Ana Sayfa » Analiz » COP23’te İlk Hafta Neler Yaşandı?
Analiz

COP23’te İlk Hafta Neler Yaşandı?

Bonn’da Fiji Başkanlığı’nda yapılan iklim zirvesinde ilk hafta geride kaldı. İklim zirvesinin ilk haftasında müzakereler, Paris Anlaşması’nın uygulama kuralları (Kural Kitabı), 2020 Öncesi İklim Eylemi ve 2018 Kolaylaştırıcı Diyalog (Talanoa Dialogue) başlıklarında yoğunlaştı. Türkiye’nin iklim fonlarına ulaşımla ilgili özel gündemi için ise Almanya Çevre Bakanlığı Müsteşarı Jochen Flasbarth, Fiji tarafından arabulucu olarak görevlendirildi. Zirve’nin ilk haftasına ise çeşitli ülkelerin ve kurumların yaptığı önemli duyurular damga vurdu.

Bonn’da geçtiğimiz hafta başlayan müzakereler hızla devam ederken gündemin ilk maddesi Kural Kitabı oldu. Paris Anlaşması’nın Kural Kitabı’nın 2018 yılında tamamlanması gerekirken bu kapsamda, Bonn’da bürokratlar, iklim adaptasyon fonunun kalıcı hale getirilmesi, en çok riske maruz kalan yoksul ülkelerin farklı düzeylerdeki ihtiyaçlarının karşılanması gibi önemli konularda tartışmalar yürüttüler. Önemli aşama kaydeden bürokratlar, politik kararları alacak olan bakanların zirveye katılacağı ikinci hafta için gerekli hazırlığı yaptılar. Ancak, ortak kuralların nasıl ve ne zaman belirleneceği ve ülkelerin iklim planlarının (ulusal niyet beyanları) kurallarının ne kadar detaylı olacağı gibi politik soruların tartışmaları devam ediyor.

Zirve’de yaşanan bir önemli gelişme ise 2018 Kolaylaştırıcı Diyalogunun, Talanoa Diyaloguna dönüşmesi oldu. Anlaşma’ya göre, tarafların 2018 yılı içerisinde, iklim değişikliği konusunda yaptıkları eylemlerin hepsi toplanıp, küresel mücadelede nerede olunduğunun hesaplanması gerekiyor. Fiji Başkanlığı ise ilgili kolaylaştırıcı diyalog sürecine, yeni bir vizyon ortaya koydu.

Talanoa, Fiji ve Pasifik Adaları’nda kullanılan bir geleneksel bir kelime. Katılımcı, şeffaf ve dahil edici biçimde yapılan toplantılar anlamına geliyor. Talanoa toplantıları, kolektif iyilik için hikayeler paylaşmak, empati geliştirmek ve bilge mesajlar vermek amacı ile yapılıyor. Fiji Başkanlığı’nın küresel mücadelede bulunulan yerin saptanacağı bu sürece, yapıcı, ortak güven ve saygıyı temel alan vizyonu anlaşmaya taraf devletler tarafından olumlu karşılandı.

 Türkiye’nin Gündemi de Masada!

Paris Anlaşması’nı geçen sene imzalamasına karşın halen parlamentodan geçirmeyen 28 ülkeden biri olan Türkiye’nin talepleri de zirvede masaya yatırılıyor. BM fonundan mali destek ve teknoloji transferi talep eden Türkiye, şartların yerine getirilmemesi halinde anlaşmayı TBMM’den geçirmeyeceğini duyurmuştu. Türkiye’nin özel gündemi için ise Almanya Çevre Bakanlığı Müsteşarı Jochen Flasbarth, Fiji tarafından arabulucu olarak görevlendirildi.

Amerika’nın Sözü : #WeareStillInn Hareketi

Trump’un Paris Anlaşması’ndan çekilme kararına karşı geçen yıl ABD’de birçok eyalet, belediye, şirket ve sivil toplum örgütü “Biz halen buradayız” deklarasyonu ile Amerika’nın Sözü hareketini başlatmıştı. 11 Kasım’da ise, yıl boyunca çeşitli kamu kuruluşları ve şirketler tarafından verilen sözlerin olduğu bir rapor yayımlandı.

Kaliforniya Valisi Edmund G. (Jerry) Brown Jr. ile ünlü iş adamı ve hayırsever Michael Bloomberg tarafından yayınlanan rapor, Amerika’da #bizhalaburadayız deklarasyonunu imzalayanların sayısının 2400’e ulaştığını gösterdi.

