;
Politika

1,5 Dereceyi Aşıyoruz: Kentlerimiz Yeni Geleceğe Uyum Sağlamalı

1.5 derece

Nature Finance yöneticisi Jeremy Eppel, ısınan bir dünyayla uyum sağlamak gerekliliğine vurgu yaparken, “Şehirlerimiz, kasabalarımız, bölgelerimiz ve topluluklarımız şimdiden 1,5 derecenin ötesinde bir gelecek planlamalı ve buna uyum sağlamalı” dedi.

YAZI: Sibel BÜLAY

ICLEI, Sürdürülebilirlik için Şehirler, 2024 Küresel Kongresi 18-21 Haziran tarihlerinde Brezilya’nın Sao Paulo kentinde yapıldı. 1.700 küresel kent liderinin bir araya geldiği toplantıda yerel iklim ve dayanıklılık eylemi, çok düzeyli yönetişim ve Amazon gibi bölgelerin küresel biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilirlikteki benzersiz rolü ele alındı.

25 yıldır sürdürülebilirlik ve iklim konusunda çalışıyorum.  Küresel ısınmayı 1,5 derece altında tutma konusu hep önde olurdu. Ama bunun neredeyse olanak dışı olduğu artık kabullenilmiş; hatta Kongre’de bunu 2027de aşacağımız konuşuldu.

Our Changing World” oturumunun açılış konuşmasını yapan Nature Finance kurumunda yöneticisi Jeremy Eppel iklim krizi konusunda yaptığı çarpıcı konuşmada bilim dünyasının artık küresel ısınmanın 1.5 derecelik eşiği aşacağına kesin gözüyle baktığını anlattı ve ısınan bir dünyayla uyum sağlamak gerekliliğine vurgu yaptı: “Şehirlerimiz, kasabalarımız, bölgelerimiz ve topluluklarımız şimdiden 1,5 derecenin ötesinde bir gelecek planlamalı ve buna uyum sağlamalı.”

Eppel, hızla değişen iklimimizin şiddetli küresel etkisini gösteren her gün bir dizi endişe verici rapora maruz kalındığını söylerken şöyle devam etti: “Güney Amerika ve Afrika’da sel baskınları: Hindistan ve Yunanistan’da benzeri görülmemiş sıcak hava dalgaları; yükselen okyanus sıcaklıklarının bir sonucu olarak büyük küresel mercan ağarması; ve Güney Afrika’da mahsulleri yok eden ve su kaynaklarını kurutan kuraklık manşetlere taşındı. Her durumda etkiler geçmişteki benzer olaylardan daha şiddetli.

Tarihte bir dönüm noktasına, polikrize, tanık oluyoruz. Polikriz; iklim değişikliği, doğa kaybı, enflasyon, salgının yükselişi ve savaşlar da dahil olmak üzere küresel sistemlerdeki çoklu krizlerin birbirine bağlılığını ve karmaşıklığını ifade eden bir terim. Hepimiz şehirlerin inovasyon ve fırsat merkezleri olduğunu biliyoruz. Ancak şehirler aynı zamanda şokların genellikle ilk hissedildiği yerler.”

“Hızla ısınan bir dünyada olduğumuz tartışılmaz” diyen Dünya Bankası’nın eski kıdemli uluslararası danışmanı Eppel, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Dünya Çevre Günü’nde yaptığı konuşmaya atıf yaparken Kongre boyunca ele alınması gereken soruları ise şu şekilde sıraladı: “Bunun şehirler için gerçekte ne anlama geldiğini biliyor muyuz? Ve çok daha sıcak bir geleceğe hazırlanmak için yeterince çaba gösteriyor muyuz?”

“Varoluşsal Bir Soru ile Karşı Karşıyayız”

Bazı uzmanların küresel sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerinde sınırlandırılmasının hâlâ ulaşılabilir olabileceğini öne sürdüğünü aktaran Eppel, bilimin ise bu ihtimalin yok denecek kadar az olduğunu söylediğini belirtti: “Dolayısıyla bugün yaşayan herkesin karşı karşıya olduğu en kışkırtıcı ve endişe verici soru, küresel sıcaklıkların azalmadan ne kadar hızlı artmaya devam edeceği. Peki geri dönüşü olmayan eşiği geçtiğimizde bizi neler bekliyor?  Bu hepimiz için varoluşsal bir soru ve şehirler, kasabalar ve çevre bölgeler için daha da acil.

