İber Yarımadasını felç eden elektrik kesintisinden bu yana tam bir yıl geçti. Bu süre zarfında yapılan araştırmalar, ilk iddiaların aksine, elektrik şebekesinin çöküşünün ardında sistemsel bir hatalar zinciri yattığını ortaya koydu. Macar düşünce kuruluşu Energiaklub’un Enerji Programı Yöneticisi András Perger’e göre kesintiden çıkarılacak en büyük ders, şebekeleri modernize etmek.
YAZI: András Perger
28 Nisan 2025’te İspanya ve Portekiz’de meydana gelen büyük elektrik kesintisinin nedenlerine dair tartışma, henüz elektrik tedariki yeniden sağlanamamışken başladı. Bu ilgi şaşırtıcı değil: İber Yarımadasının karanlığa gömülmesi, modern hayat üzerinde muazzam bir etkiye sahip, toplumsal açıdan çok önemli bir olaydı. Toplumsal olarak devamlı ve giderek artan bir elektrik tedarikine ihtiyaç duyuyoruz. Günümüzün ihtiyaçları göz önüne alındığında, elektrik kesintilerinin anlamı, 1980lerde olduğundan farklı. O günlerde apartmanlarda elektrik kesildiğinde, evin stratejik noktalarında mumlar yakardık. Ancak artık kesintiler – özellikle geçen sene yaşanan gibi bir kesinti – ülkeleri kelimenin tam anlamıyla durdurabiliyor ve bu nedenle farklı bir anlam kazanıyor.
Dünyada bir teknolojik dönüşüm yaşanıyor: Toplumun ve ekonominin işleyişini belirleyen sistemlerin dijitalleşmesi ve elektrifikasyonu ile birlikte, toplumsal, ekonomik ve kültürel etkileri olan köklü bir değişime tanıklık ediyoruz. Teknolojik sistemlerde ise her zaman; bir tür teknik hata, insan hatası, dış etken, hatalı düzenleme veya bunların bir kombinasyonu nedeniyle medyana gelebilecek arızalara hazırlıklı olmak gerekir. Bu durumun gelecekte de değişmesi beklenmiyor.
Olaydan sonra birçok kişi, hızla yenilenebilir enerji kaynaklarını sorumlu tuttu. Bazı kişilerin neredeyse anında, yalnızca birkaç saat geçtikten sonra, kesintinin nedenini “biliyor” olması ve genellikle de yenilenebilir enerji kaynaklarına işaret etmesi, gülünçtü. Nitekim devasa, karmaşık sistemleri etkileyen bu ölçekteki olaylar, nadiren tek ve açıkça görülebilen bir nedene bağlanabilir.
Ancak şimdi, neredeyse bir yıl süren ve çok sayıda ülkeden uzmanın katılımıyla hazırlanan 470 sayfalık rapordan da görüleceği üzere, şeytan ayrıntıda gizliydi.
Kesinti Tek bir Hata Sonucunda Gerçekleşmedi
İncelemenin önemli bir bulgusu; elektrik kesintisinin tek bir hatanın sonucunda değil, birçok faktörün talihsiz şekilde bir araya gelmesi nedeniyle gerçekleşmiş olması. Büyük hızla gerçekleşen ve birbiriyle etkileşim hâlinde olan faktörler bir araya geldi ve sistemi yönetilemez bir durumla karşı karşıya bıraktı.
- İlk olarak gerilim dalgalanmaları ve salınım olayları başladı…
- Ardından birçok santralın, özellikle güneş enerjisi sistemlerinin, invertörleri otomatik olarak durdu ve şebekeden ayrıldı…
- Daha sonra oluşan aşırı gerilim, bir dizi başka kesintiye yol açtı…
- İspanya sistemindeki sorun, Portekiz’i de etkiledi…
- İber Yarımadası’ndaki elektrik sistemi Avrupa şebekesinden koptu…
- Elektrik tedariki kesildi.
Geçiş Dönemi
Teknik terimlerin ve ayrıntıların ötesine bakarsak, sistemin birçok unsurunun işleyişinde, birlikte ortaya çıkması beklenmeyen küçük veya büyük tuzaklar gizli olduğunu görürüz. Doğal olarak, İspanya’da oldukça yüksek olan yenilenebilir enerji kapasitesi, olayların seyrinde rol oynadı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşmasının, sistemin işleyişi açısından daha önce görülmemiş sorunları gündeme getirdiğini göz ardı edemeyiz. Yaygınlaşmanın hızlı olduğu durumlarda ise şebeke ve sistemin iletimi, teknik veya idari açıdan gelişmelere ayak uyduramayabilir. Ancak somut teknik sorunların henüz öngörülmemiş şekilde bir arada ortaya çıkması gibi durumlar, her sistemde yaşanabilir.
Şu anda bir geçiş dönemindeyiz: Merkezi ve büyük santrallere dayanan bir üretim sisteminden, çok sayıda küçük ölçekli ve genellikle dalgalı bir şekilde üretim yapan santrallerin hakim olduğu bir sisteme geçiyoruz. Bu enerji dönüşümünün yaklaşık üçte biri ila yarısı arasında bir noktadayız.
Tüm Avrupa’da Şebeke Modernizasyonu Gerekiyor
İber Yarımadasındaki kesintinin dersleri herkes tarafından anlaşılmalı, sonuçlar ciddiye alınmalı ve modernizasyon sürecinde gerekli adımlar atılmalıdır – sadece İspanya’da değil, Avrupa’nın her yerinde.
İber Yarımadasının devre dışı bırakılmasıyla sonuçlar izole edilmiş gibi göründü. Acank yerel olayların, birbirine bağlı olan Avrupa elektrik şebekesinde sistemsel düzeyde sorunlara yol açabileceği de açıkça görüldü. Bu nedenle yalnızca ulusal işletme uygulamalarının iyileştirilmesi yeterli değil. Aynı zamanda izleme, veri alışverişi ve sistemi yönetimi aktörleri arasındaki koordinasyonun da güçlendirilmesi gerekiyor.
İyi haber şu ki, çözümler bugün bile mevcut. Yaşanan krizden çıkarılması gereken ders, yenilenebilir enerji kaynaklarının hızlı yaygınlaştığı değil; şebeke işletimi, düzenleme ve sistem esnekliğinin, dönüşen enerji sistemine ayak uydurması gerektiğidir.


