Ne İklim Kanunu’nda ne de Paris İklim Anlaşması’nda bu iddiaların yanından geçen bir satır bile olmamasına, resmi kanallardan birçok kez yapılan yalanlamalara rağmen bu inkârcı teoriler sosyal medyada halen kullanıma sokuluyor.
İklim krizi üzerine yapılacak en basit araştırmada bile karşınıza çıkacak ilk kavramlardan biri karbon ayak izidir. İnsan kaynaklı iklim krizi ile mücadelede öneme sahip karbon ayak izi, ayrıca iklim inkârcısı komplo teorisyenleri tarafından da fazlaca manipüle edildi.
İklim inkârcısı gruplar, Paris İklim Anlaşması ve sonrasında gelişen İklim Kanunu tartışmaları etrafında karbon ayak izi üzerinden asılsız hikâyeleriyle kamuoyunu adeta zehirledi. “Karbon ayak izi ile insanlar fişlenecek”, “Karbon ayak izi ile seyahat özgürlüğü kısıtlanacak” ve “Bireylerden karbon ayak izi vergisi alınacak” en çok ses getiren komplo teorileri oldu.
Ne İklim Kanunu’nda ne de Paris İklim Anlaşması’nda bu iddiaların yanından geçen bir satır bile olmamasına, resmi kanallardan birçok kez yapılan yalanlamalara rağmen bu inkârcı teoriler sosyal medyada halen kullanıma sokuluyor.
Peki o zaman nedir bu karbon ayak izi?
Profesör William E. Rees ve Doktor Mathis Wackernagel tarafından 1990’lı yıllarda ortaya atılan “Ekolojik ayak izi” kavramı zaman içerisinde evrim geçirerek “karbon ayak izi”ne dönüştü. Karbon ayak izi, insan faaliyetleri sonucunda atmosfere salınan toplam sera gazlarının karbondioksit eşdeğeri cinsinden miktarını hesaplamak için kullanılan bir yöntemdir. Burada asıl odak özellikle enerji, sanayi, ulaşım ve inşaat gibi yüksek emisyon üreten kollarda faaliyet gösteren şirketlerdir. Bu şirketlerin atmosfere bıraktığı sera gazı toplamı tespit edilerek gerekli düzenlemelerin daha sağlıklı hayata geçirilmesi hedeflenir. İnsanları takip etmek ya da fişlemek için değil iklim krizi ile mücadele etmek için üretilmiş bir kavramdır karbon ayak izi.
İnsanlar iklim krizi kaynaklı felaketlerle her gün yüzleşirken gerçekleri daha ne kadar görmezden gelebilir?


