Avrupa Birliği enerji güvenliğini sağlamak için temiz elektrik üretimini artırmaya çalışırken, mevcut elektrik şebekeleri yeni yenilenebilir enerji santrallarını bağlamak ve artan talebi karşılamak için yeterli kapasiteye sahip değil. Yeni bir analize göre, AB’de planlanan en az 120 GW’lık proje şebeke kısıtları nedeniyle risk altında.
Avrupa Birliği’ne üye birçok ülkede şebeke gelişiminin enerji dönüşümünün gerisinde kaldığı, bu nedenle de büyük miktarlarda yenilenebilir enerji projesinin bağlantı kuyruklarında beklediği ortaya çıktı. Küresel enerji dönüşümüne odaklanan bağımsız bir düşünce kuruluşu olan Ember’in bulgularına göre, en fazla yeni rüzgar ve güneş kapasitesi beklenen ülke şebekeleri en hazır durumda.
Bunun yanı sıra sanayi tesisleri üretimi artırmak için ihtiyaç duydukları elektrik arzını güvence altına almakta yıllarca süren gecikmelerle karşı karşıya kalıyor. Veri merkezi geliştiricileri ise daha güvenilir ve hızlı şebeke bağlantısı sunan bölgelere yöneliyor.
Üretim tarafında, 20 ülkenin verilerine göre 2030 yılına kadar planlanan yenilenebilir enerji kapasite artışı ile mevcut şebeke kapasitesi arasında 120 GW’lık bir açık bulunuyor. Ancak düşünce kuruluşuna göre bu rakam muhtemelen daha da yüksek, çünkü Almanya ve İtalya gibi bazı ülkeler şebeke kapasitesi verilerini paylaşmıyor.
Şebeke verisi paylaşan ülkelerin yarısında yeni santralları bağlamak için gerekli kapasite bulunmuyor. En büyük kısıtların Avusturya, Bulgaristan, Letonya, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya ve Slovakya’da görüldüğü belirtiliyor.
1,5 Milyon Çatı Tipi Güneş Enerjisi Projesi Beklemede
17 ülkede ise 2030’a kadar planlanan rüzgar santrallarının ve büyük ölçekli güneş projelerinin üçte ikisinden fazlası, şebeke bağlantısındaki gecikmeler nedeniyle risk altında. Konut segmentinde, toplam 16 GW kapasiteye sahip yaklaşık 1,5 milyon çatı tipi güneş enerjisi projesi bağlantı gecikmeleriyle karşı karşıya kalma riski altında. Bunun nedeni, veri paylaşan ülkelerin yarısında 2030’a kadar beklenen küçük ölçekli güneş enerjisi büyümesini karşılayacak yeterli şebeke kapasitesinin bulunmaması.
Slovenya, konut tipi güneş enerjisi projeleri açısından en yüksek riskle karşı karşıya. Rapora göre ülkedeki tüm hanelerin %32’si yetersiz şebeke kapasitesinden etkilenebilecek. Örneğin Slovenya 2030’a kadar 300 bin çatı tipi güneş enerjisi projesi beklemesine rağmen mevcut şebeke bu projeleri bağlayacak kapasiteye sahip değil.
Buna karşılık Yunanistan’da 2030’a kadar 800 binden fazla hanenin çatı güneş sistemi kurması bekleniyor ve Hırvatistan da 200 bin benzer proje planlıyor ve bu projelerin tamamının şebekeye bağlanabileceği belirtiliyor. Ember ayrıca, bu rakamların, veri paylaşan sekiz ülkede hâlihazırda şebeke bağlantı kuyruklarında bekleyen yaklaşık 700 GW’lık yenilenebilir enerji kapasitesine ek olarak geldiğini vurguluyor.
Kablo Dışı Çözümler Önemli Ek Kapasite Sağlayacak
Elektrik talebi açısından bakıldığında, veri paylaşan sekiz ülkeden altısında şebeke kapasitesi, hanelerin üçte birine kadarının yeni bir ısı pompası veya elektrikli araç şarj cihazı bağlamasına olanak sağlayacak düzeyde. Ancak Polonya ve İspanya’daki hanelerin ciddi kısıtlarla karşılaşabilecekleri belirtiliyor.
Sanayi talebi söz konusu olduğunda ise, yeni yükler için iletim şebekesi kapasitesi verisi paylaşan yedi ülkenin dördünde büyük sanayi tesislerini bağlamak için yeterli kapasite mevcut. Buna karşılık Avusturya, Bulgaristan ve Romanya, mevcut kapasitenin sıfır olduğunu bildiriyorlar.
Dolayısıyla bütün bu darboğazları aşmak için Avrupa ülkelerinin idari süreçleri hızla gözden geçirmesi ve kablo dışı çözümleri devreye alması gerekiyor. Ember’a göre bu tür çözümlerin uygulanması, hem yeni temiz enerji üretimi hem de veri merkezleri gibi yeni talep türleri için alan yaratacak.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) tahminlerine göre de, şebeke iyileştirme teknolojileri ve esnek bağlantı anlaşmaları gibi kablo dışı çözümler, Avrupa genelinde 140 GW ile 185 GW arasında ek kapasitenin önünü açabilecek. Nitekim Ember da IEA’nın bu değerlendirmesine dikkat çekiyor.


