Yeni bir araştırmaya göre, finans piyasaları biyoçeşitlilik kaybının ekonomik risklerini hafife alıyor. Bu durum ülkeleri borç krizleriyle ve çok daha yüksek borçlanma maliyetleriyle karşı karşıya bırakabilir.
Sussex, Sheffield ve Heriot-Watt üniversitelerinden ekonomistlerin öncülük ettiği yeni bir çalışma, dünyada bir ilk olarak tanımlanan “biyoçeşitliliğe göre ayarlanmış kredi notu modelini” ortaya koydu.
Çalışmada, mevcut kredi derecelendirme sistemlerinin çevresel bozulmayı hesaba katmadığı ve bu durumun yaklaşık 83 trilyon dolarlık küresel varlığı yanlış fiyatlandırma riskine açık bıraktığı belirtildi.
S&P Global’in derecelendirme metodolojisinin uyarlanmış bir versiyonunu kullanan araştırmacılar; yabani tozlaştırıcılar, deniz balıkçılığı ve tropikal ormanlar dahil olmak üzere temel ekosistemlerin kısmen çökmesinin bile, küresel borçların yıllık faiz ödemelerini 162 milyar dolar artırabileceğini tahmin etti.
Sussex Üniversitesi’nden Matthew Agarwala, “Finans piyasaları doğayla ilgili risklere karşı adeta kör durumunda. Biyoçeşitlilik kaybı ekonomik performansı baltaladıkça, ülkelerin borçlarını ödemesi zorlaşıyor. Bu da borçlanma maliyetlerini ve mali baskıyı artırıyor” dedi.
Ekosistemler, mahsul tozlaşması ve deniz ürünü üretimi gibi “ekosistem hizmetleri” aracılığıyla küresel ekonominin temelini oluşturuyor. Bunların kısmen kesintiye uğraması, küresel GSYH’yi yılda yaklaşık 2 trilyon dolar azaltabilir.
Araştırmaya göre, kırılgan ülkelerin kredi güvenilirliği üzerindeki etkiler ciddi boyutlara ulaşabilir. Böyle bir senaryoda, 20 puanlık bir ölçek üzerinden Hindistan’ın kredi notu dört basamak, Çin’in kredi notu ise beş basamaktan fazla düşebilir.
Düşük kredi notları genellikle hükümetleri borçları için daha yüksek risk primleri ödemeye zorladığından, bu durum Hindistan’ın yıllık borç faizi faturasına yaklaşık 50 milyar dolar, Çin’inkine ise 70 milyar dolar ek yük getirebilir.
Araştırmaya göre, ülkenin kredi notunun düşürülmesi iç ekonomiye yayılarak şirketleri, finansal kuruluşları ve emeklilik fonlarını olumsuz etkileyebilir.
Edinburgh Business School’dan Pati Klusak, elde edilen bulguların geçmiş finansal krizlerle paralellik gösterdiğini ifade etti. “2008 küresel finansal krizi, piyasaların yeni beliren tehditleri göz ardı etmesi durumunda ne gibi sonuçlar doğacağını ortaya koydu” diyen Klusak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekolojik riskler kredi derecelendirme analizlerine dahil edilmezse, bu hata tekrarlanabilir.”
Araştırmada ayrıca; Endonezya, Bangladeş ve Malezya gibi ülkelerin de kredi notlarında dört ila altı basamaklık düşüşlerle karşı karşıya kalabileceği belirtildi. İncelenen ve toplamda 5,5 milyar insana ev sahipliği yapan 23 ülke genelinde, biyoçeşitlilik kaynaklı not düşüşleri birçok ülkeyi borçlarını ödeyemez hale gelmeye daha da yaklaştırabilir.
Araştırmacılar; biyoçeşitliliği korumanın maliyetinin, onun yok olmasından kaynaklanacak ekonomik sonuçlardan çok daha düşük olduğunu belirterek; düzenleyici kurumlara, merkez bankalarına ve kredi derecelendirme kuruluşlarına doğa kaynaklı riskleri finansal modellere entegre etme çağrısında bulundu.


