Yeni bir çalışma, resesyon dönemleri dışarıda bırakıldığında, yenilenebilir enerjinin küresel toplam enerji arzındaki büyümede ilk kez en büyük pay sahibi olduğunu ve bu artışın %71’ini tek başına güneş enerjisinin karşıladığını ortaya koydu. Yanı sıra Türkiye de, güneş enerjisi üretimindeki keskin artışın ardından 2025 yılında yenilenebilir enerji arzında dünyada dokuzuncu sırada yer aldı.
Energy Institute tarafından Ember ortaklığında ve Kearney ile KPMG iş birliğiyle yayımlanan son Dünya Enerji İstatistiksel İncelemesi (Statistical Review of World Energy) raporuna göre, Türkiye, güneş enerjisi üretimindeki keskin artışın ardından 2025 yılında yenilenebilir enerji arzında dünyada dokuzuncu sırada yer aldı.
Rapor, Türkiye’nin yenilenebilir enerji arzının geçen yıl 1,03 ekajoule (EJ) seviyesine ulaştığını gösterdi. Güneş enerjisi üretimi 2024 yılına göre %44 artarak ülkenin elektrik üretimindeki payını %10’un üzerine çıkardı ve güneş enerjisini Türkiye’de en hızlı büyüyen yenilenebilir enerji kaynağı haline getirdi.
Çalışma, resesyon dönemleri dışarıda bırakıldığında, yenilenebilir enerjinin küresel toplam enerji arzındaki büyümede ilk kez en büyük pay sahibi olduğunu ve bu artışın %71’ini tek başına güneş enerjisinin karşıladığını ortaya koydu.
Küresel enerji talebi 2025 yılında da yükselmeye devam etti; toplam enerji arzı %1,7 artarken, tüm temel enerji kaynakları üst üste ikinci yılda da rekor seviyeye ulaştı. “Aynı dönemde, küresel çapta güneş enerjisi üretimi %30 artarken batarya kapasitesi %66 oranında genişledi; bu durum, temiz enerji teknolojilerinin kaydettiği hızlı büyümeyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Elektrikli araçlar, veri merkezleri ve yapay zekanın yarattığı ek güç tüketiminin etkisiyle, elektrik talebi genel enerji tüketiminden daha hızlı büyümeye devam ederek %3 oranında artış gösterdi.
İlk kez, yeni elektrik talebinin tamamı düşük karbonlu kaynaklardan karşılandı. Bu sayede fosil yakıt bazlı üretim genel olarak düşüş gösterirken, yenilenebilir enerji ve hidroelektrik, kömürü geride bırakarak dünyanın en büyük elektrik üretim kaynağı haline geldi.
Büyük ekonomiler arasında elektrik talebinde %5’in üzerindeki oranla en hızlı büyümeyi kaydeden Çin, tek bir yılda Almanya’nın yıllık tüketimine eş değer miktarda ek elektrik tüketimi gerçekleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki elektrik talebi ise %3 artarak küresel ortalamayla paralel bir seyir izledi.
İnceleme ayrıca, veri merkezlerinin elektrik tüketimine ilişkin verileri de ilk kez sunarak küresel talebin 2025 yılında 788 teravat-saat (TWh) olduğunu ve bu toplamın %40’ının Amerika Birleşik Devletleri’nden kaynaklandığını tahmin etti.
Bulgular, küresel enerji dönüşümünün hız kazandığına işaret ediyor ancak artan talep, tüm temel enerji kaynaklarının kullanımda kalmaya devam etmesine neden oluyor.
Energy Institute Üst Yöneticisi Nick Wayth, açıklanan son verilerin enerji sisteminde kritik bir eşiğe gelindiğini gösterdiğini belirtti. Wayth, düşük karbonlu elektrik üretiminde tarihi kazanımlar yaşanırken, emisyonların da artmaya devam ettiğine dikkat çekti.
Wayth, “Dünya, enerji dönüşümü yolculuğunda kritik bir dönüm noktasında bulunuyor. Talep tarihi zirvelere ulaşmış olsa da yenilenebilir enerjinin hızlanan yayılımı, elektrik sistemlerini geniş ölçekte yeniden şekillendirmeye başlıyor. Yine de genel değişimin hızı dengesizliğini koruyor ve küresel emisyonlar yükselmeye devam ediyor” dedi.


