Trump yönetimi, Arktik bölgesinin atmosferinde, okyanuslarında, donmuş su ve buz sistemlerinde ve tundrasında meydana gelen kritik değişimleri takip eden ve aslında tüm gezegenin iklimini ilgilendiren yıllık Arktik çevre raporuna desteğini çekti. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin attığı bu adım, hükümetin iklim bilimi çalışmalarından çekilmesinin son örneği oldu.
Trump yönetimi, iklim krizinin etkisiyle küresel ortalamadan dört kat daha hızlı ısınan bir bölge olan Arktik’teki çevresel değişimleri ele alan yıllık rapora verdiği desteği çekti. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin (National Oceanic and Atmospheric Administration – NOAA) iletişim direktörü Kim Doster, Salı günü yaptığı açıklamada, federal kurumun 2006’dan bu yana bilim insanlarına ve kamuoyuna bölgedeki çevresel gelişmeler hakkında güncel bilgiler sunan Arktik Rapor Kartı’na (Arctic Report Card) verdiği desteği geri çektiğini söyledi.
Hükümetin neden desteğini sonlandırdığına ilişkin bir açıklama yapmayan Doster, New York Times gazetesine verdiği demeçte, “2026 Arktik Rapor Kartı’nın koordinasyonu NOAA aracılığıyla yürütülmeyecek. NOAA’nın geçmişte bu rapora sağladığı tüm veriler toplanmaya ve kamuya açık olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Doster ayrıca, NOAA’nın diğer programlarının bölgede yürütülen ve “ulusal güvenlik, hava tahmini, seyrüsefer güvenliği ve kıyı topluluklarının ekonomik canlılığına” katkı sağlayan araştırmaları desteklemeyi sürdüreceğini belirtti.
Son 20 yıldır hakemli olarak hazırlanan söz konusu rapor, Arktik bölgesinin atmosferinde, okyanuslarında, donmuş su ve buz sistemlerinde ve tundrasında meydana gelen kritik değişimleri takip ediyor. İklim krizi, Arktik’i dünyanın en hızlı ısınan bölgesi haline getirirken, son yıllarda bölgede deniz buzullarında ciddi kayıplar, karbon yutağı işlevinin tersine dönmesi ve ekosistemlerde büyük değişimler yaşandı.
Deniz Buzları Son 47 Yılın En Düşük Seviyesinde
2025 Arktik Rapor Kartı’nda bilim insanları, Ekim 2024 ile Eylül 2025 arasındaki dönemde Arktik genelindeki yüzey sıcaklıklarının 1900’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştığını tespit etti. Raporda ayrıca, Mart 2025’te Arktik kış deniz buzunun yıllık maksimum alanının, 47 yıllık uydu kayıtları boyunca görülen en düşük seviyeye gerilediği ortaya konuldu.
Bu arada, karadaki gelişmelere ilişkin olarak raporda, buzulların sürekli olarak kaybedilmesinin küresel deniz seviyelerinin istikrarlı biçimde yükselmesine katkıda bulunduğu belirtildi. Bu durum, Arktik topluluklarının su kaynaklarını tehdit ederken yıkıcı selleri tetikliyor ve heyelan ile tsunamilerden kaynaklanan riskleri artırıyor.
Raporda ayrıca, Alaska Arktiği’ndeki 200’den fazla havzada – yağmur ve eriyen karların kuzeye doğru akarak Arktik Okyanusu’na ulaştığı geniş kara alanlarında çözülen donmuş topraklardan açığa çıkan demir ve diğer elementlerin son 10 yıl içinde nehirleri ve akarsuları turuncuya çevirdiği tespit edildi.
“Paslanan nehirler” olarak adlandırılan bu akarsularda, söz konusu süreç suyun asitliğini artırırken, yüksek düzeylerdeki toksik metaller de su kalitesini bozdu. Bunun sonucunda sucul yaşam alanları, kırsal bölgelerin içme suyu kaynakları ve geçim amaçlı balıkçılık olumsuz etkilendi.
Trump Yönetimi İklimle İlgili Her Türlü Girişme Kayıtsız Kalıyor
Öte yandan, raporun editörlerinden ve Colorado merkezli Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi’nde (National Snow and Ice Data Center) görev yapan bilim insanı Twila Moon, şunları söyledi:
“ABD bir Arktik ülkesidir. Arktik yalnızca uzakta bulunan bir yer değil. Aynı zamanda bizim ulusal coğrafyamızın bir parçası. Orada meydana gelen pek çok değişimin etkileri, ABD’nin orta enlemlerine, hatta daha güneydeki bölgelere kadar ulaşıyor. Rapordan çekilmek ABD’nin bilim alanındaki liderliğinden, çevresel istihbarat alanındaki liderliğinden geri adım atması anlamına geliyor ve bunun yol açtığı zarar da bambaşka bir boyut taşıyor.”
Joe Biden döneminde NOAA’nın yöneticiliğini yapan Rick Spinrad ise kararı “gerçekten kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Spinrad, rapora atıfta bulunarak, “Arktik’te neler olup bittiğine ilişkin temel referans noktası bu rapor. Yönetimin bu kararı neden aldığını anlamak benim için açık değil. Bunun, iklim değişikliğini daha iyi anlamayla bağlantılı her türlü girişime karşı duydukları isteksizlikle ilgili olduğunu yalnızca tahmin edebilirim” dedi.
Fon desteğinin iptal edilmesi, Trump yönetiminin iklim krizini ve bunun küresel etkilerini inceleyen hükümet öncülüğündeki araştırmaları engellemeye yönelik son adımı oldu. Trump yönetimi, geçen yılın ocak ayında yeniden göreve gelmesinden bu yana, içinde “iklim” ifadesi geçen bilimsel araştırmalara verilen desteği geri çekti. Yönetim ayrıca 368 milyon dolarlık kritik bir derin deniz gözlem sistemini ortadan kaldırmaya çalıştı ve iklim değişikliğine ilişkin önemli raporları hükümetin internet sitelerinden kaldırdı.


