Türkiye fosil yakıtlara yatırım yapmayı sürdürecek Milli Enerji Planı’nı açıkladı. Planda nükleer enerjinin payı da artırılıyor. İklim Ağı plana dair yaptığı açıklamada, “COP31 Başkanlığı ve ev sahipliği yapacak Türkiye’nin bir yandan iklim liderliği iddiasında bulunurken diğer yandan fosil yakıt yatırımlarını büyütme hedefini ortaya koyması, dünyaya verilen son derece çelişkili ve kaygı verici bir mesajdır” dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında 2040 yılı hedeflerini içeren “Millî Enerji 2040 Planı”nı açıkladı. Bayraktar yeni hedefin güncelleme yılı olan 2027 yılında önce açıklanmasını ise COP31’de Türkiye’nin enerji dönüşümü ve iklim değişikliği ile mücadeleyi aynı anda nasıl yürüteceğini göstermek istediklerini söyledi.
Alparslan Bayraktar sunumunda planın arz güvenliği, iklim değişikliği ve enerjide bağımsızlık hedeflerine yönelik olarak hazırlandığı ve enerji verimliliği, nükleer enerji, yenilenebilir enerji, petrol ve doğal gaz ile madenin planın beş ana sayacından biri olacağını sözlerine ekledi.
Plana göre Türkiye’nin mevcut kurulu gücü 123 GW’dan 160 GW’lık artış ile 281 GW’a yükselecek. Bu artışta en büyük pay rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücünde olacak ve rüzgâr enerjisi gücü 15 GW’dan 63 GW’a, güneş enerjisi kurulu gücü ise 26 GW’dan 112 GW’a yükselecek.
Plan aynı zamanda 140 GWh’lik batarya kapasitesi, 6 GW’lık pompaj depolama HES kapasitesi ve 20 milyon elektrikli araç ve 1,5 milyon elektrikli araç şarj soketi de ve talep tarafında 5 GW’lık güç içeriyor.
Plandaki öngörüye göre yapılacak yatırımlar ile toplam kurulu güç içinde yenilenebilir enerjinin payı %63’yen %77’e yükselecek ve enerji sektörüme toplamda 190 milyar dolarlık yatırım yapılacak, bu yatırımların da %95’i sıfır emisyonlu enerji kaynaklarına yapılacak iken yenilenebilir yatırımlarının payı 100 milyar dolar olacak.
Aynı zamanda iletim hatları için 36 milyar dolar, dağıtım alanında ise 80 milyar dolarlık yatırım yapılacak. Nükleer enerjide de 2040 için 10 GW, 2050 için de 20 GW’lık güç hedefleniyor. Bu güç ile de 2040 yılı elektrik tüketiminin %11 oranında nükleer enerjiden sağlanması hedefleniyor.
Bununla birlikte mevcut kömür ve doğal gaz santrallerinin sistem içindeki payı kapasite mekanizması ve yerli kömüre dayalı üretim destekleri ile korunmaya devam edilecek. Plan ile Türkiye’nin enerji yoğunluğunun %40 düşürülerek, elektrikleşme oranının da %36’ya çıkması hedefleniyor.
Fosil Yakıtların Ömrü Uzatılıyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıkladığı Milli Enerji 2040 Planı’nda fosil yakıtlardan çıkışa yönelik herhangi bir yol haritasının yer almadığını belirten İklim Ağı, Türkiye’nin enerji dönüşümü için atması gereken en acil adımlardan biri olan kömürden çıkış takviminin de planda olmadığını vurguladı: “Üstelik kömür yatırımlarına teşviğin devam edeceği ve gaz ve petrol yatırımlarının da artırılacağının ifade edilmesi, Türkiye’nin enerji dönüşümünde fosil yakıtlardan uzaklaşmak yerine mevcut bağımlılığını derinleştirmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Bunun yanında planda nükleer enerjinin de payı artırılıyor. COP31 Başkanlığı ve ev sahipliği yapacak Türkiye’nin bir yandan iklim liderliği iddiasında bulunurken diğer yandan fosil yakıt yatırımlarını büyütme hedefini ortaya koyması, dünyaya verilen son derece çelişkili ve kaygı verici bir mesajdır.”
Türkiye’nin hâlihazırdaki elektrik üretiminin üçte birinin kömürden, bunun da %60’ının ise ithal kömürden sağlandığını aktaran Ağ, plana göre kömürden elektrik üretimi için teşviklerin devam edeceğini belirtiyor. “Talebimiz net; kömüre yönelik kamu destekleri sonlandırılmalı, madencilik için acele kamulaştırma kararlarına son verilmeli, yeni kömür projeleri durdurulmalı, yöre sakinlerini ve işçileri koruyan adil geçiş politikaları oluşturulmalı” denilen açıklamada, “Planda yer aldığı üzere Türkiye’nin, Akkuyu’nun yanı sıra Sinop ve Trakya’da yeni nükleer santrallar ekleme ısrarını büyük bir endişeyle karşılıyoruz. Nükleer enerji; kaza riski, radyoaktif atık sorunu, uzun inşaat süreleri yanında hâlâ en pahalı elektrik üretim yöntemlerinden biri. Nitekim Akkuyu Nükleer Santrali için 12,35 ABD Sent/Kwh alım garantisi verilmişken 2025 yılı YEKA yarışmalarıyla rüzgar ve güneş enerjisi için sunulan 3,50 Euro cent/kwh ve 3,25 Euro cent /kwh tutarındaki alım garantileri bu tutarın yaklaşık üçte birinin altında. Küçük modüler reaktör (SMR) gibi yeni nesil reaktörlerde de durum farklı değil; yüksek maliyet ve atık sorunları çözülemiyor. Üstelik nükleer yatırımlar, güneş ve rüzgâr gibi çok daha ucuz, hızlı devreye alınabilen ve emisyonları bugün azaltabilecek yenilenebilir enerji yatırımlarını da geciktirme ve enerjide dışa bağımlılığı artırma riski taşıyor” deniliyor.
İklim Ağı, plandaki %77 yenilenebilir kapasite hedefinin, Türkiye’nin potansiyeli dikkate alındığında hâlâ yeterli olmadığını, hedefin %100 yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı bir elektrik sistemi olması gerektiğinin altını çiziyor. “Elektrifikasyonu da kapsayan yenilenebilir enerjiye dayalı enerji dönüşümü, adil, doğa ile uyumlu, enerji demokrasisini güçlendiren bir anlayışla olmalı” denilen açıklama şu şekilde sonlandırılıyor: “Dönüşüm, yerel yönetimlerin, enerji kooperatiflerinin ve toplulukların enerji üretimine ve karar alma süreçlerine katılımını desteklemeli, yöre halkının hakları ve geçim kaynakları korunmalı ve ekonomik faydalar topluluklarla paylaşılmalı ve maliyetler düşük gelirli hanelere yüklenmemeli. Ayrıca kritik minerallerin çıkarılması ve işlenmesinde insan hakları, çalışan hakları ve ekosistemler güvence altına alınmalı; hassas doğal alanlar madencilikten korunmalı.”