Yapılı çevre; endüstriyel, ticari ve ulaşım faaliyetlerinin yoğunluğu şehirleri doğal olarak çevredeki kırsal alanlara göre daha sıcak yerler hale getiriyor. Şehirler gerçekten iklim krizinin ön saflarında. Dünya nüfusunun yarısından fazlası artık şehirlerde yaşıyor, bunu size söylememe gerek olmadığından eminim; Dünya Bankası bu oranın 2050 yılına kadar %70’e çıkacağını öngörüyor.

İklim değişikliği kırsal toprakları kuraklık veya seller nedeniyle verimsiz hale getirdiğinde şehirler tüm vatandaşlarını besleme ihtiyacıyla nasıl başa çıkacak? Şehirler kentsel alanda topraksız, dikey tarım sistemlerini büyütecek mi, yoksa kırsal iç kesimlerden gelen ve öngörülemeyen kaynaklara bağımlı olmaya devam mı edecek?

Şehirler, daha sıcak bir dünyada daha da artacak olan doğal kaynak çatışmaları nedeniyle büyüyen mülteci dalgasıyla nasıl başa çıkacak? Gelecekte şehirler sadece zenginler için mi yaşanabilir olacak? Yoksa kent yoksullarının ihtiyaçları da öncelikli olacak mı?  Gelecek nesillerin ihtiyaçları şehir planlamasının ayrılmaz bir parçası mı?

“Farklı Disiplinler Arası Noktaları Birleştirmeliyiz”

Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen yaşlılar ne olacak? İsviçre’de bir grup yaşlı kadının, sıcak hava dalgalarına karşı daha savunmasız olduklarını kabul ettirmek için sürdürdüğü hukuki mücadele, iklim değişikliğine ilişkin hukuki mücadelelerde buzdağının görünen kısmı olabilir.  Tamamı büyük şehirlerde bulunan dünyanın finans merkezleri, gezegenimizi ısıtan fosil yakıt şirketlerini finanse etmeye devam edecek mi, yoksa portföylerini kapsamlı bir şekilde yenilenebilir enerji ve doğa bazlı çözümlere yönelik net sıfır hedefi olan, doğaya olumlu yatırımlara kaydıracak mı?”

Kongreye katılanlara yönelttiği soruların kaçınılmayacak sorular olduğunu vurgulayan Eppel sözlerini şu şekilde sürdürdü:  “Aksine, bu tür benzeri görülmemiş zorluklar sizi adım adım değişimin ötesine geçmeye; daha radikal teknolojik, sosyal, finansal ve politik çözümler aramaya teşvik etmeli.

Tarih boyunca şehirler, toplumun en büyük zorluklarına pratik çözümler bulmak için inovasyonun potası oldu. Durumun hâlâ böyle olduğuna ve şehirlerin daha iyi bir gelecek için sayısız fikrin kaynağı olduğuna inanıyorum. Eğer şehirler bu hayati rolü oynayacaksa, hepimizin daha radikal düşünmesi ve geleneksel siloları yıkması gerekiyor.

Küresel finansı önümüzdeki görevle uyumlu hale getirmek için iklim ve doğa krizlerini birlikte ele almamız gerekiyor. Geleneksel, sektörel ve coğrafi sınırların ötesinde düşünmek için kamu ve özel sektör genelinde yeni ortaklarla çalışmamız gerekiyor. Farklı disiplinler arasındaki noktaları birleştirmek gerek.

Dünyanın her yerinde entegre çözümlerin ve yenilikçi yaklaşımların örnekleri var. Ama bunlar küresel çapta etkin olacak kadar yaygınlaşıyor mu?  Isınan gezegenimizde ihtiyaç duyulan dönüştürücü, radikal, yenilikçi fikirlerin paylaşılması önemli. Ve bunları ölçeklendirecek yeni ortaklıklar kurmak gerek.  Ancak bu şekilde 1,5 derecenin ötesindeki dünyayla başa çıkma umudumuz olacak.”

Haber Merkezi

İklim Haber - Haber Merkezi