200’den fazla araştırmacının derlediği veri tabanlarına dayanan ve 45 bilim insanının kaleme aldığı yeni bir rapor, gezegenin hayatta kalmasına yönelik kapsamlı bir vizyon ortaya koymayı amaçlıyor. Rapor, iklim çöküşüne, siyasi aşırılığa ve ekonomik gerilimlere karşı bir alternatif sunuyor ve bu alternatifin hayata geçmesiyle eşitsizliğin azaltılabileceğini ve küresel ısınmanın belirli bir sınırda tutulabileceğini savunuyor.
Yeni bir rapor, gezegenin hayatta kalmasına yönelik kapsamlı bir vizyon sayesinde insanlığın yaşam standartlarını yükseltebileceğini, eşitsizliği azaltabileceğini ve küresel ısınmayı da 2 derecelik artış sınırında tutabileceğini öngörüyor.
Küresel gelir ve servet eşitsizliği üzerine çalışan uluslararası bir araştırma kuruluşu olan Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı (World Inequality Lab – WIL) tarafından hazırlanan Küresel Adalet Raporu, dünyayı iklim çöküşü, siyasi aşırılıkçılık ve giderek artan ekonomik ve toplumsal gerilimlere sürükleyen “çoklu krizi” aşmaya yönelik şimdiye kadarki en kapsamlı girişim olmayı hedefliyor.
Rapor, milyarderler için ağır servet vergileri, çalışma saatlerinde ciddi azaltmalar, beslenme alışkanlıklarında değişim ve yatırımın sanayi ve madencilik gibi maddi yoğun sektörlerden eğitim ve sağlığa kaydırılması gibi bir dizi radikal politika önerisi sunuyor.
WIL’in raporuna göre, bu ve benzeri önlemler uygulanırsa, dünya nüfusunun %89’unun gelirleri 2100 yılına kadar iki katına çıkabilecek ve küresel ısınma sanayi öncesi döneme kıyasla 2 derecenin altında tutulabilecek. World Inequality Lab’in eş direktörlerinden ve Paris School of Economics’ten dünyaca ünlü iktisat profesörü Thomas Piketty, “Büyük bir kültürel, entelektüel ve siyasi mücadele yaşanıyor ve hepimizin bu mücadelede bir rolü var” diyerek sözlerine şöyle devam etti:
“Trump ve Avrupa’nın ve dünyanın dört bir yanındaki küçük Trump’larla birlikte gördüğümüz ideoloji, sonunda işe yaramayacak. Günün sonunda, kaynakların ve gücün işbirlikçi bir şekilde yeniden dağılımına gelmek zorunda kalacağız çünkü aksi takdirde ortaya çıkacak sonuçlar hem çevre hem iklim hem de toplumsal açıdan felaket olacak.”
Rapor Yeterlilik Kavramını Merkezine Koyuyor
Küresel Adalet Raporu, geleneksel sol partilerin aşırı materyalist vurgusunu, birçok çevrecinin savunduğu ekonomik “büyümeme” yaklaşımının tartışmalı etkinliğini ve Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) sosyal etki analizlerinin eksikliğini de eleştiriyor. Rapor bu sınırlı görüşleri, eşitsizlik çalışmaları, iklim bilimi ve dünyanın finansal mimarisini reforme edebilecek bir siyasi koalisyon oluşturma önerilerini birleştirerek gidermeyi hedefliyor. “Gezegen sınırları içinde eşitlik ve refah planı” olarak tanımlanan bu çalışma, dünya genelinden 200’den fazla araştırmacının derlediği veri tabanlarına dayanan 45 yazarın ürünü.
Raporun merkezinde “yeterlilik” kavramı yer alırken, bu kavram, insanların doğal yaşamı sürekli tüketim ve birikim baskısı olmadan da sağlıklı ve refah içinde yaşayabileceği fikrine dayanıyor. Bunu gerçekleştirmek için de yazarlar üç temel adım öngörüyor:
- Yıllık ortalama çalışma süresinin 2.100 saatten 1.000 saate düşürülmesi yani yaklaşık 2,5 günlük çalışma haftası,
- İnsanların, ormansızlaşma ve ekolojik yıkımın başlıca nedenlerinden biri olan kırmızı et tüketimini azaltmaya teşvik edilmesi,
- Ekonominin düşük tüketimli alanlara yönlendirilmesi ve bunun için eğitim harcamalarının kişi başına 8.400 Euro’nun, sağlık harcamalarının ise 14.400 Euro’nun üzerine çıkarılması.
Raporu değerlendiren Prof. Piketty, “Eğitim ve sağlıktaki ekstra bir Euro GSYİH, üretim sektöründeki bir Euro’ya kıyasla üç ila dört kat daha az maddi ayak izine ve enerji tüketimine sahip. Bu nedenle sektörel kaymalar son derece önemli” yorumunda bulundu.
Hedef, En Yoksulun Servet Payını %2’den %30’a Yükseltmek
Raporun sunduğu planın merkezinde ise eşitsizlik ile mücadele yer alıyor. Buna göre, yüzyılın sonunda dünya genelinde kişi başına ortalama gayri safi millî gelirin aylık 5.000 Euro’ya yükselebileceği öngörülüyor. Bu, neredeyse herkes için artış anlamına gelirken en büyük kazançlar Küresel Güney’de olacak. Ancak istisna, iklim krizinin en büyük sorumlularından olan ve ağır vergilendirilecek süper zenginler olacak. Plan kapsamında milyarderlerin küresel servet içindeki payı %6’dan %0,05’e düşerken, dünya nüfusunun en yoksul %50’sinin servet payı %2’den %30’a yükselecek
Diğer bir öncelik ise emisyonları mümkün olduğunca sıfıra yaklaştırarak iklim risklerini azaltmak. Rapor, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) ortaya koyduğu üç orta vadeli karbonsuzlaşma senaryosunu 2100 yılına kadar genişletiyor. En iddialı senaryoya göre, sermaye en zengin bireylerden yenilenebilir enerjiye kaydırılarak 2050’ye kadar enerji sisteminin tamamen karbonsuzlaştırılması ve elektrifikasyonu hedefleniyor. Ayrıca çalışma saatlerinin azaltılması ile beslenme ve ekonomik faaliyetlerdeki değişimlerin de ek emisyon düşüşleri sağlayacağı düşünülüyor.


