Yeni bir BM raporuna göre, yoksul ülkelerin iklim kriziyle mücadele etmesine yönelik finansman durma noktasına geldi. Bu ülkeler iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlayabilmek için 2035 yılına kadar yılda 305 milyar dolara ihtiyaç duyarken, bu ülkelere sağlanan finansman 2024 itibarıyla 34 milyar dolar düzeyinde kaldı.
İklim kriziyle mücadele kapsamında yoksul ülkelere sağlanan finansman, aşırı hava olaylarının etkileri giderek ağırlaşmasına ve bilim insanlarının küresel ısınmanın hızlanıyor olabileceği yönündeki uyarılarına rağmen, 2022’den bu yana yerinde sayıyor veya azalıyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) yayımladığı yeni bir rapor, daha güçlü altyapı, erken uyarı sistemleri, taşkın koruma önlemleri ve kuraklığa dayanıklı sulama sistemleri gibi uygulamaları kapsayan iklim değişikliğine uyum finansmanının ihtiyaç duyulan seviyenin çok gerisinde kaldığını ortaya koydu. Üstelik mevcut finansman, zengin ülkelerin krizde çok daha büyük sorumluluk sahibi olduklarını kabul ettikleri ve 2021’de vermeyi taahhüt ettikleri yetersiz hedeflerin bile oldukça altında kaldı.
BM Çevre Programı’nın (UNEP) hazırladığı Uyum Açığı 2026 adlı rapora göre, gelişmekte olan 155 ülkenin, sıcak hava dalgaları, yangınlar, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve deniz seviyesindeki yükselişin etkilerine uyum sağlayabilmek için 2035 yılına kadar yılda 305 milyar dolara ihtiyacı olacak. Bu etkiler, büyük ölçüde Küresel Kuzey’deki zengin ülkelerin onlarca yıldır fosil yakıt yakması sonucunda daha şiddetli hale geliyor veya daha sık yaşanıyor.
Buna karşın, zengin ülkelerden yoksul ülkelere aktarılan finansman, verilerin mevcut olduğu son yıl olan 2024’te en fazla 32 milyar dolar düzeyinde kaldı. Bu miktar, bir önceki yıla göre yalnızca 1 milyar dolarlık artış anlamına gelirken, 2022’de ulaşılan zirvenin de gerisinde kaldı. Bu düşüşün nedenlerinden birini, Avrupa’daki çok sayıda hükümetin bütçelerinden savunma harcamalarına daha fazla pay ayırması oluşturuyor.
Rapora göre bu tablo, 2025 yılına kadar 40 milyar dolara ulaşılması hedefinin gerektirdiği artış hızının oldukça gerisinde. Yanı sıra açığın bir bölümünün geçen yıl çok taraflı kalkınma bankalarının katkısıyla kapatılmış olması bekleniyor.
Belem Kararı Uygulansa Dahi Uyum Finansmanı için Yeterli Değil
Geçen yıl Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen COP30 zirvesinde, zengin ülkeler gelişmekte olan ülkelere yönelik uyum finansmanını 2035 yılına kadar üç katına çıkarma konusunda anlaşmıştı. Finansmanın 85 milyar ila 120 milyar dolar aralığına yükseltilmesi, mevcut açığı azaltacak olsa da ihtiyaçların yalnızca %20 ila %29’unu karşılayabilecek.
En az gelişmiş ülkeler ve küçük ada devletleri, iklim krizinden orantısız biçimde etkileniyor. BM, bu ülkelerin iklim değişikliğine uyum finansmanı kapsamında yılda 40-50 milyar dolara ihtiyaç duyduğunu tahmin ediyor. Bu miktar, gayrisafi yurt içi hasılalarının yaklaşık %3 veya %4’üne karşılık geliyor ve üst-orta gelirli gelişmekte olan ülkelerin taşıdığı göreli mali yükün iki katına denk geliyor. Buna rağmen, en az gelişmiş ülkelere sağlanan uyum finansmanı 2024’te, iki yıl önceki seviyenin %16 altında kaldı.
2020-2025 döneminde, sel ve toprak kaymalarından etkilenen toplam 765 milyon kişinin %99’unu düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşayanlar oluşturdu. Gelişmekte olan ülkelerin sıcaklığa bağlı ölümleri veya ekosistemlerdeki tahribatı değerlendirecek izleme sistemlerine sahip olma olasılığı daha düşük olduğundan, insan sağlığı ve doğal yaşamı destekleyen sistemler üzerindeki en ağır etkilerin bir bölümü kayıtlara yansımıyor.
COP31’in En Acil Gündemlerinden Biri İklim Uyum Finansmanı Olacak
Yakın zamanda kurulan Kayıp ve Zarar Fonu ise şimdiden yoğun talep karşısında yetersiz kalmış durumda. Fonun ilk başvuru döneminde 119 gelişmekte olan ülke, toplam 2,8 milyar dolarlık finansman talebinde bulundu. Bu tutar, başlangıçta sağlanan 342 milyon dolarlık kaynağın çok üzerinde.
Uyum finansmanının küresel dayanıklılığa yönelik hayati bir yatırım olduğunu vurgulayan UNEP İcra Direktörü Inger Andersen, “Taahhütleri eksiksiz yerine getirmenin zamanı geldi. Gecikmeler yalnızca uzun vadeli maliyetleri artırmakla kalmıyor, sistemlerimiz sınırlarına dayanırken yakın vadede başa çıkma kapasitemizi de zayıflatıyor” ifadelerini kullandı.
İklim adaleti savunucuları ise gelecek hafta Antalya’da başlayacak COP31 zirvesinin en acil gündem maddesinin iklim değişikliğine uyum finansmanı olduğunu belirtiyorlar. Daha hızlı ve daha yüksek miktarda finansman akışının yanı sıra önceliğin, yüksek faizli krediler yerine hibeler veya uygun koşullu krediler olması gerektiğini vurguluyorlar. Çünkü deniz duvarları, aşırı sıcaklara karşı sığınma alanları ve doğrudan gelir getirmeyen diğer projeler için alınan yüksek faizli kredilerin geri ödenmesi oldukça güç. BM raporu da bu soruna dikkat çekerek, borçlanma ve öz sermaye finansmanının maliyetlerinin uyum projelerinin bütçelerini iki kattan fazla artırabildiğini ortaya koyuyor.