Raporda 25 trilyonu temsil eden ve yıllık 1.0 gigaton emisyon salan 20 eyalet, 110 Amerikan şehri ve 1400’den fazla şirketin emisyon azaltım hedefi bulunuyor. Bu hedeflerden dünyanın en büyük 6. ekonomisi olan Kaliforniya’nın, Paris Anlaşması’ndaki ulusal katkı beyanını örnek olarak hazırladığı iklim eylem planı özellikle göze çarpıyor. Kaliforniya 2030 yılına kadar emisyonlarını %40 azaltacağını belirtmişti.

Almanya’dan 100 Milyon Dolar Fon Katkısı

Zirvede ilk hafta birçok önemli duyuru da yapıldı. Almanya, zirvenin başında, Adaptasyon Fonu’na 50 milyon Euro ve En Az Gelişmiş Ülkeler Fonu’na 50 milyon Euro olmak üzere, 100 milyon Euro aktaracağını açıkladı.

İtalya’nın Kömürden Çıkış Planı

Diğer bir Avrupa ülkesi İtalya ise, 204 milyar dolar tutarındaki bir kaynağı altyapıya, yenilenebilir enerjiye ve enerji verimliliği gelişimine yatıracağını ve kömür santrallerini 2025 yılına kadar kapatacağını açıkladı. 10 Kasım’da Parlamento’da kabul edilen yeni enerji stratejisine göre, ülke 2030’a kadar enerjiden kaynaklanan emisyonları %39, 2050 yılına kadar ise %63 azaltacak. İtalya 2015 yılında elektriğinin %16’sını fosil yakıtlardan sağlamıştı.

Suriye Paris’i İmzalıyor, ABD Yalnız Kalıyor

Suriye, Zirve’nin ikinci gününde Paris Anlaşması’nı imzalayacağını açıkladı. Suriye’nin de Anlaşma’ya dahil olmasıyla birlikte, BM üyeleri ülkeler içinde, Dünya’da anlaşmayı imzalamayan tek ülke ABD kaldı.

52 Alman Şirketinden Merkel’e Çağrı: İklim Eylemini Yükselt

Telekomdan enerjiye, giyimden, gıdaya kadar birçok farklı alanda faaliyet gösteren 52 Alman şirketi, 11 Kasım’da ortak bir deklarasyon yayımlayarak Merkel’den ve Alman Hükümeti’nden iklim eylemini yükselmesini talep etti. Şirketler, ülkenin 2050 iklim eylem planının ekonomik yatırımları önceliklendiren bir reform planı olarak uygulanmasını, enerji dönüşümünün ve yenilenebilir enerji ile enerji verimliliği çalışmalarının hızlandırılmasını ve ulaşım sektörünün dönüştürülerek kapsamlı bir düşük karbonlu ulaşım stratejisinin geliştirilmesini talep etti. Deklarasyonu imzalayanlar arasında, Adidas, ENWB, Deutsche Telecom, Tchibo, Alba Group, Metro, Deutche Börse gibi alman devleri bulunuyor.

Greenpeace: Kömür Santrali’nde İnsan Yüzleri

Greenpeace, Bonn yakınındaki Neurath kömür santraline projeksiyonla insan yüzleri yansıtarak, kömürlü termik santrallerin hemen kapatılmasını talep etti. Greenpeace ve Pasifik Adalarından gelen aktivistler, Pasifik Adalarından insanların fotoğraflarını Alman santraline yansıtarak, zirveye ev sahipliği yapan Almanya’daki kömür santrallerine atıfta bulundu.

Kömür Veri Tabanı Tanıtımı Yapıldı

Alman çevre STK’sı Urgewald, kömür alanında faaliyet gösteren 770’in üzerinde şirketi kapsayan ve finans sektörü tarafından kömüre yaptıkları finansmanları durdurmakta kullanılabilecek bir veri tabanı tasarladı. Küresel Kömürden Çıkış Listesi (GCEL Global Coal Exit List) isimli veri tabanı, “kömür arama, kömür madenciliği ve nakliyatından kömüre dayalı elektrik üretimi ve kömürlü termik santrallerin kurulmasına kadar bir yelpazede faaliyet gösteren 770’den fazla şirket hakkında önemli istatistik bilgileri içeriyor.

GCEL’de yer alan şirketler, dünya kömür üretiminin %88’ni ve dünyadaki kömürlü termik santral kurulu gücünün %86’sını teşkil ediyor. Diğer kömür veri tabanlarının aksine, GCEL kömür madenleri ve kömüre dayalı elektrik üreticileriyle kısıtlı kalmıyor ve “hizmet” şirketi olarak adlandırılan 200’den fazla şirketi de kapsıyor. GCEL, kömürün gelir ve elektrik üretimindeki payının %30’dan yüksek olduğu şirketleri belirttiği gibi, yılda 20 milyon tonun üzerinde kömür üretimi yapan ya da birden fazla 10.000 MW kurulu gücünde kömürlü termik santral işleten şirketleri de listeliyor.