Temmuz ortasında 20’li derecelerde gezinen sıcaklıklar ve aniden bastıran sağanaklar iklim inkarcılarının “Hani küresel ısınma?” sorusunu gündeme taşıdı. Bilimsel gerçek ise net: İklim değişikliği.
İklim krizinin son yıllarda hayatımıza soktuğu bir gerçek, mevsim normalleri dışında yaşanan hava olayları: Kurak geçen baharlar, kar yağışının özlemle beklendiği kışlar ve sıcaklıkların aniden düşerek sağanak yağışların oluştuğu yazlar…
Bu aşırı hava olayları insanların gündelik yaşamlarını olduğu kadar dünyaya ve doğaya dair algılarını da etkiliyor. İnsanlar yaşananlara açıklama getirmek istiyor. İklim inkârcıları ise bu ihtiyacı kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan çekinmiyor. Temmuz ayında sıcaklıkların 20’li derecelere düşmesi ve sağanak yağışları “Hani nerede iklim krizi?” başlıklarıyla sosyal medyada paylaşıyorlar.
Gerçekte ise cevap açık ve net: Neden insan kaynaklı iklim krizi!
İnsanların fosil yakıt kullanımı sonucu ortaya çıkan sera gazları atmosferde birikir. Biriken bu gazlar gezegeni battaniye gibi sararak yeryüzündeki ısıyı hapseder. Isınan hava ise çok daha fazla su buharı tutar. Biriken su enerjisi de kısa sürede boşalma eğilimi gösterir. Atmosferdeki bu enerji dengesinin bozulması sağanak yağışları getirirken sıcaklıkları da düşürür.
Öte yandan küresel ısınma gezegenin her bölgesinde sıcaklığın aynı derecede yükseldiği anlamına gelmez. Atmosferdeki rüzgâr yönleri ya da basınç sistemleri gibi dinamik hareketler farklı bölgelerde geçici serin günlere sebep olabilir. Bu günleri “hava biraz ısınınca iklim krizi diyenler neredesiniz” diyerek kullanmaya çalışan inkârcılar bilimsel verileri görmezden geliyor. Örneğin bilim insanlarının oluşturduğu World Weather Attribution’a göre Avrupa’yı etkisi altına alan son sıcak hava dalgasında 854 kentin %45’inde tüm zamanların sıcak hava rekoru kırıldı.
İnsan kaynaklı iklim krizi her gün yaşadığımız bir gerçek. Ve bu kriz beraberinde aşırı ve düzensiz hava olaylarını getiriyor. İnsanlar iklim krizini daha ne kadar reddedebilir?


