlıklara da giderek daha fazla odaklandığını ortaya koyuyor.
Metinleri kamuya açık 46 anlaşmaya dair bulgular ise şu şekilde:
– Analiz edilen anlaşmaların %58’inde iklim işbirliğinden açıkça bahsediliyor. Metinlerin %40’ında emisyon azaltımı için işbirliği vurgulanıyor, yarısından fazlasında ise ormansızlaşmayla ilgili hükümler bulunuyor.
– Metinlerin %67’sinde, enerji verimliliği ve elektrik şebekeleri gibi altyapı dahil olmak üzere, enerji işbirliğine dair hükümler var.
– Anlaşmaların %36’sında, yenilenebilir enerjiye dair hükümler yer alıyor. IISD’ye göre yenilenebilir enerji, son dönemdeki ticaret anlaşmaları için bir birleştirici unsur olarak öne çıkıyor.
– Kritik hammaddeler, öncelikli bir konu olarak ele alınyor: Anlaşmaların %53’ü, bu konuyu kapsıyor. Bazı anlaşmalar, bu madenlere erişimi güvence altına almaya odaklanırken, diğerleri ise tedarik zinciri güvenliği ittifaklarının geliştirilmesine odaklanıyor.
IISD’ye göre bu eğilim, yalnızca iklim politikalarında iddialı ülkelerle sınırlı değil; farklı ekonomik ve siyasi önceliklere sahip hükümetlerin imzaladığı anlaşmalarda da görülüyor.


