2025’te AB’nin elektriğinin %30’u rüzgar ve güneş enerjisinden üretilirken, kömür, gaz ve nadiren petrolle çalışan fosil yakıtlı enerji santrallarının payı %29’da kaldı.
Yeni yayımlanan verilere göre, geçen yıl AB’de ilk kez rüzgar ve güneş enerjisi, fosil yakıtlardan daha fazla elektrik üretti. Bu durum, bazı hükümetlerin direnişine rağmen, birliğin düşük karbonlu enerjiye doğru devam eden yönelimini gösteriyor.
Enerji araştırma kuruluşu Ember’in verilerine göre, 2025 yılında Avrupa Birliği’nin elektriğinin %30’u rüzgar ve güneş enerjisinden üretilirken, kömür, gaz ve nadiren petrolle çalışan fosil yakıtlı enerji santrallarının payı %29 oldu.
Güneş enerjisi kapasitesindeki %19’luk artış, yenilenebilir enerjiden elde edilen rekor üretime yol açtı. Ember, bu büyümenin kuraklığın neden olduğu hidroelektrik üretimindeki azalmayı telafi ettiğini, gazla çalışan santralların üretiminin ise açığı kapatmaya yardımcı olmak için %8 arttığını söyledi.
Macaristan, İspanya ve Hollanda da dahil olmak üzere birçok ülkede elektrik üretiminin beşte birinden fazlası artık güneş enerjisinden sağlanıyor.
Verilere göre, Avrupa’nın elektrik karışımı artık çoğunlukla düşük karbon. Geçen yıl AB elektriğinin %71’ini yenilenebilir enerji ve nükleer enerji birlikte sağladı.
Ulaşım gibi sektörler hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olsa da, AB iklim hedeflerine ulaşmak ve Rusya da dahil olmak üzere ithal yakıta olan bağımlılığı azaltmak için kademeli olarak temiz enerjiye geçiş yapıyor.
Geçiş süreci ise siyasi direnişle karşılaştı. Almanya ve Çek Cumhuriyeti de dahil olmak üzere hükümetlerden gelen baskı, Brüksel’i geçen yıl önemli karbon azaltım önlemlerini gevşetmeye yöneltti.
Bu süreçte AB’nin Donald Trump ile ABD’den enerji alımlarını büyük ölçüde artırmayı öngören anlaşması, Avrupa’nın petrol ve gaza olan bağımlılığından kurtulma planları hakkında da soru işaretleri doğurdu.
AB’de elektrik üretiminde kömürün payı rekor düşük seviye olan %9,2’ye geriledi; en büyük tüketiciler olan Almanya ve Polonya da tüm zamanların en düşük seviyelerini kaydetti.
Temiz elektrikte güçlü bir büyüme yaşanmasına rağmen, Avrupa hane halkları ve sanayi için maliyetleri düşürmekte zorlanıyor. Elektrik şebekelerine yapılan yetersiz yatırım, rüzgar ve güneş enerjisi operatörlerini şebeke aşırı yüklenmesini önlemek için yüksek üretim dönemlerinde tesislerini kapatmaya zorladı; bu da ucuz elektriğin israfına ve maliyetlerin artmasına yol açtı.


