• Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
İklim Haber
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar
No Result
View All Result
İklim Haber

İklim Değişikliği Aşırı Hava Olaylarını Şiddetlendiriyor, Riskler Eşit Dağılmıyor

by Haber Merkezi
30 Eylül 2026
in Bilim
Reading Time: 5 mins read
A A
İklim
Facebook'ta paylaşLinkedin'de paylaşWhatsapp'ta paylaş

İklim değişikliği fırtınaları daha şiddetli ve tehlikeli hale getirmekle birlikte aşırı doğa olayları, ekonomik yıkımı büyüterek ağır kayıplara yol açıyor. Yoksul ülkeler, bu yıkıcı etkilerden orantısız biçimde daha kötü etkilenirken, tüm doğal tehlikelerden kaynaklanan genel afet riskini ölçen Dünya Risk Endeksi, ilk 100’de 13 Avrupa ülkesinin yer aldığına, Türkiye’nin de 38. sırada bulunduğuna dikkati çekiyor.

Yeni yayımlanan Dünya Risk Raporu’nda (WorldRiskReport) yer alan ifadelere göre, iklim değişikliği fırtınaları daha şiddetli ve tehlikeli hale getiriyor, rotalarını değiştiriyor ve giderek daha fazla insanı etkileriyle karşı karşıya bırakıyor. Rapora göre fırtınalar, aşırı doğa olayları arasında ekonomik açıdan en büyük zarara yol açıyor. Bu yıkıcı etkilerden yoksul ülkeler, zengin sanayileşmiş ülkelere kıyasla orantısız biçimde daha ağır etkileniyor. Fırtınalar ayrıca deprem ve aşırı sıcak veya soğuk hava olaylarının ardından can kayıplarında üçüncü sırada yer alıyor.

Güçlü Fırtınaların Oranı Artıyor

Alman sivil toplum kuruluşları ittifakı Bündnis Entwicklung Hilft ile Ruhr Üniversitesi Bochum bünyesindeki Barış ve Silahlı Çatışmalar Uluslararası Hukuku Enstitüsü (IFHV) tarafından hazırlanan yıllık rapor, bu yıl dünya genelinde en yaygın ve yıkıcı doğal afetlerden biri olan fırtınalara odaklandı.

Raporda görüşlerine yer verilen iklim bilimci ve World Weather Attribution (WWA) kurucu ortağı Dr. Friederike Otto, “En güçlü fırtınaların toplam fırtınalar içindeki oranının arttığını görüyoruz” dedi ve ekledi: “Bir tropikal siklon bu daha sıcak koşullarda oluştuğunda, daha fazla enerjiye erişiyor. Bu da rüzgar hızının ve beraberindeki yağışın şiddetini artırıyor.”

Otto’ya göre, başta fosil yakıtların yakılması olmak üzere insan faaliyetlerinin yol açtığı iklim değişikliği bunun temel nedeni; seragazları atmosferi ve okyanusları ısıtıyor.

Ilık okyanus sularıyla beslenen tropikal siklonlar, daha önce fırtına görülmeyen bölgelere doğru yayılıyor, kutuplara doğru kayıyor; 2017’de Ophelia Kasırgası İber Yarımadası’nı ve İrlanda’yı vurduğunda olduğu gibi.

Uyarıların Hayata Geçirilmesi Zorlaşıyor

Rapora göre, okyanus sıcaklıklarının artması fırtınaların kısa sürede şiddetlenmesini de daha yaygın hale getiriyor, bu da uyarıların hayata geçirilmesini zorlaştırıyor.

Artan sıcaklıklar fırtınaları yalnızca daha yıkıcı kılmakla kalmıyor, aynı zamanda deniz seviyesinin yükselmesine bağlı olarak kıyı bölgelerinde artan sel, erozyon ve heyelan riski gibi yeni tehlikeleri de beraberinde getiriyor.

Gök gürültülü sağanaklardan uzun ömürlü süper hücrelere kadar uzanan konvektif fırtına sistemlerinde de iklim değişikliği nedeniyle yağış miktarı artıyor; çünkü daha sıcak hava daha fazla nem tutuyor.

Fırtına Riski Eşit Dağılmıyor

Raporda yer alan ve 193 ülkeyi değerlendiren Fırtına Risk Endeksi’ne göre, dünya genelindeki fırtına riskinin büyük bölümünü yalnızca 10 ülke taşıyor: Filipinler, Meksika, Madagaskar, Mauritius, Japonya, Çin, Mikronezya, ABD, Güney Kore ve Avustralya.

Fiziksel maruziyet ve toplumsal kırılganlık açısından en fazla risk altındaki ilk 100 ülke arasında yalnızca iki Avrupa ülkesi bulunuyor: Portekiz (69. sırada) ve Ukrayna (96. sırada).

Tropikal siklonlar Avrupa’da nadir görülürken, tropikal olmayan siklonlar daha yaygın. Bu sistemler deniz üzerinde oluşuyor ancak çok daha zayıf oluyor. Buna rağmen karadaki hava koşullarını etkiliyor. Dr. Otto, “Özellikle Kuzey Avrupa’da bu fırtınaların sayısında artış görüyoruz. Bu da kışların daha yağışlı geçmesine neden oluyor” dedi.

