Yeni bir BM raporu sıcaklık artışının en az 1,8 dereceye ulaşacağını ortaya koyuyor. Bilim insanları, gezegenin ancak derin ve hızlı emisyon azaltımları ile atmosferden karbonun uzaklaştırılması sayesinde 1,5 derecelik ısınma seviyesine dönebileceğini söylüyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) yeni bir raporuna göre, küresel ısınma gelecekteki en iyimser senaryoda bile en az 1,8 dereceye ulaşacak. Bu değer, Paris Anlaşması’nın 1,5 derecelik hedefinin oldukça üzerinde. Raporda, sıcaklıktaki her bir derecelik artışın yıkıcı aşırı hava olaylarını, buzulların erimesini, ekosistem kayıplarını ve adaların yanı sıra kıyı kentlerinin sular altında kalmasını daha da şiddetlendireceği uyarısında bulunuluyor.
Nairobi merkezli BM Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan “Aşımı Sınırlamak” adlı rapor, 2015 tarihli tarihi Paris Anlaşması’nda belirlenen 1,5 derece hedefinin aşılmasının artık “kaçınılmaz” olduğunu doğruladı. Rapora göre, fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan ve insan faaliyetlerinin yol açtığı iklim krizine karşı mücadelede bazı ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, 1,5 derece eşiğinin önümüzdeki birkaç yıl içinde aşılması muhtemel görünüyor.
Raporda, “1,5 derecenin üzerindeki hiçbir sonuç iyi değil” ifadesine yer verilirken, insanlığın zararları sınırlayabilmesi açısından en büyük umudun, “aşım, zirve ve düşüş” olarak tanımlanan bir yolun benimsenmesi olduğu belirtildi. Bu yaklaşım, sera gazı emisyonlarının hemen ve kesintisiz biçimde azaltılmasını, bunun yanı sıra atmosferden karbondioksitin uzaklaştırılmasına yönelik adımlar atılmasını gerektiriyor.
Kritik Eşik 1,8 Derecelik Artışın Altında Kalabilmek
UNEP’in raporunda ayrıca, bazı ülkelerde giderek daha fazla siyasi tartışmanın konusu haline gelen net sıfır emisyon hedefi, “atlanamayacak temel bir kilometre taşı” olarak nitelendirildi. Yanı sıra, geniş çaplı yeni ormanların oluşturulması gibi yöntemlerle atmosferden karbondioksit uzaklaştırılmasının, fosil yakıtlardan kaynaklanan kirlilikte derin ve kapsamlı kesintilerin yerine değil, bunlarla birlikte gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Raporun yazarları açısından kritik nokta ise küresel ortalama sıcaklığın bu yüzyıl içinde yeniden 1,5 derece seviyesine indirilebilmesinin ısınmanın yaklaşık 1,8 derecenin altında tutulmasıyla mümkün olabileceği üzerine kurulu. Ayrıca doğanın karbon depolama kapasitesinin belirsiz olduğu ve gezegen ısındıkça bu kapasitenin giderek azalacağı uyarısında da bulunuldu.
Bu hafta, güvenlik ve iklim konularına odaklanan Pasifik Adaları Forumu toplantısı için Avustralya Başbakanı Anthony Albanese de dahil olmak üzere bölge liderlerini ağırlayan Palau Devlet Başkanı Surangel Whipps Jr, raporu “gezegen için bir yol ayrımı anı” olarak nitelendirerek şunları söyledi:
“Paris Anlaşması’nın merkezine 1,5 derece sınırını yerleştirmek için bu kadar büyük bir mücadele verdikten sonra, cephede yaşayan bizlerin hissettiği duygunun derinliğini anlatmak zor. İklim açısından güvenli bir geleceğe ulaşmak için siyasi iradede ve yatırımlarda acil ve eşi benzeri görülmemiş bir artış görmemiz gerekiyor. Bu raporu okuyup da bunun aksini söylemek mümkün değil.”
UNEP İcra Direktörü Inger Andersen ise, geleceğin “pek çok bilinmeyeni” beraberinde getireceğini, ancak Kuzey Yarımküre yazında rekorlar kıran ve orman yangınları ile kuraklığı daha da kötüleştiren aşırı sıcak hava dalgaları gibi olayların, iklim etkilerinin “daha hızlı ortaya çıkacağını, daha sert vuracağını ve daha uzun süreceğini” şimdiden gösterdiğini söyledi.
Oyunun Kuralları Değişiyor Uyarısı
Raporun yazarlarından ve Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) eş başkanlarından Prof. Debra Roberts, raporun temel mesajlarından birinin “oyunun kurallarının artık değişiyor olması” olduğunu söyledi. “Mevcut yaklaşımlar artık amaca hizmet etmiyor” diyen Roberts, “Benim açımdan bunun en güçlü çağrısı şu: Artık iklim yönetişimimizi, bir aşım patikasıyla başa çıkacak şekilde yeniden yapılandırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Roberts, bunun yalnızca kirliliğin azaltılması ve karbonun atmosferden uzaklaştırılması anlamına gelmediğini, aynı zamanda altyapıyı ve geçim kaynaklarını korumak, emisyonları azaltmaya yönelik siyasi ve toplumsal desteğin sürdürülmesine yardımcı olmak ve kaynakların krizlere müdahaleye kaydırılmasını önlemek için “cesur uyum politikalarının” hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Kâr amacı gütmeyen bir iklim bilimi ve iklim politikası araştırma kuruluşu olan Climate Analytics, sorunun açık ve anlaşılır biçimde ortaya konulması nedeniyle raporu olumlu karşıladı, ancak raporun “bize bu durumdan çıkış yolunun bulunduğunu göstermekte yetersiz kaldığını” belirtti. Climate Analytics İcra Direktörü Bill Hare, UNEP’in fosil yakıtlardan aşamalı çıkış gerekliliğine ya da yüzyılın ortasına kadar birçok ekonomik sektörde “gerçek sıfır” emisyonun mümkün olduğunu gösteren kanıtlara neredeyse hiç değinmediğini söyledi.
Raporun yazarları, mevcut ulusal politikaların en az 2,3 derecelik bir ısınmaya yol açacağının öngörüldüğünü, ancak ülkelerin yüzyılın ortasına kadar net sıfır emisyon taahhütlerini yerine getirmesi durumunda ısınmayı 2 derecenin altında tutmanın hâlâ mümkün olduğunu belirtti.


