Dünyanın dört bir yanından liderler, BM’de iklim değişikliğine karşı eylem çağrısında bulunuyor.
BM Genel Kurulu’nun deniz seviyesinin yükselmesine ilişkin ilk bildirgesini kabul ettiği Perşembe günü BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünyanın “ülkelerin ve kültürlerin dalgalar altında kaybolup gitmesine izin veremeyeceğini” söyledi.
Bildirge, insan faaliyetlerinin neden olduğu deniz seviyesi yükselmesine karşı uluslararası müdahaleyi, parçalı girişimlerden sürdürülebilir, koordineli ve yeterli finansmana sahip bir eyleme dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu hafta birçok lider gerçekleştirdikleri konuşmalarda iklim değişikliğinin ağır faturasından dert yanmış ve ortak hareket etme çağrısında bulunmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump gibi iklim değişikliğini defalarca bir aldatmaca ve tezgah nitelendiren liderler ve inkarcıların aksine, örneğin Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva yaptığı açıklamada, “Yakın zamana kadar iklim değişikliğiyle mücadele, uluslararası gündemin tam merkezinde yer alıyordu. Ancak bu yıl konu, en büyük karbon emisyonu üreticilerini bir araya getiren G7 ve G20 tartışmalarından kayboldu. Yeniden harekete geçmenin ve inkarclığı yenilgiye uğratmanın zamanı geldi. Doğa bize tek bir gezegende yaşadığımızı her gün hatırlatıyor. Himalaya’daki buzullar eriyor. Süper El Nino, dünyanın farklı bölgelerinde şiddetli yağmurlara, kuraklıklara ve orman yangınlarına yol açabilir” dedi. Bir önceki COP zirvesine ev sahipliği yapan Brezilya’da İklim değişikliği ve ormansızlaşma Amazon’u tehdit ediyor. Güçlü bir El Nino ise yağmur ormanlarında daha yüksek sıcaklıklara ve daha kurak bir havaya yol açarak orman yangınlarını şiddetlendiren koşullar yaratıyor.
Nepal iklim değişikliğinin şiddetli etkilerinden zarar gören bir başka ülke. Ağustos ayının son haftasında buzul çökmesi ve ardından yaşanan sel felaketinde 1.300’den fazla insan yaşamını yitirmişti. 5000 kişi ise hâlâ kayıp. Ülkenin Dışişleri Bakanı Shisir Khanal, Nepal’de yaşanılanın bir Himalaya tsunamisi olduğunu söyledi ve pusuda bekleyen daha büyük bir tehdidin varlığından söz etti: “Bugün söz konusun olan sadece yasını tuttuğumuz yıkım değil; dünya kafasını başka tarafa çevirmeye devam ederse bizi bekleyen çok daha büyük bir tehlike var… Sizleri iklim eylemini bir lütuf veya yardım olarak değil, bir adalet meselesi olarak ele almaya çağırıyorum.”
“İklim Eylemi ve Ekonomik Büyüme El Ele Yürüyebilir”
Nepal gibi iklim değişikliğine neredeyse hiç katkı sunmayan ancak sonuçları nedeniyle ciddi bir riskle karşı karşıya kalan Bangladeş Başbakanı Tarique Rahman, “Bu yüzyılın sonuna kadar kıyı bölgelerimizin %12 ila %18’i yükselen deniz seviyeleri nedeniyle sular altında kalabilir ve bu durum on milyonlarca insanın geçim kaynağını etkileyebilir. İklim değişikliği, GSYH’mizin %1’ine denk gelen bir kayıp ve zarara yol açtı. Ayrıca gıda güvencemiz de ciddi risk altında” diye konuştu. Bangladeş’in alçak rakımlı coğrafi yapısı, ülkeyi iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkelerden biri haline getiriyor.
Dünya liderlerinin iklim değişikliği karşısında ortak hareket etmesi gerektiğini belirten bir diğer lider ise Japonya Başbakanı Sanae Takaichi oldu. Başbakan, “Gelecek ve mevcut nesillerin yaşamlarını korumak adına tüm devletler küresel ısınmayla mücadele etmek için ciddi adımlar atmalıdır. İklim eylemi ile ekonomik büyümenin el ele yürüyebileceğine inanıyorum” açıklamasını yaptı.
Küresel ortalamanın iki katı hızla ısınarak en hızlı ısınan kıta haline gelen Avrupa’nın Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ise, rekor kıran sıcaklara değindi ve “Bence bu yaz, bir gerçeklik yazıydı. Bilim insanlarından da duyduğumuz üzere, son yaz ayları kaydedilen en sıcak yaz oldu. Ancak önümüzdeki yıllara kıyasla belki de en serin yazımız olabilir” diye konuştu.
“İklim Değişikliği, Küresel Adalet ve Hakkaniyetin En Büyük Sınavıdır”
Cabo Verde, diğer küçük ada devletleri gibi kıyı şeritlerini aşındıran, karaları sular altında bırakan, evleri ve geçim kaynaklarını tehdit eden yükselen deniz seviyeleri ve giderek şiddetlenen fırtınalarla mücadele ediyor. Ülkenin Başbakanı Francisco Carvalho da bu duruma işaret ederek “Cabo Verde, iklim krizini her gün birebir yaşayan diğer ülkelerle aynı ortak sesle konuşuyor. Bizim için iklim değişikliği uzak bir risk değil. Ekonomilerimizi, gıda ve su güvencemizi, kıyı şeritlerimizi ve nihayetinde halkımızın geleceğini doğrudan etkileyen varoluşsal bir gerçekliktir” dedi.
Fiji Başkanı Naiqama Lalabalavu ise 2050 yılına kadar Fiji vatandaşı başına düşen balık miktarının yıllık 41 kilogramdan yaklaşık 31 kilograma düşerek neredeyse dörtte bir oranında azalacağı yönündeki öngörülere dikkat çekti. Lalabalavu, bu kaybın yarısından fazlasının iklim değişikliğinden kaynaklandığını belirtti: “Dünyadaki ton balıklarının yaklaşık üçte biri Pasifik sularında avlanıyor ve bu balıklar doğuya, açık denizlere doğru kayıyor. Halkımızın dörtte birinden fazlası kıyıya bir kilometre mesafede yaşıyor. Altı topluluğumuz şimdiden taşındı, ikisi ise şu an taşınma sürecinde. Yarım derecelik bir artış basit bir yuvarlama hatası değildir. Bizim için bu, uyum sağlamak ile başka yere taşınmak arasındaki farktır.”
Gana da, diğer ülkelere benzer şekilde, düzensiz yağışlar, kıyı kentlerindeki erozyon ve hızlanan çölleşme sorunlarıyla karşı karşıya. Ülkenin Başkanı John Dramani Mahama, Haziran ayında, Gana ve Batı Afrika kıyılarının 39 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan emsali görülmemiş şiddette sağanak yağışları hatırlatırken, konuşmasında iklim inkarcılarına yüklendi: “İklim değişikliğini jeopolitik rakipler tarafından uydurulmuş bir aldatmaca ilan edenler için son zamanlarda yapılan uyarılar bundan daha net olamazdı. Eriyen buzullar, ani su baskınları, kuraklıklar, rekor kıran sıcak dalgaları, çalı yangınları, kasırgalar ve diğer aşırı hava olayları, aşırı yüklenmiş bir gezegenin su götürmez sinyalleridir. İklim değişikliği, küresel adalet ve hakkaniyetin en büyük sınavıdır.”