Fırtına riski eşit dağılmıyor; kıyı kentleri ve adalar en kırılgan bölgeler. Dr. Otto, uyarısında şu ifadeleri kullandı: “New York ve Boston gibi, ya da Pekin ve Tokyo gibi kentler gelecekte tropikal siklonlarla karşılaşacak.”

Tüm doğal tehlikelerden kaynaklanan genel afet riskini ölçen daha geniş Dünya Risk Endeksi’nde ise ilk 100’de 13 Avrupa ülkesi yer alıyor. Bunlar arasında Türkiye 38. sırada, ilk 50’deki tek Avrupa ülkesi.

İlk 100’de ayrıca İtalya (51.), Yunanistan (56.), İspanya (58.), Fransa (78.), Arnavutluk (81.), Polonya (82.), Portekiz (86.), Birleşik Krallık (89.), Hırvatistan (92.), Belçika (94.), Hollanda (96.) ve Almanya (99.) bulunuyor.

Uyarı Sistemleri Kırılganlıkları Azaltmalı

Dr. Otto, “Fırtınaların gelecekteki önemi yalnızca fiziksel şiddetlerinde değil, aynı zamanda toplumların dayanıklı altyapı, geliştirilmiş tahmin yöntemleri, erken uyarı sistemleri ve iklimi sınırlama çabaları yoluyla ne kadar iyi uyum sağlayabildiğinde yatıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Etkili olabilmesi için uyarıların açık bir dille hazırlanması, toplumdaki dışlanmış gruplara da ulaşması ve tahliye için aktif yardıma ihtiyaç duyan haneleri hesaba katması gerekiyor.

“Fırtına uyarı sistemleri yalnızca tehlikeyi izlemekle kalmamalı, kırılganlıkları azaltmalı,” denilen raporda; tüm tehlikeleri, tüm zaman ölçeklerini ve tüm insanları dikkate alan Tüm Kırılganlıkları Gözeten Uyarı Sistemleri’nin (AVWS) kullanılması öneriliyor. Bu sistemler, kadınlara yönelik kıyafet zorunluluklarının hareket kabiliyetini azaltmasından, renk körlüğü nedeniyle haritanın yanlış okunması riskine kadar pek çok unsuru hesaba katabilir.

Raporda ayrıca uyarı sistemlerinin genellikle rüzgara odaklandığı, böylece yaşam için en büyük tehlikeleri, yani sel ve fırtına dalgalarını gözden kaçırdığı belirtiliyor. Fırtınalar kıyıya yakın bölgelerde sık sık aniden güç kazandığı için bu tehditleri öngörmek zor olabiliyor. Hava sıcaklığı, yağış türü ve miktarı, rüzgar hızı ve yönü, buzlanma, yıldırım ve hortum gibi unsurları birlikte değerlendiren çoklu tehlike erken uyarı sistemlerinin (MHEWS) kullanılması ise yardımcı olabilir.

Topluluk Temelli Afet Hazırlığı

Devlet tarafından yürütülen, ülke çapındaki koruma önlemleri fırtınaların yol açtığı yıkımı azaltmak için hayati önem taşısa da topluluk temelli afet hazırlığı özellikle radyoya veya cep telefonuna erişimi olmayan insanlar için boşlukları doldurmaya yardımcı oluyor.

Sigorta da bir fırtınanın ardından kritik bir rol oynayabiliyor. Küresel Kuzey’de fırtına zararlarının yaklaşık yarısını karşılar hale gelse de Küresel Güney’de çoğu kişi için ya erişilemez durumda ya da çok pahalı. Rapora göre bu durum, yeniden inşa çalışmalarını yavaşlatma eğiliminde ve kuşaklar boyu sürebilen bir “yoksulluk sarmalı”na yol açabiliyor.

Bu tür durumlarda, resmi olmayan kaynak paylaşımı çoğu zaman boşlukları kapatmak zorunda kalıyor; ancak kriz anlarında bu kaynaklar da hızla yetersiz hale geliyor.

Uyarı sistemleri ve afet yardımlarındaki iyileştirmelerin yanı sıra emisyonların azaltılması da iklim değişikliğine bağlı fırtına şiddetlenmesini yavaşlatacaktır.

Dr. Otto, “Bugün gördüğümüz etkiler, 2025’teki Melissa Kasırgası’nda yaşandığı gibi, toplumların uyum sağlayabileceği sınırları şimdiden zorlamaya başladı. Bu nedenle ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak, toplumlara uyum için bir şans tanımak açısından hayati önem taşıyor” dedi.

İklim Haber'i Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Tags: aşırı hava olayıDünya Risk Endeksiekonomik yıkımfırtınalariklim değişikliği

İlginizi Çekebilir

Isı
Bilim

Denizler ve Okyanuslar Devasa Düzeyde Isı Emiyor

30 Eylül 2026
sıcak
Bilim

MGM: 2024 En Sıcak, 2025 ise 1964’ten Bu Yana En Kurak Yıl Oldu

28 Eylül 2026
İklim Haber

  • Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

No Result
View All Result
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş oluyorsunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı ziyaret edin.