Ulusal hükümetler tarafından açıklanan mevcut planların, sıcaklık artışını yaklaşık 2.3 derece ila 2.5 derece arasında bir seviyeye çıkmasına neden olması beklenirken, yeni bir rapor, yenilenebilir enerjinin ölçeğinin büyütülmesi, ulaştırma, ısıtma ve sanayi gibi kilit sektörlerde elektrifikasyonun yaygınlaşmasıyla 1.5 derece iklim hedefine hâlâ ulaşılabileceğini belirtiyor…
Yeni bir değerlendirmeye göre, hükümetler sera gazı emisyonları konusunda kararlı bir eyleme girişirse, dünyanın iklim krizinin en yıkıcı etkilerinden kaçınması ve 1,5 derece hedefini yakalaması hâlâ mümkün.
Kâr amacı gütmeyen bir iklim bilimi ve politika araştırma kuruluşu olan Climate Analytics’in hazırladığı rapor, hükümetlerin mevcut hedeflerinin yetersiz olduğunu, bunların hızla revize edilmesi gerektiğini belirtiyor ve yenilenebilir enerjinin hızla ölçeklendirilmesiyle birlikte ulaştırma, ısıtma ve sanayi gibi kilit sektörlerin elektrifikasyonunun acilen artırılması çağrısında bulunuyor.
Bu arada Dünya liderleri, Pazartesi günü başlayacak COP30 iklim zirvesi öncesinde, Perşembe ve Cuma günleri Brezilya’da Amazon Nehri’nin ağzına yakın küçük bir şehir olan Belém’de bir araya gelerek iklim krizini tartışacaklar. Küresel sıcaklıklar Paris Anlaşması’nda belirlenen 1,5 derece sınırını son iki yıldır aşmış durumda.
Bu hafta yayımlanan Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) raporuna göre, ulusal hükümetler tarafından açıklanan mevcut planlar, sıcaklık artışını yaklaşık 2,3 derece ila 2,5 derece arasında bir seviyeye çıkmasına neden olacak. Bilim insanlarına göre bu, aşırı hava olaylarında büyük bir artışa ve dünyanın önemli doğal sistemlerinde yıkıcı zararlara yol açacak bir düzey.
Kritik Eşik Aşılmamalı
Climate Analytics araştırma grubu ise, kendi yol haritalarının ısınmanın 2050 öncesinde 1,7 derecede zirve yapmasını sağlayabileceğini söylüyor. Ayrıca, fosil yakıtların aşamalı olarak terk edilmesi ve karbon yakalama gibi teknolojilerin kullanılmasıyla, sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 1,5 dereceye düşürülebileceğini belirtiyor.
Yine de bu durum, 1,5 derece eşiğinin aşılma tehlikesini ortadan kaldırmayacak. Bilim insanları, Dünya daha fazla ısındıkça tetiklenebilecek birkaç kritik “eşik noktasının” farkında. Bunlar arasında Grönland buz tabakasının erimesi ve Amazon Yağmur Ormanları’nın bir karbon yutağı olmaktan çıkıp, atmosfere karbon salan bir kaynağa dönüşme olasılığı gibi riskler bulunuyor.
Bu olayların hangi sıcaklık aşamalarında gerçekleşebileceği belirsiz olsa da, ısınmadaki her bir kesirlik derece bile risk anlamına geliyor. Yakın tarihli bir araştırmaya göre, ısınan denizlerde mercanların ağarmasıyla ilgili önemli bir eşik noktasının çoktan aşılmış olabileceği tahmin ediliyor.
Climate Analytics’in CEO’su Bill Hare ise son durum hakkında şunları söyledi:
“1,5 derece eşiğinin aşılması, siyasi bir başarısızlıktır ve aksi takdirde önlenebilecek hasarların ve kritik eşik risklerinin artmasına yol açacaktır. Ancak bu yol haritası, 2100 yılına kadar ısınmayı 1,5 derecenin oldukça altına çekmenin hâlâ elimizde olduğunu gösteriyor. Bu güvenlik sınırının üzerinde geçireceğimiz zamanı mümkün olduğunca sınırlamak zorundayız. Ancak böylece geri döndürülemez iklim hasarları ve eşik noktalarının aşılmasının yol açacağı yıkımı en aza indirebiliriz.”
Mevcut Durumda Emisyonlar 2035’e Kadar Sadece %10 Azalacak
Öte yandan 10 Kasım’da başlayacak olan COP30’da, tüm ülkelerin 2015 Paris Anlaşması kapsamında ulusal iklim planlarını açıklamaları bekleniyor. “Ulusal Katkı Beyanları” (NDC) olarak adlandırılan bu planlar, karbon azaltım hedeflerini ve bunlara ulaşmak için izlenecek önlemleri ortaya koyuyor. Ancak COP30 öncesinde ülkelerin yarısından daha azı NDC’lerini sunmuş durumda ve sunulanların birçoğu da yetersiz.
UNEP’in analizine göre mevcut NDC’ler, sanayi öncesi seviyelere kıyasla dünyanın yaklaşık 2,5 derece ısınmasına yol açacak ve bu artış 2,8 dereceye kadar çıkabilecek. Bu düzey, potansiyel olarak geri döndürülemez değişimleri tetikleyebilecek.
BM’ye göre mevcut NDC’ler, 2035 yılına kadar karbon emisyonlarında yalnızca yaklaşık %10’luk bir azalma anlamına geliyor. Climate Analytics’e göre de, sıcaklık artışının 1,7 derece ile sınırlanabilmesi için emisyonların 2030 yılına kadar 2019 seviyelerine kıyasla yaklaşık beşte bir oranında düşmesi, 2030’lu yıllarda ise her yıl %11 azalması gerekiyor. Metan emisyonlarının da 2035’e kadar %30 oranında azaltılması gerekli.
Climate Analytics’ten kıdemli uzman Neil Grant ise özellikle son beş yılda iklim eyleminde çok değerli bir zaman kaybı yaşandığını vurgulayarak ekledi:
“Ancak aynı zamanda yenilenebilir enerji ve batarya teknolojilerinde küresel ölçekte rekorların kırıldığı bir devrime de tanıklık ettik. Bu rüzgarı arkamıza alarak temiz enerji geleceğimizi hızlandırabilir ve kaybettiğimiz zamanı telafi edebiliriz.”




