COP31’e ev sahipliği yapacak olan Antalya, yüzyıl sonuna doğru daha sıcak, daha kurak ve yaşam koşullarının zorlaşacağı bir iklime sürükleniyor. Bilimsel çalışmalar, bugün serin kabul edilen iç kesimlerin bile “sıcak bölge” kategorisine gireceğini gösteriyor. Kıyı kesimlerinin ise bu dönüşümden daha sert etkileneceği ve turizme elverişli bölgelerin belirgin biçimde daralacağı öngörülüyor. En olumsuz senaryoda, bugün 10-12 derece aralığında seyreden ortalama sıcaklıkların özellikle kıyı bölgelerde yüksek olmak üzere 18-20 dereceye kadar çıkabileceği hesaplanıyor. Uzmanlar, su kaynaklarından tarıma ve turizme kadar uzanan risklere karşı vakit kaybetmeden önlem alınması gerektiği uyarısında bulunuyor.
YAZI: Doç. Dr. Kaan Işınkaralar
COP31’e ev sahipliği yapacak olan Antalya, iklim değişikliğinin en somut ve hızlı hissedileceği bölgelerden biri olmaya aday. Bilimsel çalışmalar, yüzyıl sonuna kadar bölgede sıcaklıkların belirgin biçimde artacağını ve özellikle kıyı kesimlerinde iklim konforunun – yani insanların rahat hissettiği sıcaklık, nem ve rüzgâr gibi iklimsel parametrelerin – ciddi şekilde azalacağını gösteriyor. Turizm ve tarım gibi Antalya ekonomisinin önde gelen sektörlerini doğrudan etkileyecek bu değişimler, acil uyum politikaları geliştirilmesini zorunlu kılıyor.
En Büyük Değişim Kıyı Bölgelerinde Yaşanacak
Kastamonu ve Hiroşima üniversitelerinden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü araştırmalar, Antalya bölgesinin iklim değişikliğinden en olumsuz etkilenen bölgeler arasında yer alacağını ortaya koyuyor. Çalışmalara göre yüzyıl sonuna kadar bölgede hem sıcaklıklar hem de nem ve iklim konforu açısından önemli değişimler yaşanacak.
Kıyı bölgelerinin bu değişimlerden en fazla etkilenecek alanlar arasında bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, önümüzdeki yıllarda daha sıcak ve daha kuru iklim koşullarının oluşabileceği uyarısında bulunuyor.
10-12 Derecelik Ortalama Sıcaklıklar 18-20 Dereceye Ulaşabilir
Antalya’da beklenen sıcaklık artışları, araştırmanın en çarpıcı bulguları arasında yer alıyor. Günümüzde Antalya Havzası’nın yaklaşık yüzde 30’unda yıllık ortalama sıcaklıklar 10-12 derece arasında. Ancak emisyonların 2020’den itibaren azalmaya başladığı – dolayısıyla şartlarını henüz karşılayamadığımız – iyimser senaryoda dahi yüzyıl sonunda bu sıcaklıklar 14-16 dereceye ulaşacak. Emisyonların artmaya devam ettiği daha olumsuz senaryoda ise aynı bölgenin 18-20 derece gibi çok daha yüksek bir sıcaklık ortalamasına ulaşacağı tahmin ediliyor.
Bu düzeyde ciddi bir ısınma; doğal ekosistemler, su kaynakları ve insan yaşamı üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir. Ortalama sıcaklıkların 2-4 derece yükselmesi, yerel ölçekte büyük bir kaymaya işaret eder. Bu gibi artışlar, küresel ısınma kapsamında ‘‘yüksek etki’’ kategorisinde değerlendiriliyor.
Nem Oranı Azalacak
Antalya Havzası’ndaki nem değerleri ise bugün %60 ile 66 arasında değişiyor. Bölgenin yaklaşık üçte birinde nem oranları %64-66 arasında seyrediyor. Ancak geleceğe yönelik tahminler, bu tablonun değişeceğine işaret ediyor.
Küresel emisyonların yüzyıl ortasına kadar artmaya devam ettiği ortalama iyimserlikte bir iklim senaryosuna göre, yüzyıl sonuna kadar bölgenin neredeyse %40’ında nem oranının %62-64 aralığına gerilemesi bekleniyor. Böyle bir azalma, tarımsal üretim ve su kaynakları üzerinde baskı oluşturacak daha kuru bir iklim anlamına geliyor.
Turizme Uygun Alanlar Belirgin Biçimde Daralacak
İklim konforuna ilişkin göstergeler, Antalya kıyıları için kaygı verici bir tablo ortaya koyuyor. Günümüzde bölgenin kıyı bandı turizm için uygun iklim koşulları sunarken, yüzyıl sonuna doğru bu alanın %97’sinin belirgin biçimde daralması bekleniyor.
Günümüzde, Antalya’nın çeşitli bölgeleri “konforlu”, “serin” ve “soğuk” olarak sınıflandırılıyor. Bölgede “konforsuz” olarak sınıflandırılan hiçbir alan bulunmuyor. Ancak emisyonların artmaya devam ettiği kötümser senaryoda, yüzyıl sonunda Antalya Havzası’nın dörtte biri “sıcak ve konforsuz” iklim kategorisine girecek. Bu yeni durum, özellikle kıyı turizmi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
Değişen İklim Koşullarına Karşı Stratejiler Geliştirilmeli
Ortaya çıkan bu tablo, Antalya Havzası için acil uyum politikalarını zorunlu hâle getiriyor. Su kaynaklarının daha verimli kullanılması, tarımda kuraklığa dayanıklı yöntemlerin geliştirilmesi ve turizm sektörünün değişen iklim koşullarına göre yeniden planlanması büyük önem taşıyor. Çalışmanın araştırma ekibinde yer alan şehir plancısı Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, bugün alınmayan önlemlerin gelecekte çok daha ağır ekonomik ve çevresel sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor.
İklim değişikliğinin etkilerini tamamen engellemek mümkün değilse de, doğru stratejilerle azaltmak ve hafifletmek mümkün. Antalya Havzası’na yönelik uzun vadeli planlamalar ve sürdürülebilirlik politikaları, bölgenin geleceği açısından hayati önem taşıyor.


